Görev Tayini ve Hz. Peygamber’in Sünnet-i Seniyyesi
Bazı hâller hususîdir, bazı hâller umûmîdir. Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerine değişik hususî ve umumî tecellîler söz konusudur. Mesela Yemen’e Muaz b. Cebel’i gönderirken: “Neyle amel edeceksin?” diye sormuş; “Kur’an’la ya Rasulallah. Bulamazsam Sünnet’le. Onu da bulamazsam ictihad ederim.” cevabına tebessüm etmişlerdir. Bu tebessüm, Hz. Peygamber’in bu sözden razı olduğunu gösterir. Ulemâ bunu bir hadis-i şerif olarak nakleder ve bununla amel ederler.
Bir de Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri doğrudan bir şeye işaret eder. Doğrudan işaret ettiği şeyde şek şüphe tereddüt yoktur. Veyahut gözünün önünde bir şey tecellî etti, seslenmedi — onda da şek şüphe yoktur.
Hilâfet ve Dergâhın Geleceği
Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin yolu bellidir: “Benden sonra doğrudan filancı olsun” dememiş, işaret etmiştir. İşaretleri toplamışlar, demişler ki bu yol işaretleri bizi Hz. Ebu Bekir Efendimize götürüyor. Ve Hz. Ebu Bekir Efendimizin etrafında birleşmişler. İnsanlar rüyalarında da Hz. Ebu Bekir Efendimizi görmüşler. Aynı zamanda Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin yol işaretleri ona götürmüştür.
Rahmetli üstadımız da doğrudan işaret etmeyerek o sünnete devam etti. Bu noktada eğer bana doğrudan böyle bir şekilde emir gelirse bunu açıkça söylerim, bundan tereddüt etmem. Ama Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri bugüne kadar bizim vazifeli tayin ettiklerimize herhangi bir karşı görüş bildirmiyor. İslâm’da bir usûl kaidesi vardır: Haramlar sorgulanır; helâller sorgulanmaz.
Vazifeli olan arkadaşların görevleri Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinden mi verilmiştir diye sorulduğunda: Eğer onlara hayır koması konulmadıysa, bu zımnen kabul demektir. Bu tür meseleleri çok konuşmak istemez sûfîler. Görevli olan, vazifeli olan arkadaşlar “bizim görevimiz böyle verildi” deyip de nefislerini duymasınlar diye bu konular çok konuşulmaz.
Dergâhımızda yapılan bütün çalışma ve faaliyetler, Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin telkin ve tavsiyesiyle yapılmaktadır. Yapılan faaliyetlere herhangi bir inkâr, karşı bir söz, karşı bir davranış yok ise zımnen bu da o manada olmuş olur.
Tarikatı Bırakma Meselesi
Bağlı olduğun tarikatı kendi isteğinle bırakabilir misin? Bırakılabilir. Normalde bırakılamaz diyenler vardır; ben o görüştekilere katılanlardan değilim. Bir kimse bir üstada bağlanmış, bir tarikata bağlanmış. Eğer bırakmak istiyorsa, bir müddet sonra gelir, “Ben bırakmak istiyorum. Buraya gelip gidemeyeceğim, dersi takip edemeyeceğim, bana uygun değil, meşrebime uymuyor” derse gidebilir. Bunun için herhangi bir zorluk yoktur.
Bırakma sebepleri bazen akıl hayale gelmeyecek şeylerdir: Telin kopmasından tutun, vücudunun yapış yapış olmasına, havalandırmayı beğenmemekten tutun arkadaşları beğenmemeye kadar… Bayanların kendi içlerinde çok konuştukları, çok dedikodu ettikleri, büyük birilerinin özel hayatlarını çok araştırdıkları için bırakanlar var. Bırakıldığı takdirde bildirmek hoş olur; bırakma sebebi söylenirse izah etmeye çalışırız.
