Dergah Sohbetleri Serisi

335. Dergâh Sohbeti — Beş Vakit Namaz, Cemaat Kaygısı ve Allah’a Yakınlık

Hizmet Organizasyonu ve Görev Dağılımı

Dergâhta Hizmetin Paylaşılması

‘Semazen, hizmetli veya başka bir görevde olan kardeşlerin başka bir görevde yer almak istemesi…’ Görev ve vazifeler geçici süreçlerdir. Bir kimse semazenlikten başlıyor eğitim alıyor. Yarın öbür gün başka bir yerde birisinin vazife söz konusu olduğunda o oraya gitmeyecek diye bir kayıt yoktur. Kendi hizmetini aksatmadığı müddetçe başka vazifelere de koşabilir, bunda sıkıntı yoktur.

Arkadaşlar kendi içlerinde küçük gruplar oluşturmalıdır. Mesela on kişi bir grup olmalı: ‘Biz bu cumartesi bütün çayları da biz dağıtacağız, temizliği de biz yapacağız, tuvaletleri de biz temizleyeceğiz’ diyebilmeli. Veya mahalleler bazında: bir gün Yıldırım, bir gün İnegöl, bir gün İzmir, bir gün İstanbul. Bu hem nefis terbiyesi açısından önemli, hem de bir işin işleyişini öğrenme açısından önemli. Sufilik hizmet etmekten geçer.


Beş Vakit Namaz ve Cennet Müjdesi

Hadis-i kudsîde: ‘Ben ümmetine beş vakit namazı farz kıldım. Kim benim yanıma beş vakit namazı vaktinde kılmaya özen göstererek gelirse, onu cennete koyacağım. Kim de namazlara dikkat göstermezse, benim onun için bir sözüm yoktur.’ Bir kimse beş vakit namazı vaktinde kılmaya özen gösterirse, Cenab-ı Hak onu cennetine koyacağını vaad etmiştir.

Namaz insanı kötülüklerden alıkoyar. Beş vakit namazını o kimse hakkıyla kılmaya gayret gösterirse, o kimse kötülüklerden Cenab-ı Hak onu muhafaza edecektir. Cenab-ı Hak iki namaz arasındaki küçük günahları affeder. Cuma’dan cuma’ya daha büyük günahları affeder. Beş vakit namaz kılan otuz gün Ramazan orucunu tutarsa Allah’ın önünde teminatı vardır. Ramazan’dan Ramazan’a kadar ne kadar günah işlediyse Allah hepsini affeder.

Cenab-ı Hak günahlara kemiyet noktasından bakar: bir günah işleyene bir cezadır. Ama iyiliğin karşılığı keyfiyettedir. İster bire bir verir, ister bire on verir, ister bire bin verir, isterse sayısız verir. Bediüzzaman Said-i Nursi Hazretleri Mektubat’ın 29. Mektubu’nun 9. Kısmı’nın 8. Tevhid’inde der ki: ‘Allah’ın sünnetullahı bu noktada kemiyete değil, keyfiyete bakar.’


Seferi Namazda Sünnetlerin Hükmü

‘Seferiyken sünnetler kılınmalı mıdır?’ Bu kimse seferi namazda sünnetlerini kılıp kılmamakta serbesttir. Hazreti Ömer Efendimizin oğlu Abdullah diyor ki: ‘Ben Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleriyle yirmi üç kez sefere çıktım. Ve Hazreti Peygamber seferden farz namazını iki kılar, başka namaz kılmazdı.’ Hanefiler bu noktada seferi kimsenin nafile namaz kılıp kılmamasını serbest bırakmışlardır.


Küçük Yerlerde Cemaat Kaygısı ve Yasaklamalar

Yunak Örneği ve İmam Hatip Hocası

‘Bulunduğumuz yerdeki lisenin öğretmeni öğrencilerine sema derslerine katılmalarını yasaklamış. Ve öğretmen imam hatip lisesinde kelam hocalığı yapıyor.’ Bu tip şeyler özellikle küçük kazalarda çıkar. Bir cemaat korkusu, ‘cemaatimizi etkiler, insanlar gider oraya’ düşüncesi, kendi bulunduğu yeri en hak gören zihniyetin yapmış olduğu hatalardır bunlar.

Küçük yerlerde bir cemaat yavaş yavaş yer etmeye başladığında oradaki diğer cemaatler ne yazık ki onu kendilerine tehlike olarak görürler. Bir kimsenin yaptığı Kur’an ve Sünnet tarihinde doğru ise ve yürüdüğü yol hak ise, kendi yolundan tereddüt edip kendi konumunun dağılacağından korkmamalıdır. Hele din adamları, İslam’ın kendi içerisindeki zenginliği olan cemaatleri, tarikatları saygıyla, hürmetle karşılamalı, hoşgörüyle yaklaşmalıdır.

Kişisel Hatıralar: Bayındır Günleri

Ben dönüş yapıp namaz kılmaya başladığımda bütün cemaatler beni bir yere alıp götürüyorlardı. Hoca Efendi’nin cemaati, okuyucular, yazıcılar, Süleymancılar, Nakşibendiler, Melamiler… Beni gezdiriyorlar, dolaştırıyorlar. Yurtlar gösteriyorlar, harika yerler. Sohbetler ediliyor. Hepsi yere göğe sığdıramıyorlar. Ne zamana kadar? Ben zikrullah halakasıyla tanışıncaya kadar.

