Dergah Sohbetleri Serisi

348. Dergah Sohbeti — İç Ahlak, Sevgide Acı Yoktur ve Soru-Cevap

Soru-Cevap: Oruç, Anne-Baba Hakkı ve Çeşitli Meseleler

Rahatsızlık Sebebiyle Tutulamayan Oruçların Kazası

Rahatsızlığından dolayı dokuz gün oruç tutamamış bir kimse, orucunu ara vermeden tutarsa daha hoş olur. Çünkü kaza oruçlarını böyle tabiri caizse ortasında yapabilirse bir insan, dokuz günü üç beşlik yapması iyi olur. Bir de Şevval’de kim altı gün oruç tutarsa, bir sene oruç tutmuş gibi olur. Şevval orucunu unutmayın.

Anne-Babanın Evlat Üzerindeki Hakkı

“Evladına hayır olmayan, kötü alışkanlıkları olan, evladına zarar veren bir babanın veya annenin, evladının üzerindeki hakkı hâlâ geçerli olur mu?” sorusuna cevap: Evet. Evlatlarının anne baba üzerinde hakkı var mıdır? Evet. Anne babanın evladından helallik alması gerekir mi? Hayır. Anne baba eğer evladına hakkıyla, tahsilatıyla davranmadıysa tabi bunlar ayrı meseledir.

Vefat Etmiş Müslümanın İbadet Borçları

Vefat etmiş bir Müslümanın namaz, oruç gibi ibadet borçları ödenebilir mi? Sahabeden bir nakil vardır; babasının oruçlarını tutan kimseyle alakalı. Oruçtan kıyas edilirse namaz için de fetva verilmiştir. O kimsenin geçmiş kaza borçları varsa, ömrü yetmediyse ve vasiyet ederse öyle olabilir.

Kocası Ölen Kadının İddet Süresi

Kocası vefat eden bir kadının ne kadar iddet beklemesi gerekir? Dört ay on gün. Bu sürede yapmaması gerekenler: Evlenmeyecek, süslenmeyecek.

Orta Namaz Hangisidir?

“Namazlara ve orta namaza dikkat edin” (Bakara: 238) ayetinde geçen orta namaz hakkında cumhur ulemaya göre ikindi namazıdır.

Altın, Borsa, Tahvil ve Hisse Senedi Hakkında

Altın bir kimse, altın sahibi olabilir. Zekatını verdiği sürece bir sıkıntı yoktur. Borsa, tahvil, bono, repo, hisse senedi benim nazarımda sakıncalıdır. Benim param olsa herhalde altına yatırırdım. Borsayı kafam basmaz, üç kağıt görüyorum. Tahvili üç kağıt görüyorum. Repo, gecelik faiz meselesidir. Bunlar sıkıntılı ve sakıncalı şeylerdir.

Cenaze Namazı İçin Neden Acele Edilir?

“Cenaze namazı kılınacağı zaman neden acele çıkılıyor?” sorusuna cevap: “Cenaze ile acele ediniz” hadis-i şeriftir.


Dervişin Derslerini Çekmemesi ve İç Ahlak

Ders Taahhüdü ve Geri Dönüş

Ders almış bir dervişin derslerini çekmemesi, yarım çekmesi veya bırakması gibi bir durum olabilir mi? Olabilir. Ders almak bir şeyi taahhüt etmektir. O kimse taahhüt ettiği şeyi yerine getirmezse, akdi ve fasıkane hareket etmiş olur. Günahı kebaireden sayılır. Ama insan hayatı yaşanıyor. Bu cemaata devam etmenin herhangi bir şartı var mıdır? Hiçbir şart yoktur.

İç Ahlak Nedir?

Allah’ı sevmek isteyen Sufi, iç ahlakını nasıl düzeltir? İç ahlak insanın kalbiyle alakalıdır. İnsan kendi iç halini, kendi iç durumunu kendince dizayn etmelidir. En önemli şey Kur’an ve Sünnet’i sevmektir, Allah’ı sevmektir, Resulünü sevmektir. Sevmek, itaat etmeyi gerektirir. İtaat etmek demek, birinci derecede zahiri Kur’an ahkamına riayet etmektir.

İç ahlaktan kastım şudur: O kimse kendi iç aleminde, saklı gizli noktalarda kötülük yapıyor mu, yanlışlıklar yapıyor mu? Mesela hadis-i kudsideki meşhur örnek: Gecenin yarısında hiç kimsenin görmediği bir yerde, güzel bir kadın bir erkeğe “gel” dedi de o kimse gitmezse, arşın gölgesi altında gölgelenir. Bu o kimsenin iç ahlakıyla alakalıdır.