Nafile İbadetlerle Allah’a Yaklaşma
Hadis-i kudsîde Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri buyurmuştur: “Kul farzlarını yerine getirmekle Allah’a en sevimli işi yerine getirir. Nafilelerle de Allah’a yaklaşır.” Bu nafile ibadetlerin en önemlisi ahlâkı düzeltmektir. Sünnetler nafile midir? Evet. Borcu olanlar için Hz. Ali Efendimiz nafile yapmanın çok doğru olmadığını söylemiş, önce borcun ödenmesinin daha iyi olduğunu belirtmiştir. Hanefîler hem kaza yapmanın hem de nafile yapmanın mümkün olduğunu beyan etmişlerdir.
Bir kimse sünnetleri yerine getirirken, geçmiş kaza namazı borcunu kılabilir. Mesela öğlen namazından önce dört rekât sünnet yerine, dört rekât geçmiş kaza namazı kılınabilir.
Müzik Dinlemenin Hükmü
Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri değişik halk oyunlarının musikîlerini dinlemiştir. Hz. Âişe validemize nikâh esnasında: “Def vurdunuz mu?” diye sormuş; “Hayır ya Rasulallah” cevabı üzerine: “Ensâr def sever. Defsiz nikâh, nikâh değildir” buyurmuşlardır. Birkaç sahabenin oturup cariye vasıtasıyla şarkı söyletip def vurdurduğu, dinledikleri de sabittir.
Hanefîler dikkatli bir şekilde ölçüp biçerek caiz demişlerdir: Ramazan-Bayram sevinçlerinde, nikâhlarda nikâhı ilan etme açısından, bir halkın kendi örf bayramlarında caiz görülmüştür. Yani Müslümanların kendilerince bir eğlence zeminleri vardır. Ama bunu zevk ve eğlence hâline getirmek, şehvâniyete doğru taşımak uygun değildir.
Bu noktada musikî dinleme doğrudan haram değildir. Ama Mevlevî’deki ney, kudüm ve ergânunu doğrudan haram diyenler var. Bu kimseler, Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin Hz. Âişe validemize haram bir şey telkin etmiş gibi olurlar ki, bu günâh-ı kebâirden ötedir — küfür noktasına varabilir.
Kabir Komşuluğu ve Yezîdîlik
Kabir komşusunun azabı duyulur mu, ölüyü kabirde kötü komşudan uzak tutun diye söylenenler vardır. Bunlar halkın kendi arasında söylediği şeylerdir, çok itibar etmem. Kabirde yatan kimsenin cesedidir. Ruh cennetlikse ona cennetten bir pencere açılır, cenneti seyredip mahşerini bekler. Cehennemlikse cehennemden bir pencere açılır, cehennemini seyrederek bekler.
Yezîdîlik, eski ateşe tapanlardan kalan bir inançtır; şeytana taparlar. Genelde Irak’ın Bağdat kesiminde, dağlık bölgelerde yaşayan insanların inancıdır. Son zamanlarda Kürtlerin üzerinde oynanan bir oyun var: “Sizin dininiz İslâm değil, siz Yezîdîsiniz” diyorlar. Bugünkü Yezîdîliğin arkasında İsrail var. İsrail Yezîdîliği yeniden Ortadoğu’da Kürtlerin üzerinde diriltmeye çalışıyor. Allah oyunlarını kendi başlarına mahkûm eylesin.
Dövme Yaptırmanın Günahı
Dövme yaptırana, dişine güzelleşmek için şekil verene, kaşına gözüne şekil verene Allah lânet etsin buyurulmaktadır. Bu hadis-i şerif Buhârî ve Müslim’de sabittir.
Mehdî Aleyhisselâm’ın Gelişi
Mehdî’nin gelmesi haktır. Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin mütevâtir derecesinde hadis-i şerifleriyle sabittir. Sadece Müslümanlar değil; Hristiyanlar da, Yahudîler de Mehdî’nin geleceğine dair kendi kitaplarında işaretler vardır. Buhârî, Müslim, Ebû Dâvûd, Tirmizî ve İbn-i Mâce’de mütevâtir derecede hadisler mevcuttur. Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinden bu hadisleri nakleden otuzun üzerinde sahabe vardır.
