Nazar Boncuğu Takmak: Haram ve Küfür Tehlikesi
Arabalara, iş yerlerine, evlere nazar boncuğu takmak Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin hadis-i şerifinin gereğince haramdır. Bu nazar boncuğunun nazardan koruyacağına inanarak takmak büyük ittifak halinde küfürdür. Öylesine, süs olarak takmak ise günah-ı kebairedir.
Evlerimize, arabalarımıza, hayvanlarımıza, iş yerlerimize nazardan korunması için nazar boncuğu, taş, kemik gibi herhangi bir nesne takmak yasaklanmıştır. İnanaraktan takarsa küfür, öylesine takarsa büyük günahtır.
Mürşid-i Kamile Tabi Olmak: İhtiyaç Değil İbadet
Mürşid-i kamile tabi olmak bir ihtiyaç değil, fazilettir ve ibadettir. Fatiha-i Şerife’de ‘bizi salihlerle beraber eyle’ diye dua ederiz. Cenab-ı Hak başka ayet-i kerimelerde de ‘siz salihlerle beraber olun’ diye emreder. Bir kimse hem salihlerle beraber olmayı isteyecek, hem de salih insanları arayıp bulacaktır.
Mürşid-i kamil, salihlerin içerisinde derece ve fazilet noktasında en yüksek mertebede olan kimselerdir. Ayet-i kerimede ‘Allah’ın yeryüzünde manevi direkleri vardır’ buyurulmuştur. Hazreti Abbas Efendimiz ve oğlu Abdullah bu ayeti, peygamberlerden sonra imanı yaşama ve yaşatmak için mücadele edenler olarak yorumlamışlardır.
Namaz nasıl ihtiyaç değil ibadetse, oruç, zekat ve hac nasıl ibadetse, salihlerin yanında durmak da ibadettir. Zikrullah halakasına oturmak vacip hükmündedir. ‘Onlar az zikrederler’ ayetinde az zikretmek münafıklık alametidir; devamlı zikretmek münafıklıktan kurtulmaktır.
Ehlibeyt Sevgisi ve Alevilik Meselesi
Bütün Müslümanlar Hazreti Ali Efendimiz’i severler. Ehlibeyt’i sevmek imandandır. Hazreti Ali, Hazreti Fatıma, Hazreti Hasan ve Hüseyin Efendilerimizi ve onlardan devam eden silsileyi sevmek vacip hükmündedir. Bu manada bütün Müslümanlar Alevidir.
Ancak bugünkü anlamda bir siyasi organizasyon gibi veya Kuran ve Sünnet’in kısmen dışında duran bir fraksiyon olarak Alevilik, gerçek Alevilik değildir. Gerçek manada Alevilik, Kuran ve Sünnet’e sıkı sıkıya yapışıp Ehlibeyt’e muhabbet beslemektir. Sufiler Ehlibeyt’e aşırı derecede muhabbet beslerler. Orta Asya’dan itibaren Türkler Ehlibeyt’ten din öğrenmiştir.
Sufi Yolunda Kalmanın Sırrı: Sabır, Edep ve Teslimiyet
Yaklaşık on altı yıldır sohbetlere gelen bazı kardeşler ön halakada manevi haller gördüklerini söylerlerdi, sonra zikri ve cemaati bırakıp gittiler. Sufilik bir taraftan kolaydır -teslim olan için kolay-, bir taraftan zordur -nefse ağır gelir-. Son nefese kadar olan bir yoldur.
Yolun sırrı şudur: Ne yaşarsan yaşa, dersini çek, halakaya otur, hizmetine devam et. Yanlış anladığın insan yolda düzelir, seni yanlış anlayanlar da zamanla düzeltir kendilerini. Kendi durduğun noktanın Kuran’a, Sünnet’e ve sufilerin temel prensiplerine uygun olmasına dikkat et.
Şeyh Efendi’yi terk edenlerin hala bir şeyhleri yok. Gevşeklik yapanların gittikleri bir mürşid-i kamil de yok. Eğer yapılan şey doğru olsaydı, getirisi de doğru olmalıydı. Namazı niyazı terk edip kötü noktaya dönenler yolsuz kaldılar.
28 Şubat Deneyimi ve Bursa’daki Direniş
28 Şubat’ta bütün her yerde dersler iptal edildi, herkes kilit vurdu. Ama Bursa’da kilit vurmadık. Mahallelerde toplandık, evlerde toplandık, basıldık. Orada toplandık, burada toplandık, rüzgar gibi geçtik. Cenab-ı Hak o günleri geçirdi. Seni dışarıdan birisi yıkmaz, seni ancak sen yıkarsın.
