Dergah Sohbetleri Serisi

373. Dergâh Sohbeti — Feraset, Sevgide Suizan ve Ümmetin Fitne İmtihanı

Müminin Feraseti ve Kalp Mutmainliği

Müminin ferasetinden korkunuz. Feraset bir meselenin hakikatini görmektir. Şüphe varsa bir şeyin üzerine, o şüpheli düşüncenin, o şüpheli amelin, o şüpheli durumdan mümin ferasatiyle çıkar. ‘Müminin ferasetinden korkunuz, o Allah’ın nuruyla görür.’ O zaman o Allah’ın nuruyla görünce, o kimse meselelere bakarken işin hakikatini görür.

Feraset sadece idarecilerde değil, bütün mümin insanlarda olması gereken bir özelliktir. Bunun yolu insanların haramlardan uzak durmasıdır. Eğer haramlardan uzak durmazsa, haramla iştigali devam ediyorsa bir kimsenin, feraseti varsa feraseti kapanır; feraseti yoksa karanlıklar dünyasının insanı olur.

Allah’ı devamlı zikir halinde olmak, haramlardan uzak durmak, ibadetleri yerli yerinde etmek, o insanın kalp mutmainliğine ermesine sebep olur. Kalbi mutmainliğe ererse o kimse feraset sahibi olur. Hazret-i Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri buyurmuştur ki: ‘O zikir halinizi korursanız meleklerin size selam durduğunu görürsünüz. Meleklerle konuşursunuz, meleklerle görüşürsünüz; halinizi koruyun.’


Sevgi, Suizan ve Muhabbetin Farkı

Bir kimse bir kimseyi seviyorsa sevdiğinin üzerinde suizan beslemesi, onun sevdiği değil menfaat perest olduğunu gösterir. Sever, sevdiğinin üzerinde herhangi bir hesabı kitabı olmaz. O kimi seviyorsa sevsin. Sevmenin berrak olanı odur. Seven kimse sevdiğinin üzerinde asla suizan beslemez, asla onun üzerinde şüphe etmez, asla onun üzerinde akıl yürütmez.

Akıl yürütüyorsa, şüphe büyüyorsa onun üzerinden, suizan yürütüyorsa bunlar aklın işidir. Aklın olduğu yerde sevgi yoktur. Muhabbet vardır, beğenmek vardır. Muhabbet besleyen bir kimse sevdiğinin üzerinde gelir gider aklı. Kâh ‘bu beni sevmiyor’ der, ertesi gün bir tebessüm eder ‘o beni seviyormuş’ der. Bunların hepsi muhabbet besleyenlerin halidir.

Seven kimse sevdiğine kördür, sağırdır. Onun hiçbir eksikliğini görmez, onda hiç kusur görmez, onda hiç hata görmez. Birisi sevdiğini eksiksiz, kusursuz, hatasız görüyor; bu onun kör olduğunu gösterir ki bu makbul bir şeydir.

Dervişler Arası Suizan ve Şeytanın Vesvesesi

Dervişlerin arasında şeytan vesvese verir. Üfler onların gönüllerini: ‘Seni fazla sevmiyor bak. Hiç kimseyi sevmiyor.’ Neden? Gerekçesini söyler: ‘O yakışıklı, o zengin, ona yardım ediyorlar.’ Böyle sıralar şeytan. Nefis bir taraftan maddi bir menfaate bağlamaya çalışır sevgiyi.

Bir dervişin başka bir dervişe şeyhinin hatasını söylemesi, onun yol kesici olduğunu gösterir. Nefsine uymuştur o, şeytanın işini yapıyordur. Eğer nefis bir yerden vurursa kişi gider kendisi şeyhinin huzuruna çıkar, görüşür. Bunda sıkıntı yoktur.

Sevdiğinizin üzerinde suizan beslemeyin. Bu kapıyı açarsanız sizi her daim sevgi noktasında topallayacaktır. Bu kardeşiniz olabilir, eşiniz olabilir, anne babanız olabilir. Ama en önemlisi Allah’ın üzerinde suizan beslemeyin. Hazret-i Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin üzerinde suizan beslemeyin. Bir velinin, bir evliyanın, bir pir seviyesindeki zatın üzerinde suizan beslemeyin.

‘Ashabım yıldızlar gibidir; hangisine sarılırsanız beni bulursunuz.’ Bu manayı İbn Arabî hazretleri zamanın yaşayan velilerine de teşmil eder. Zamanın yaşayan velileri de o yıldız mesabesindedir.


Ümmetin Fitne İmtihanı: Hükümet-Cemaat Meselesi

Bazı şeyler vardır ki onları durdurmak gerçekten çok güçtür. Çünkü bir ateş yandıysa bir müddet sonra herkesin evindeki fitne çırağı yanar ve fitne hızla yürür. Bir bakarsınız ki bütün ümmet bir taraftan yanıyor. Bu ümmet ta ilk fitnenin çıktığı, Hazret-i Ali radıyallahu anh hazretleriyle Muaviye’nin arasındaki meseleler itibaren bu nizamı devam ettirmiş.