İsâ aleyhisselâmın tekrar yeryüzüne inmesi, Deccâl’ın gerçek manada zuhur etmesi, Süfyân ordusunun zuhur etmesi, Süfyân ordusunun Mehdî ordusunun karşılaşıp savaşması, Deccâl’ın İsâ aleyhisselâm tarafından katledilmesi — bunların hepsi hadislerde anlatılır. Mehdî’nin nasıl zuhur edeceği, nerede çıkacağı, çıkacağı zamanın fizikî, ekonomik, siyasî, askerî ve inanç yapısı hadislerde detaylı olarak bildirilmiştir.
Velîlerin Mehdî Müjdesi ve Makam-ı İsâ
Her mürşid-i kâmilin çektiği çileler, sıkıntılar vardır. O dar geçitlerden geçerken, Cenâb-ı Hak onlara mânevî hâller, mânevî pencereler açarak bu sıkıntıların geçeceğini, felâha ulaşacaklarını gösterir. Kâh Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleriyle görüştürür, kâh başını okşatır, kâh sarılır; kâh İsâ’sını gönderir, kâh Mûsâ’sını, kâh Yûsuf’unu, kâh İbrâhîm’ini…
Bir kısım velî, nefis merâtiblerinde ve kalbî tecelliyâtlarda belirli bir hâle geldiklerinde — sûfîler buna “İsâ makamı” derler — İsâ aleyhisselâmla fazla haşır neşir olurlar. O makamı kendi dâirelerinde tam olarak ayırt edemediklerinden, kendilerini İsâ gibi veya Mehdî gibi görebilirler. Ama bunların başındaki üstad mürşid-i kâmil ise, kendisini bu hâlden çıkarır.
Senin bir pîrin varsa senin Mehdî’n odur. Mehdî aleyhisselâm zuhur edecek, gerçektir; ama Mehdî’den önce nice Mehdîler çıkacak ki onun vazifesini yerine getirmeye gayret edecekler. Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin soyundan olan o büyük ve kutlu zât inşallah dünyaya gelecek, dünyada zuhur edecek ve bütün dünya İslâm olacaktır.
Mehdî Zamanında Bereket
Mehdî’nin zamanında toprak bütün kuvvetiyle ürün verecek, gök bütün bereketini indirecek; insanlar para harcayacak yer bulamayacaklar. Başaklar yedi değil yedi yüz verecek, ağaçlar yedi değil yedi yüz bin yedi yüz verecek, kuzular bir değil on beş doğuracak, inekler ikiz üçüz doğuracak. İnsanlar bir tohum dikecek, o tohumdan yedi kat meyve alacaklar. Dünya üzerinde mal, para, pul hesabı kalmayacak; herkes bolluk ve bereket içinde cennet hayatı gibi bir hayat yaşayacaktır.
Ebced Hesabı ve Mesnevi
Mesnevî bir kitaptır; Hz. Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî hazretlerinin yazdığı eserdir. Kolları olduğunu bilmiyorum. Ebced hesabı ise kelimelerin ve harflerin üzerine değişik numaralar verilerek yapılmış bir hesaptır. Buradan rumuzlar çıkarıp geleceğe yönelik işaretler vermek — bunları yapan insanlar sayıları kendi kafalarına göre yorumlayıp harfleri yer değiştirirler. Ben çok nazar-ı itibara almıyorum. Benim için din Kur’an ve Sünnet’tir. Kur’an ve Sünnet’i yaşamaktan sorumluyum, mükellefim.