Cenab-ı Hak ayet-i kerimede buyurur: ‘Siz azar saparsanız Allah yeni bir kavim getirir.’ Osmanlı kocaman bir imparatorluktu, İslam’ın bayraktarlığını yapıyordu. Ama çöktü. Çöküşe sebep olan alimler, şeyhler, paşalar, padişahlar sorumluydu. Medrese düzgün talebe yetiştirmedi, tekkeler düzgün sufi yetiştirmedi, askeriye düzgün paşa yetiştirmedi.
Zakirliğin Alınması ve Verilmesi: Kişisel Bir Deneyim
Şeyh Efendi zakirliğimi aldı. Nikah esnasında mehir konuşulmamış olması sebebiyle pir efendiler zakirliğimi aldılar. Şeyh Efendi bir başka arkadaşa ders yaptırma vazifesi verdi. Ben de o arkadaşa şeksiz şüphesiz itaat sergiledim. Tüm arkadaşları topladım ve dedim ki: Bundan sonra İsmail kardeş dersi yaptıracak, hepimiz ona itaat edeceğiz.
O arkadaş sonra dedi ki: ‘Senin davranışın bize nasıl davranmamız gerektiğini öğretti. Biz zakire nasıl davranılacağını bilmemişiz.’ Önemli olan orada durmaktır. Hayatın her alanında bu tip haller yaşanabilir. Yola giren bir kimse bulduğu yere kendini çivilesin, manevi bir emir gelinceye kadar devam etsin.
İtaat ve Teslimiyet: Kuran ve Sünnet Dairesinde
İtaat maruftadır, yani iyilikte ve doğruluktadır. Din noktasında itaat Kuran ve Sünnet dairesindedir. Haram bir şey söylenirse kimseye itaat edilmez. Ancak her mesleğin, sanatın, yolun bir hiyerarşisi vardır. Doktor tıpta okuyor, orada da itaat ve hiyerarşi var.
Sufiler üstadlarına teslim ve itaat ederler. Sufi üstadından başka kimseye teslim olmaz ama hiyerarşideki ağabeylerine itaat eder. Teslimiyet farklı, itaat farklıdır. Gerçek manada teslimiyet Allah’adır. Yolun adabı, erkanı, çalışması noktasında teslimiyet üstadadır.
Şeyhin Allah’laştırılması Tehlikesi
Şeyhin Allah’laşması sufi yolunun en büyük vartalarından biridir. Şeyh, farz ve vacip ibadetlerin önüne kendi koyduğu kuralı koyuyorsa, o şeyh Allah’laşmıştır. Bunu hiçbir sufi topluluğu açık açık konuşamaz. 33 sefer Subhanallah, 33 sefer Elhamdülillah, 33 sefer Allahu Ekber’in önüne üstadın dersini koyuyorsanız, üstadı ilahlaştırıyorsunuz.
Zühd Anlayışı: Dünya Sevgisinden Arınmak
Sufiler zühdü malı mülkü dünyayı terk etmek olarak algılamamışlardır. Gerçek zühd, hadis-i şerif gereğince dünya sevgisinden arınmaktır. Dünyaya aşık olmaktan, dünyalık elde etmekten lezzet almaktan arınmaktır. Dünyayı terk edip, işi gücü bırakıp dilencilik yapmak zühd değildir.
Zekat vermek farzdır, sufiye de farzdır. Zekat verebilecek noktaya gelmek zorundasın. Ama işinden dolayı namazını terk etme, orucunu terk etme. İşin ibadetinin önüne geçmesin, eşin ve çocukların dinin önüne geçmesin. Dinin dairesi içindeki lezzet sana helaldir ve ibadettir.
İnsanlardaki derviş algısı yanlıştır: Dervişin malı mülkü olmayacak, parası pulu olmayacak, işi gücü olmayacak… Böyle bir derviş görmeyen insanlar çarpılıyorlar. ‘Bu değirmenin suyu nereden geliyor?’ diye soruyorlar. Sufiliği yoksullukla eşleştirmek büyük bir yanılgıdır.
Sıkıntılar Karşısında Sabır: Hastalığı Büyütmemek
Bir şeyi sıkıntı görmek, onu gözünüzün önünde büyütmek demektir. Problemi büyüttükçe yenemezsiniz. Hastalık büyüttükçe yenemezsiniz, borç büyüttükçe yenemezsiniz, işsizlik büyüttükçe yenemezsiniz. Problem gelecektir, sıkıntı gelecektir, bela gelecektir; ama bunları büyütürseniz baş edemezsiniz.
Sağlam kale gibi durun, o vursun göğsünüze, dökülsün. Sebepler dairesini terk etmek yok: ilacını al, diyetini yap, dersini çalış, işine dikkat et. Ama hastalığı hayatınızı engelleyen bir bela olarak görmeyin. Onunla anlaşın, onu yenin. Ben de 1998’den beri şeker hastasıyım, yaşıyorum.