İlk defa cehrî zikrullah’a girip Ramazan’da o zikrullah’a katıldıktan sonra ben orada kaldım. ‘Benim yerim burası’ dedim. Bir daha beni davet edene dedim: ‘Kardeş ben yolumu buldum, ben zikrullah’a gidiyorum. Hakkınızı helal edin.’ Ondan sonra Bayındır’ın en kötü adamı ben oldum. ‘O delirdi, o çıldırdı, kafayı yedi, manyak’ dediler. Şeyh Efendi için ‘Alevi, Şia, tahtacı’ dediler. Bunlar klasikleşmiş laflardır.

Toplumun enteresan hali şudur: kadın çarşıya gider, otobüse biner, taksiye biner, erkeklerle konuşur, alışveriş eder. Düğüne gider, kadın erkek herkes beraber oturur. Bu göze görünmez. Ama o kadın bir sohbete giderse ‘Bu haram olur, bir erkeğin sohbetine nasıl gider?’ derler. Adam eşini her yere gönderir ama derse göndermez. Bu işin kaderi budur. Ben hiçbir tarikata bağlı olan, herhangi bir cemaate giden bir kimseye asla ‘gel’ demem. Kur’an ve Sünnet tarihinde ne biliyorsam doğru aktarırım. Öğüt budur.


Allah’a Yakınlık: İlmel Yakîn, Aynel Yakîn, Hakkel Yakîn

Genel ve Hususi Yakınlık

‘Allah mekândan münezzehtir. Onun olmadığı yer yoktur. Hazreti Peygamber Mirâc’da Allah’a en fazla yaklaşır. İki yay miktarı veya daha yakın. Buna göre Cenab-ı Allah’a mekân tarif edilmiş olmaz mı?’ Allah’ın yakınlığının üç hali vardır: İlmel yakîn, aynel yakîn, hakkel yakîn.

İlmel yakîn genel yakınlıktır. Allah her şeye yakındır, ilmiyle ihata etmiş, sarmıştır. Bardağa da yakın, çaya da yakın, herkese eşit uzaklıktadır. Aynel yakîn bir çıt üstündedir: müminlere, iman ehline olan hususi yakınlıktır. ‘Dua ederlerse dualarına icabet ederim, ben onlara yakınım’ ayet-i kerimesidir. Bu yakınlık kulun bir adım gelmesiyle alakalıdır: ‘Kim bana bir adım gelirse ben ona on adım gelirim.’

Hakkel yakîn ise en hususi yakınlıktır. Güneş temsiliyle anlatılabilir: dünyada duranlar güneşin ısısından faydalanıyor, bu genel yakınlık. Ama bir kimse güneşe doğru yolculuğa çıkmış olsa onun aldığı ısı, ışık, enerji daha da yoğunlaşır. Bir müddet sonra güneş onu eritir, buharlaştırır. Dışarıdan bakan onu göremez, güneş görür. İşte hakkel yakîn budur.

İki yay miktarı: yayın iki ucu var ve iki ucunu bağlayan bir ip var. Yaydan kasıt Hazreti Allah’tır Celle Celâluhû. Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri yaya ip mesabesindedir. İpin iki ucu nereye bağlıdır? Allah’a bağlıdır. Onda zaman ve mekân düşünmeyeceksin. Orası zamandan, mekândan münezzehtir. Orası akıldan, idrakten münezzehtir. Orası ancak kalbi idrakla anlaşılır.


Kaynakça

  • Hadis-i Kudsî: ‘Kim beş vakit namazı vaktinde kılmaya özen gösterirse onu cennete koyacağım.’ — Ebû Dâvûd, Salât, 9; İbn Mâce, İkâme, 194
  • Âyet-i Kerîme: ‘Muhakkak ki namaz kötülüklerden alıkoyar.’ — el-Ankebût 29/45
  • Hadis-i Şerif: İki namaz arasındaki günahların affı — Müslim, Tahâre, 14 (Hadis No: 228)
  • Hadis-i Şerif: Hazreti Ebu Bekir’in üç fazileti ve cennet müjdesi — Müslim, Zekât, 12 (Hadis No: 1028)
  • Hadis-i Şerif: Seferde nafile namaz kılmama — Abdullah b. Ömer rivayeti; Buhârî, Taksîru’s-Salât, 12; Müslim, Salâtü’l-Müsâfirîn, 13
  • Bediüzzaman Said Nursî: Mektubat, 29. Mektup, 9. Kısım, 8. Tevhid — Kemiyet ve keyfiyet farkı
  • Hadis-i Şerif: ‘Kim bana bir adım gelirse ben ona on adım gelirim.’ — Buhârî, Tevhîd, 50 (Hadis No: 7405); Müslim, Zikir, 2
  • Âyet-i Kerîme: ‘Kullarım benden sorarsa ben onlara yakınım.’ — el-Bakara 2/186
  • Âyet-i Kerîme: İki yay miktarı yaklaşma — en-Necm 53/9
  • Hadis-i Kudsî: ‘Kim benim velime düşmanlık ederse Allah ona savaş açar.’ — Buhârî, Rikâk, 38 (Hadis No: 6502)
  • İlmel Yakîn, Aynel Yakîn, Hakkel Yakîn kavramları — İmâm Kuşeyrî, er-Risâle; İmâm Gazâlî, İhyâ, IV. Cilt