Dergâh Adabı ve Edep Erkânı
Akşehir’de kardeşler bir yer açmışlar ve dergâh âdâbı, edep ve erkânı sormuşlar. Yavaş yavaş oturur; bir günde dergâh âdâbı ve erkânı olmaz. Bizdeki birinci âdâb: Kardeşler birbirlerini rahatsız etmesinler, birbirlerini üzmesinler. Aranızda kardeşlik, şefkat, merhamet ve muhabbet olsun. Nefis girmesin aranıza. Burası nefisle mücadele edilecek yerdir. Birbirinize karşı nefsânî davranmayın — bu yeter.
Öfke Kontrolü ve Çeşitli Meseleler
Öfkelenmeyin; öfke şeytandandır. Doğru ve makul olan bir şeye öfkelenmek şeytandandır. İnsanın arkadaşına, eşine, çocuğuna yaptıkları hata ve kusurlardan dolayı öfkelenmek şeytandandır. Ama yalana öfkelenin, gıybete öfkelenin, cimriliğe öfkelenin, tembelliğe öfkelenin.
Cinsel ilişkide haram sayılan hâller: Kadınların âdet hâlinde olduğu zamanlar yaklaşılmaması ve cinsel ilişkide yolun dışına çıkılmaması — bu kadarı haramdır.
Gece yatarken Kur’an dinleyerek yatmak günah değildir. Bizim Anadolu’daki İslâm algılayışında Kur’an’a aşırı derecede saygı vardır ama okuma alışkanlığımız zayıftır. Hac ve umre’de Arapların yattıkları yerden Kur’an okuduklarını görürsünüz; biz buna şaşırırız ama kendimiz elinde Kur’an bile tutmayız.
Kaynakça
Hadis-i Şerif Kaynakları
- Muâz b. Cebel hadisi (Kur’an, Sünnet, İctihad sıralaması) — Ebû Dâvûd, Akdiye, 11; Tirmizî, Ahkâm, 3
- Hadis-i kudsî: “Kulum nafilelerle Bana yaklaşır…” — Buhârî, Rikâk, 38
- “Defsiz nikâh, nikâh değildir” — Tirmizî, Nikâh, 6; İbn-i Mâce, Nikâh, 20
- Dövme yaptıran ve yaptırılan hakkında lânet — Buhârî, Libâs, 87; Müslim, Libâs, 120
- Mehdî hadisleri — Ebû Dâvûd, Mehdî, 1; Tirmizî, Fiten, 52; İbn-i Mâce, Fiten, 34; Müslim, Fiten, 67-72
- “Benden sonra otuz üç yalancı peygamber çıkacaktır” — Ebû Dâvûd, Fiten, 1; Tirmizî, Fiten, 43
- Öfke şeytandandır hadisi — Buhârî, Edeb, 76; Müslim, Birr, 106
Âyet-i Kerîme Referansları
- Bakara 2/222 — Kadınların âdet hâlinde yaklaşılmaması
- Meryem 19/29-33 — Hz. İsâ’nın beşikte konuşması
- Nisâ 4/157-158 — Hz. İsâ’nın ref’i (göğe kaldırılması)
- Enbiyâ 21/69 — Hz. İbrâhîm’in ateşe atılması, ateşin serinlik olması
Tasavvufî ve Fıkhî Kaynaklar
- Halifelik usûlü ve işaret yöntemi — İmâm Mâverdî, el-Ahkâmü’s-Sultâniyye
- Nafile ibadetler ve kaza meselesi — İbn-i Âbidîn, Reddü’l-Muhtâr (Hanefî fıkhı)
- Musikî hükmü — İmâm Gazzâlî, İhyâu Ulûmi’d-Dîn, II. cilt, Semâ bahsi
- Mesnevî — Hz. Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî, Mesnevî-i Ma’nevî (6 cilt)
- Rûhu’l-Beyân tefsiri — İsmâil Hakkı Bursevî (işârî tefsir)
- Mehdî meselesi — İbn-i Kesîr, en-Nihâye fi’l-Fiten ve’l-Melâhim; Kurtubî, et-Tezkire
- Ebced hesabı — Süyûtî, el-İtkân fî Ulûmi’l-Kur’ân