Dergah Sohbetleri Serisi

374. Dergâh Sohbeti — Riyâzatın Hakîkati, Şeytanın Sağdan Girmesi ve Japonya’dan Tebliğ

Gerçek Hürriyet ve İmtihanın Hikmeti

Gerçek hürriyet Allah’a kul olmaktır. Başka bir şey değildir. Buhrânlar, mutsuzluklar, sıkıntılar, sorunlar insanların bu dünyadaki imtihanıdır. Bu buhrânlar, sıkıntılar, problemler olmasaydı doğru yolda gidenler ile eğri yolda gidenlerin birbirlerinden farkı kalmazdı. Eğer bu sıkıntılar, problemler olmamış olsaydı insanlar hakla bâtılı ayırt edemezdi.

Başınıza gelen sıkıntılar, problemler toplumca, milletçe ve birey olarak, aile olarak bizim Kur’an ve sünnet tarîkinde neresinde olduğumuzu gösterir. Bunlara karşı olan duruşumuzla ölçülür. Hazret-i Mevlana der ya, bu dünyada bu sıkıntılar, bu problemler kalp altınla, yani bir şeyin sahtesi ile hakikisini ayırt etmek içindir. Bunların olmadığı zaman olmamış, bunların görülmediği, yaşanmadığı zaman olmamış.


İstidad, Fıtrat ve Güzel Ahlak

Bir kimsenin istidadı, o kimsenin yaratılışıdır, fıtratıdır. Bazıları insanların üzerindeki güzel huyları istidad olarak görmüşler; ona elverişli olmak gibi. Yahut da bir kimse sanat icra ediyor, ona elverişli olmak gibi. Bu güzel ahlak, insanın gayretiyle, mücadelesiyle, riyazatla sağlanabilecek şeydir. El sanatları küçüklükten itibaren uğraşılarak bir ustanın terbiyesiyle öğrenilecek şeylerdir. Bu noktada istisnalar kaideyi bozmaz. Her şeyi fıtrata yüklemek çok uygun değildir.


Riyâzatın Hakîkati: Önce Haramlardan Uzak Durmak

Riyazat bir kimsenin kendi üzerinde belli şeyleri kesmesidir. Eski sûfîler değişik usullerde meydana getirmişler. Bu noktada kesinlikle durduğumuz şey şudur: Eğer riyazat yapacaksak, riyazatı haramlardan elimizi, eteklerimizi, dilimizi, gözümüzü, kulağımızı kesmek olacak.

Haramlardan kendisini alıkoymayan bir kimsenin tasavvufî olarak başka riyazatlara girmesi şeytanın aldatmasıdır. Önce yalanı terk et. Önce gıybeti terk et. Önce sabah namazına kırk vakit kalk. Önce farz ibadetlerini yerine getir. Günah-ı kebâirlerle alakanı kes. Bu sana riyazat olarak yeter bu zamanda.

Farz ibadetlerini yerine getirmeyen, günah-ı kebâirlerden uzak durmayan bir kimsenin aç kalması beyhude bir şeydir. Gıybet eden bir kimsenin aç kalması riyazatla alakalı beyhude bir şeydir. Yalan söyleyen bir kimsenin aç kalması beyhude bir şeydir.

Bu devirde ilk önce bir kimse riyazat yapacaksa farz ibadetlerini yerine getirsin, haramlardan uzak dursun. Ondan sonra kendi iç âleminde az yemek, az uyumak, az konuşmak gibi ince edeplerle edeplenecek. Hadis-i kudsî der ki: Bir kimse farzları yerine getirmekle Allah’a en sevimli işi yapar. Nafilelerle de Allah’a yaklaşır ve Allah onu sever.