Hiç kimsenin görmediği yerde bir günah, nefse tatlı gelecek bir şey olabilir. O esnada hiç kimse görmüyor, hiç kimse fark etmeyecek, hiç kimse anlamayacak. İşte o insanın iç ahlakıdır. Onunla baş başa kaldığında ne yapıyorsun? Sen yalnız başına kaldığında dersi çekiyor musun, çekmiyor musun? İç ahlakıyla alakalı. Sen tek başına kaldığında namazı kılıyor musun, kılmıyor musun? İç ahlakıyla alakalı. Sen sabah namazını kıldın mı, kılmadın mı? İç ahlakıyla alakalı. Sen evde eşine nasıl davranıyorsun? İç ahlakıyla alakalı.


Nübüvvet ve Velayet Arasındaki İnce Fark: Şeytanın Vesvesesi

Gönülden geçen kötülükler, şeytanın vesvesesidir. Şeytan üfler. Gönlünüzden geçirdiklerinizden sorumlu değilsiniz; ayet-i kerime var, bu bize bir ümit kapısıdır. Her ne kadar Sufiler onunla da mücadele ederler, gönülden gelen sesleri durdurmaya çalışırlar.

Hz. Peygamber Sallallahu Aleyhi ve Sellem Hazretleri diyor ki şeytanın o kapısı hep açıktır. Sufilerin bir kısmı o kapının kemalete ermiş olanlarda kapandığını söylerler. Ama nübüvvet noktasında o kapının peygamberler dahil herkese açık olduğunu söyleriz.

Bir kısım ehli velayet, velayet yolundan gidenler, bu kapının mürşid-i kamillerde kapalı olduğunu, kemalete ermiş olanlarda kapalı olduğunu, sadece nefis kapısı olarak açık olduğunu, şeytanın kapısının kapalı olduğunu söyler. Tabi burada nübüvvet hadis-i şerifine muhalefet etmezler; derler ki bunlar avam içindir.

Ama nübüvvet noktasında Hz. Peygamber Sallallahu Aleyhi ve Sellem Hazretleri buyurmuştur: “Hakkıyla sana kulluk edemedim ya Mahmud.” Bu noktadaki tevazu devam eder. O yüzden hadis-i şerif var: Bir kimsenin gönlünde zikrullah oturduysa şeytan gönülden çıkmıştır. Ne zaman zikirden uzak oldu, şeytan tekrar onun gönlüne oturur. Bu noktaya geldiğimi söylemek nübüvvet noktasında biraz şatahattır. Ama ehli velayet böyle görür, bu yolun kendi içerisindeki kendince bir doğrusu ve hakikatidir, kabul edilebilir.


Aşk ve Sevgi: Sevmekte Acı Yoktur

Şeker Kamışı Metaforu

“Seven neden hep acı çeker, neden anlaşılmaz?” sorusuna cevap: Seven acı mı çeker? Seven, kendince yaşadığı hadiselerden -ayrılıktır, hüzündür, sıkıntıdır, derttir, musibettir- acı çekmez. Seven, şeker kamışı gibi tatlıdır.

Biz dışarıdan bakarız, şeker kamışının başına gelenlere “ahvah” ederiz aklımızla. Ama şeker kamışı, şekerliğin vermiş olduğu aşkla hiç başına gelenlerden acı çekmez. Onu keserler, biçerler, götürürler, kuruturlar, öğütürler, fırından geçirirler, yakarlar, yıkarlar. En sonunda herkesin ağzına tatlı şeker olarak gelir. Şeker kamışı bu süreç içerisinde hiç başına gelenlerden acı çektiğini düşünmez.

Bir şeyi acı olarak görmeyin. Bir şeyi acı olarak görürseniz o meseleye nankörlük yapmış olursunuz. Onu öyle gördüğünüz an hep yenilirsiniz. Yenilmemenin yolu sevmektir. Severseniz yenersiniz. Ama yenmek için sevmeyin, Allah için sevin.

Sevgide Acı Düşüncesi Şeytanın Vesvesesidir

Sıkıntı da verse birisi size, severseniz onu sıkıntı olarak görmezsiniz. Severseniz onu problem olarak görmezsiniz. Severseniz onu dert olarak görmezsiniz. Önemli olan o kimsenin sevebilmesidir. Sevebiliyorsa, seviyorsa mesele hallolmuştur.