Sigara Satışı ve Haram Hükmü
Eski fıkıh kitaplarında sigara mekruh olarak geçer çünkü o dönemde zararı bilinmiyordu. Bugün sigaranın insan vücuduna verdiği zararlar bilimsel olarak kesinleşmiştir. Akciğer kanserinin yüzde seksen beşi sigaradan kaynaklanmaktadır. Zararı kesin olarak tespit edildiğinden dolayı sigara haramdır.
Darü’l-İslam’da sigarayı üretmek, tüketmek ve satmak yasaktır, paranası haramdır. Ancak darü’l-harp hukukunda, harbiyi zehirlemek amacıyla cevaz verilmiştir. Tıpkı İmam Muhammed’in devlet hukuku kitabında darü’l-harpte şarap satışına müsaade ettiği gibi.
Hazreti Peygamber Sufi Miydi?
Evet. ‘Senin mürebbin ben değil miyim?’ buyurmuştur Cenab-ı Hak. Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri saf idi ve mürebbisi Allah’tır. Saflıkta hangi mertebedeydi? Varlığın, yaratılmışların en yücesi olan Hazreti Peygamber’in saflığının son noktasını hesaplamamız mümkün değildir. Ancak kendimizi onun saflığına doğru zorlamakla mükellefiz.
İki Bayram Arası Düğün ve Eğlence Meselesi
İki bayram arası dedikleri, bayram namazı ile cuma namazı arasındaki kısa süredir. Aynı gün hem bayram hem cuma namazı kılınıyorsa, bu iki bayram arasında düğün yapmaya zaten vakit kalmaz. Bununla alakalı ayet ve hadis yoktur, halk arasında bir söz olarak yerleşmiştir.
Bayramlarda ve düğünlerde def çalıp eğlenmek konusunda Hanefiler kadınların kendi aralarında def vurup eğlenmelerine cevaz vermişlerdir. Hazreti Peygamber, Hazreti Aişe’ye ‘def vurdunuz mu?’ diye sormuş, ‘hayır’ cevabı üzerine ‘defsiz nikah nikah değildir, ensar defi severdi’ buyurmuştur. Bu konu hakkında Profesör Süleyman Uludağ’ın ‘İslam’da Musiki ve Eğlence’ kitabı tavsiye edilir.
Kaynakça ve Referanslar
Ayet-i Kerime Kaynakları
- Salihlerle beraber olun emri: Tevbe Sûresi, 9/119
- Fatiha Sûresi — Sırat-ı müstakim ve salihlerle beraber olma duası: Fâtiha Sûresi, 1/6-7
- Onlar az zikrederler (münafıklar): Nisâ Sûresi, 4/142
- Siz azar saparsanız Allah yeni bir kavim getirir: Muhammed Sûresi, 47/38
- Allah’ın yeryüzünde direkleri vardır: Taberânî rivayeti; tefsir kaynakları
- Allah’a itaat edin, Peygamber’e itaat edin, sizden olan emir sahiplerine: Nisâ Sûresi, 4/59
- İyilikler Rabbinizdendir: Nisâ Sûresi, 4/79
Hadis-i Şerif Kaynakları
- Nazar boncuğu ve muska yasağı: Müslim, Selâm, 2115; Ahmed b. Hanbel, Müsned, IV/156
- Uğursuzluk çıkarmak yasağı (tıyere): Buhârî, Tıbb, 5757; Müslim, Selâm, 2220
- İtaat maruftadır hadisi: Buhârî, Ahkâm, 7145; Müslim, İmâre, 1840
- Defsiz nikah nikah değildir hadisi: Tirmizî, Nikâh, 1089; Nesâî, Nikâh, 3369
- Dünya sevgisi her hatanın başıdır hadisi: Beyhakî, Şuabü’l-Îmân, 10167
- Senin mürebbin ben değil miyim: A’râf Sûresi, 7/172 (Bezm-i Elest); Kudsî hadis rivayetleri
- Faizle uğraşanın hükmü: İbn Mâce, Ticârât, 58 (önceki sohbetten devam eden referans)
Fıkıh ve Tasavvuf Kaynakları
- İmam Muhammed, es-Siyerü’l-Kebîr — Darü’l-harp hukuku ve ticaret meseleleri
- Aziz bin Nesefî, İnsân-ı Kâmil — Nefis ve ruh mertebeleri, üçlü tasnif
- Kuşeyrî, er-Risâle — Zühd, teslimiyet, itaat bahisleri
- Gazâlî, İhyâu Ulûmi’d-Dîn, III (Rub’u’l-Mühlikât) — Nefis, kibir, dünya sevgisi
- Prof. Dr. Süleyman Uludağ, İslam’da Musiki ve Eğlence — Düğünlerde def ve eğlence hükümleri
- Buhârî, el-Edebü’l-Müfred — Nazar, uğursuzluk ve edep hadisleri
- Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî, Mesnevî-i Şerîf — İnşallah demeyi unutan hekimler, sufi adabı