Halvet ve Cevvet: Halkın İçinde Hakkı Yaşamak

Bizim yolumuz Hazret-i Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin yoludur. Bu yolda kesret hali vardır. Biz çokluğun içerisinde yaşarız. İslam dini mağarada, mezrada yaşanacak bir din değildir. Sûfîlik mağarada yaşanacak bir yol değildir. Sûfî halkın içerisinde hakkı yaşamaya çalışır. Halkın içerisinde yaşamazsa o sûfî sûfî değildir.

Sûfîlik, halkın içerisinde halkın eziyetlerine katlanmak, halkın içerisinde Kur’an ve sünneti yaşayan birer tebliğci olmaktır. Bunun için bir mürşidin özel halvetine gerek yoktur. Biz kendi içimizde halvet, yaşadığımız şey ise cevvettir. Kendi içimizde vahdet, yaşadığımız daire ise kesrettir.


Havâss İlmi ve Ledünnî İlim

Havâss ilmi ile ledünnî ilmin arasında çok fazla bir fark yoktur. Kim Kur’an ve sünneti tam anlamıyla yaşarsa Allah ona bilmediklerini öğretir. Allah’ın bilmediklerini öğretmesi sûfîlerce ilm-i ledünnî veya havâss ilmi olarak görülmüştür. Bu ilmin vasıtası, sebebi de Allah’tır. Ama bunun yolu hadis-i kudsî ile başlar.

Bir kısım kendisini sûfî gösteren bazı kimseler farzlarda ve sünnetlerde gevşeklik yapıp kendilerinin havâss ilmine sahip olduklarını söylüyorlar ki bu aldatmacadan başka bir şey değildir. Kim Kur’an ve sünnete sımsıkı yapışırsa ve nafilelerle Allah’a yaklaşıp Allah’a âşık olursa Cenab-ı Hak onun kalbine havâss ilmini aktarır.


Şeytanın Sağdan Girmesi ve Ümmetin İmtihanı

Cenab-ı Hak ayet-i kerimesinde şeytanın insana önden, arkadan, sağdan, soldan saldıracağını bildirir. Hazret-i Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri de ‘Müminler bir vücut gibidir’ der. Müminler vücut gibiyse müminlere de önden, arkadan, sağdan, soldan saldıran şeytanî güç, kuvvet, bilgi ve akıllar olacaktır.

Şeytanın sağdan girmesi: bizdenmiş gibi görünür, dindenmiş gibi görünür, bize faydalı bir şey söylüyormuş gibi görünür. ‘Senin yaptığın gibi kimse namaz kılmıyor, senin zikrin gibi kimse zikretmiyor, sen olmasan bu cemaat toplanmaz’ der. Bu, bireye sağdan girmesidir.

Ümmete de sağdan girer: ‘Siz Türkiye Müslümanları olmasanız dünyada İslam batar, siz filanca cemaat olmasanız dünyada İslam batar, siz filanca tarikat olmasanız dünyada tarikatın adı mı kalır’ denir. Bunlar şeytanın sağdan girmesidir. Kendinizi Hazret-i Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin sözüyle tartın: ‘Sana hakkıyla kulluk edemedim ya Mağbud.’ Bunu burnumuzun ucunda göreceğiz.

Alim Görünümlü Sapkınlar

Abdullah b. Amr hadis-i şerifinde bildirilir ki: Allah ilmi, âlimlerin ruhlarını kabzedip ortadan kaldırarak alır. Bundan sonra bir kısım cahilleri kendilerine rehber edinirler. Bu câhiller, ilimleri olmadığı halde fetva verirler. Böylece hem kendileri sapıtır hem de halkı sapıtırlar. Bu sadece günümüzün hastalığı değildir; Âdem’den itibaren gelen bir hastalıktır.


Kadınları Zikrullahtan Alıkoymak: Büyük Bir Zulüm

‘Allah’ın mescidlerinde Allah’ın zikrini yasaklayanlardan daha zalim kim olabilir?’ ayet-i kerimesi açıktır. Birisinin zikrullah meclisine gelmeyi yasaklamak, onun affını yasaklamak gibi bir şeydir. Kim beni cemaat içinde zikreden kulumu af olmuş olarak kalksın diyor Cenab-ı Hak.