Sakın bir kimse severken acı çektiğini düşünmesin; sevgisine ihanet etmiş olur. Acı çekmeyi sevgiliden bilmek, sevgilisine nankörlük etmiş olmaktır, sevgilisini zalim noktasına koymuş olmaktır. Sana kim acı çektiriyor? Sevdiğin mi? Oysa hakikat manasında Cenab-ı Hak der ki: “Allah kullarına zulmetmez” (Fussilet: 46). “Allah size kaldıramayacağınız bir yük yüklemez” (Bakara: 286). Bu acı düşüncesi şeytanın vesvesesidir.

Kim anne sevgisinden acı çekmiş? Kim baba sevgisinden acı çekmiş? Kim evlat sevgisinden acı çekmiş? Bela olabilir, musibet olabilir, dert olabilir. Onları hakiki seven, rahmetin merhaleleri olarak görür ve nimet görür. Hastalık, sevmeyen için derttir; seven için mükafat ve lütuftur. Çocuk, sevmeyen için meşakkattir; seven için Allah’ın emaneti ve hediyesidir.


İftira ve Gıybet Meselesi

Bu yolda gırlat, zırlat, ırlat olacak. Gırlat, biraz hastalık; zırlat, biraz geçim sıkıntısı; ırlatın en zoru ise insanın namusuna laf söylenmesidir. İnsanın namussuz olması değil, namusuna laf söylenmesi. Bu ne demek? Namuslu kadının üzerine iftira etmek, namuslu kızların üzerine iftira etmek, o ailenin namusunun üzerine iftira etmek. Allah muhafaza eylesin.

Ama bu yolda o da var mı? Evet. İftira edecekler mi? Evet. İftiraya maruz kalacak mı? Evet. Gıybete maruz kalacak mı? Evet. Hz. Peygamber Sallallahu Aleyhi ve Sellem Hazretleri’ne dahi yapıldı mı? Evet. Hz. Aişe Validemiz tertemiz olmasına rağmen iftira edildi mi? Evet.

Bunu acı olarak mı göreceğiz? Hayır. Bunu acı olarak görürsen yine ihanet ettin sevgiline. Muhakkak zor. Ama insanlar söylerler mi? Evet. Gözümüzün içine baka baka söylerler. Aynı sofrada, aynı yemekte, aynı mecliste, aynı toplantıda seninle beraber olanlar söyler. Bunlar mümkündür. Allah bizi affetsin.


Kaynakça

  • Kur’an-ı Kerim, Bakara Suresi (2:238) — “Namazlara ve orta namaza devam edin” (orta namaz meselesi)
  • Kur’an-ı Kerim, Bakara Suresi (2:286) — “Allah hiç kimseye gücünün yettiğinden fazlasını yüklemez”
  • Kur’an-ı Kerim, Fussilet Suresi (41:46) — “Rabbin kullara zulmedici değildir”
  • Kur’an-ı Kerim, Nur Suresi (24:11-20) — Hz. Aişe Validemiz’e atılan ifk (iftira) hadisesi
  • Kur’an-ı Kerim, Bakara Suresi (2:234) — Kocası vefat eden kadının iddet süresi (dört ay on gün)
  • Sahih-i Müslim, Kitabu’s-Sıyam, Hadis No: 1164 — “Şevval’den altı gün oruç tutan kimse bütün seneyi oruç tutmuş gibi olur”
  • Sahih-i Buhari, Kitabu’l-Cenaiz, Hadis No: 1315 — “Cenaze ile acele ediniz” hadisi
  • Sahih-i Buhari, Kitabu’s-Sıyam — Babasının oruç borcunu tutan sahabi rivayeti
  • Sahih-i Müslim, Kitabu’z-Zühd — “Allah’ın arşının gölgesinde gölgelenecek yedi sınıf” hadisi (güzel kadının davetini reddeden genç)
  • Sahih-i Müslim, Kitabu’z-Zikr — “Bir kimsenin gönlünde zikrullah oturduysa şeytan gönülden çıkar” hadisi
  • Kur’an-ı Kerim, Bakara Suresi (2:284) — “İçinizdekileri açığa vursanız da gizleseniz de Allah sizi ondan hesaba çeker” (gönülden geçenler meselesi)
  • Nübüvvet ve Velayet farkı — Sufilerin şeytanın kapısının mürşid-i kamillerde kapandığına dair görüşleri ve nübüvvet noktasındaki ihtiyat
  • İmam Gazali, İhyâu Ulûmi’d-Din — İç ahlak (batıni ahlak) ve zahiri ahlak ayrımı
  • Mevlana Celaleddin Rumi, Mesnevi — Şeker kamışı metaforu ve sevgide acı olmadığı teması