Eğer cemaattaki kardeşler kendilerine Hazret-i Ali efendimizi benzetiyorlarsa rollerde farklılık var. Hazret-i Ali radıyallahu anh hazretleri seçilmiş ümmetin halifesiydi. Seçilmiş ümmetin halifesine karşı Muaviye karşı geldi. Burada tarihi olayları çarpıtmamak lazım.

Haklı oldukları halde tartışmayı bırakan kimse ehl-i cennettir hadis-i şerifini de görmeleri gerekirdi. Ümmetin selameti için bir adım geri atabilirlerdi. Ümmetin selameti için bir özür dileyebilirlerdi. Ümmetin birbirine düşmemesi için özür dileyip geri çekilebilirlerdi.

28 Şubat Tecrübesi ve Algı Yönetimi

28 Şubat algısını kim değiştirebiliyor? 28 Şubatçılarla beraber hareket eden siyasi liderler nerede şu anda? 28 Şubatçılarla beraber hareket eden ilahiyat profesörleri, din profesörleri, hocalar neredeler şimdi? O algı değişmez.

28 Şubat’ı yaşayan, onun sıkıntısını çeken hiçbir âlimin, hiçbir tarikat ehlinin algısı değişecek değil. Yirmi sekiz Şubat’ın acısını çekmiş olan cemaat ve tarikatlar, Fethullah Gülen cemaati gibi davranmaz. Bütün her şeyden ritmik bir şekilde tepki verir.

Bunun asıl yaraları, asıl sıkıntıları, asıl problemleri önümüzdeki yıllarda görülecek. İnsanların alimlere olan saygısı, alimlere karşı olan güveninin sarsılmasından dolayı üzülüyorum. Müslümanlar şimdi bir cemaate, bir tarikata şüpheyle bakacaklar. Buna üzülüyorum.


Evlilik Meselesi: Basitleştirin

Evlilik bir taraftan bakılırsa çok basit bir şeydir. İnsanlar zorlaştırıyorlar. Evlenecek olan kadın ve erkek birbirlerini talep ederler, evlenirler. İllaki erkek talep edecek diye bir kaide yoktur. Bir kız bir erkekle evlenmek istiyorsa babasına diyebilir: ‘Baba, git bu adamla evlendir, bir teklif et.’ Bir erkek bir kadınla evlenmek istiyorsa arada bir aracı gönderir, teklif eder. Bu kadar basittir.


Kaynakça ve Referanslar

Hadis-i Şerifler

  • “Müminin ferasetinden korkunuz; zira o Allah’ın nuruyla bakar.” (Tirmizî, Tefsîr, 15/6; Taberânî, el-Mu’cemü’l-Kebîr)
  • “Müminler bir vücut gibidir; bir uzvu ağrısa diğer uzuvlar uykusuzluk ve ateşle ona ortak olur.” (Buhârî, Edeb, 27; Müslim, Birr, 66)
  • “Haklı olduğu halde tartışmayı bırakan kimseye cennetin kenarında bir köşk garanti ederim.” (Ebu Davud, Edeb, 7; Tirmizî, Birr, 58)
  • “Ashabım yıldızlar gibidir; hangisine uyarsanız hidayeti bulursunuz.” (Beyhakî, el-Medhal; İbn Abdilberr, Câmi’u Beyâni’l-İlm — sened tartışmalı, manası makbul)
  • “Zikir halinizi korursanız melekler size selam verir.” (Müslim, Zikir, 25 — Hanzala hadisi)
  • “Bir kul, farzlarla bana yaklaştığı kadar başka hiçbir şeyle yaklaşamaz…” (Buhârî, Rikâk, 38 — Hadis-i Kudsî)

Ayet-i Kerimeler

  • “Ey iman edenler! Zannın çoğundan sakının. Zira zannın bir kısmı günahtır.” (el-Hucurât Sûresi, 49/12)
  • “Peygamber size ne verdiyse onu alın, neyi yasakladıysa ondan kaçının.” (el-Haşr Sûresi, 59/7)
  • “Kalbinde zerre kadar kibir bulunan kimse cennete giremez.” (Müslim, Îmân, 147 — hadis-i şerif)

Fıkıh ve Tasavvuf Kaynakları

  • Feraset ve kalp mutmainliği: İmam Gazâlî, İhyâu Ulûmi’d-Dîn, Kitâbü’l-Murâkabe ve’l-Muhâsebe
  • Muhyiddin İbnü’l-Arabî (ö. 638/1240) — Velilerin yıldız mesabesinde oluşu, Fütûhâtü’l-Mekkiyye
  • Suizan yasağı ve hüsnüzan: el-Hucurât Sûresi, 49/12 tefsiri; İbn Kesîr, Tefsîru’l-Kur’âni’l-Azîm
  • Hazret-i Ali ve Muaviye meselesi: İbn Kesîr, el-Bidâye ve’n-Nihâye, Sıffin Savaşı bahsi
  • 28 Şubat süreci (1997) — Türkiye’de Refah-Yol hükümetinin düşürülmesi ve İslami cemaatlere etkileri