Eşleriniz sizden sinema istemiyor, eğlence istemiyor, bar pavyon istemiyor. Size dedikleri şey ‘beni zikrullaha götür.’ Kafanı kime kiraya verdin? Şeytan senin beynine girdi. İnsanların kadınları her türlü gayr-i meşrûda koşarken senin kadının Allah’ın zikrini istiyor. O kadını al da başına tak, o kadını al sırtında götür zikrullaha.

Kim bir kimsenin hayrını engellerse iki ayaklı şeytandır. Kim birisinin zikrini, namazını, orucunu, örtüsünü, tesettürünü, Kur’an’ını, sünnetini engellerse iki ayaklı şeytan olur. Aklını, kalbini, ruhunu, bedenini şeytana satmıştır. Acilen onun kelime-i şehadet getirip tecdîd-i iman, tecdîd-i nikah etmesi gerekir.


Geçmiş Semavî Dinler ve İslam

Âdem’den beri gelen bütün dinler İslam’dır. Âdem aleyhisselamdan beri gelen dinlerin arasında çok fazla bir farklılık yoktur. Ama zaman geçtikçe dinlerin İslam medeniyetine tekâmül ettiği, olgunlaştığı görülür. Hadis-i şerifte ‘Benden önce dinin yüzde ikisi yaşandığı, benim zamanımda yüzde yirmi beşi yaşanıyor, âhir zamanda da kalan yüzde yirmi beşi yaşanacak’ buyrulmuştur.

Yahudilere de namaz farz kılındı, aynı bizimki gibi. İsevilere de farz kılındı, aynı bizimki gibi. Ayet-i kerimede ‘Geçmiş ümmetlere farz kılındığı gibi’ buyurulur. Zannetmeyin İsa aleyhisselamın namaz kılmasının bizdekinden farklı olduğunu. Geçmiş semavî dinler sonradan dindarlar tarafından bozulmuş, ifsat edilmiştir.


Fitne Zamanında Dağlara Çekilmek

Hadis-i şerifte ‘Pek yakında Müslümanın dinini fitne ve fesattan koruması uğruna sahip olacağı en hayırlı mal, dağlara ve mağaralara çekilip otlattığı koyunları olacaktır’ buyurulmuştur. Böyle bir zaman gelebilir. Beccâliyetin ve şeytaniyetin ağır bastığı bir zaman geldiğinde ulema bu hadisten fetva vermiştir.

Ama biz o halde değiliz. Biz beccâliyet ve şeytaniyetle, tek başımıza da kalsak mücadele etmekle emrolunmuş, içtihat üzerine güvenen, dayanan, onu yaşayanlardanız. Bir hadis-i şerifte ‘Allah diyen kalmadıkça kıyamet kopar’ buyurulur. Allah diyen olduğu müddetçe kıyamet kopmayacak. O zaman biz Allah demeye ve Allah dedirtmeye devam edeceğiz.


Japonya’dan Tebliğ ve Davet

Japonya’dan gelen bir kardeşimiz tebliğ faaliyetlerini anlattı. Japonlar, Müslüman olmayan topluluklar tarafından İslam hakkında bilgilendirildiklerini ama onlara itimat edemediklerini söylüyorlar. ‘İslam’ın hakikati nedir, sizden dinlemek istiyoruz’ diyorlar. Hatta ‘Bize İslam’ı getirmeye neden geciktirdiniz?’ diye soruyorlar.

Toplantılarda kelime-i şehadet öğretiliyor, beraber söyletiliyor. Kore’de de benzer faaliyetler yürütülüyor. Askerlerimiz Kore’ye gittiğinde namaz kılarken yerli halk da yanlarında rükûya gidiyormuş. Japonya’da helal marketler, helal lokantalar açılıyor. Müslümanların akıllı, edepli, ilimli tavrı insanları İslam’a çekiyor.

İslam’ın düşmanları dahi Allah’a hizmet ettirilir. Düşmanlık, kullukla İslam’a hizmet etmesi olabilir. Dünyanın Müslüman olma zamanı gelmiştir. Ticareti ve ilmi elinde tutan ümmet, dünyayı elinde tutar.


Kaynakça ve Referanslar

Hadis-i Şerifler

  • “Bir kimse farzlarla bana yaklaştığı kadar başka hiçbir şeyle yaklaşamaz. Kulum nafilelerle de bana yaklaşmaya devam eder…” (Buhârî, Rikâk, 38 — Hadis-i Kudsî)
  • “Âdemoğlunun iki vadi dolusu altını olsa üçüncüsünü ister.” (Buhârî, Rikâk, 10; Müslim, Zekât, 116)
  • “Allah ilmi insanlardan söküp almaz; âlimlerin ruhlarını kabzederek alır…” (Buhârî, İlim, 34; Müslim, İlim, 13 — Abdullah b. Amr rivayeti)
  • “Müminler bir vücut gibidir; bir uzvu ağrısa diğer uzuvlar uykusuzluk ve ateşle ona ortak olur.” (Buhârî, Edeb, 27; Müslim, Birr, 66)
  • “Şeytan sizin damarlarınızda dolaşır.” (Buhârî, Ahkâm, 21; Müslim, Selâm, 23)
  • “Allah diyen kalmadıkça kıyamet kopmaz.” (Müslim, Îmân, 234)
  • “Pek yakında Müslümanın dini uğruna sahip olacağı en hayırlı mal koyunlarıdır; onları alıp dağ başlarına ve yağmur düşen yerlere çekilir.” (Buhârî, Îmân, 12; Rikâk, 34)
  • “Sana hakkıyla kulluk edemedim ya Ma’bûd.” (Peygamber Efendimiz’e nisbet edilen söz, tasavvuf kaynaklarında meşhur)
  • Çocukların 7 yaşına kadar sünnet ettirilmesi hakkında rivayetler (Beyhakî, es-Sünenü’l-Kübrâ)

Ayet-i Kerimeler

  • “Sonra onu mutlaka önlerinden, arkalarından, sağlarından ve sollarından sokulacağım.” (el-A’râf Sûresi, 7/17 — Şeytanın yemini)
  • “Allah’ın mescidlerinde O’nun adının anılmasını yasaklayan ve onların harap olmasına çalışandan daha zalim kim olabilir?” (el-Bakara Sûresi, 2/114)
  • “Ey iman edenler! Sizden öncekilere farz kılındığı gibi oruç size de farz kılındı.” (el-Bakara Sûresi, 2/183)
  • “Kim Allah’a yardım ederse Allah da ona yardım eder.” (Muhammed Sûresi, 47/7)
  • “Ey iman edenler! Kendinizi ve ailenizi ateşten koruyun.” (et-Tahrîm Sûresi, 66/6)

Fıkıh ve Tasavvuf Kaynakları

  • Riyazat usulleri: Haramlardan uzak durma önceliği — İmam Gazâlî, İhyâu Ulûmi’d-Dîn, Rub’u’l-Mühlikât
  • Halvet der-encümen (halk içinde halvet): Nakşibendî usulü — İmam Rabbânî, Mektûbât
  • Havâss ilmi ve ilm-i ledünnî: el-Kehf Sûresi, 18/65 — Hızır ve Musa kıssası; İmam Gazâlî, İhyâ, Kitâbü’l-İlm
  • Kanama ve abdest: Hanefî fıkhında her namaz vaktinde yeni abdest şartı — İbn Âbidîn, Reddü’l-Muhtâr, Taharet bahsi; Şâfiî’de kanama abdesti bozmaz
  • Hazret-i Mevlana Celâleddîn Rûmî (ö. 672/1273) — Mesnevî: Kalp altınla sahte altının ayrımı teşbihi