Umumi Programlarda Hizmet Adabı
Hem bayan hem de erkek misafirlerin olduğu umumi programlarda bayan kardeşler hangi çerçevede görev almalıdır? Bizim dergahımızda bayan kardeşler umumi programlarda hizmet etmezler. Mesela Cumartesi Bursa’da umumi bir programda kapalı spor salonumuzda bayan kardeşlerin hiçbir görevi olmaz. Orada ancak dışarıdan gelen bayan misafirler varsa onlarla ilgilenecek olan bayan görevli kardeşler vardır.
Bayanlar burada kendi aralarında kendi hizmetlerine devam ederler. O yüzden bizde bayanlar erkek programlarında hizmet etmezler. Ancak kendi bayan kardeşlerine hizmet ederler. Bu noktada erkek hizmetli arkadaşlar bayan kardeşleri tanıdığı olsun tanımadığı olsun bir iş buyurmaya kalkmasınlar. Erkek arkadaşların hiçbirisi bayan kardeşlerle bu noktada bir irtibata geçmesin.
Kadının Mahrem Meselesi
Kadının evlendikten sonra kocasının anne, baba, kardeşlerine karşı mahremiyet nasıl olmalıdır? Bir kadın evlendiği zaman evlendiği erkeğin babasına, babasının babasına mahrem değildir. Yani babasının yanında nasıl duruyorsa öyle durabilir. Ancak babasının babası biraz gençse ahlaki noktadan bir sıkıntı varsa o zaman kadın frene basabilir veya kocası frene bastırabilir.
Ama kadın dini noktada bir tek kendi kocasına süslenmeli ve kokulanmalıdır. Kadın sadece kendi kocasına süslenip ona kokulanırsa başka hiçbir erkeğe karşı kokulanıp süslenmemesi gerekir. Kocasının kardeşi, kocasının yakınları, hepsi de mahremdir. O yüzden onların hiçbirisinin karşısına tesettürsüz çıkmaması gerekir.
Sevgi ile Sadakat Arasındaki Fark
Sevgi daha yukarıdadır. Sevgi alt unsurlarını yanında taşır. Gerçek manada seven bir kimse gerçek manada sadakat ehlidir. Sadakat bağlılık demektir. Eğer bir kimse gerçek manada sevdiyse aynı zamanda gerçek manada sadakat gösterir. Her sadakatli olan seviyor manası çıkmaz. Her sadakatli sevme noktasında olmayabilir. Ama her gerçek seven sadakatini de yanında getirir. Ben sevginin yüceliğine inanırım. Sevginin yüceliğine inandığım için seven kimse sadakatli olur.
Namaz Kıldırma Şartları
Namaz kıldırmak için Kur’an-ı Kerim okumayı bilme şartı yoktur. Ama orada Kur’an-ı Kerim okumayı bilen varsa birinci derecede imamiyet onun geçmesi gerekir. Bir toplulukta Kur’an-ı Kerim okumasını bilen varsa bir kişi, önce o geçecek. İki kişi ise güzel okuyan geçecek. Bu noktada da ahlaklı olan, ihlaslı olan, samimi olan geçecek. Kim Kur’an-ı Kerim’i daha iyi okuyorsa o geçecek namaz kıldırmaya.
Ölünün Arkasından Mevlut Meselesi ve Karanlık Dönem
Diyanet İşleri Başkanlığı televizyonda açıklama yaptı: Ölenin arkasından mevlut okutulmaz diye. Yedisi, yirmisi, kırkısı vesaire ölünün adına okutulan mevlutları doğru bulmadılar. Evet ölünün arkasından üçü, yedisi, beşi, yirmisi yok, onu ben de biliyorum.
Ama bir memleket düşünün, o memlekette Kur’an okuyanları veya okutanları derdest edip toparlayıp götürmüşler. Bir memleket düşünün iki kişi toplanmış Allah dediği zaman irtica deyip alıp götürmüşler. Orada dine hizmet etmek isteyenler, dindarlığını yaşamaya çalışanlar kendilerine kapı aralamışlar. Mevlut okuyoruz deyince hiç kimse bir şey dememiş. Cenazemiz var, yirmi mevlutu var, kırk mevlutu var. Milleti toplamışlar, orada insanlara din diyanet anlatmışlar ve insanların dinden uzaklaşmaması için çaba sarf etmişler.
Birinin böyle çıkıp katı kuralcı, kaba softa hesabı bunların hepsi de bidattır, bunların hepsinin çöpe atılması lazım demek işin kolay tarafı. Biz camide zikir yapacağız dediğimizde mevlut okuyacağız diyorduk. Herkesi topluyorduk. Camide insanlara mevlut okuyacağız deyip camide zikirler yapıyorduk. Evlerde ders yaparken ortaya bir tane mevlut kitabı koyuyorduk. Hatta imam hatipli gençlere de diyorduk: Polis gelip bastığında hemen buradan mevluta başlayacağız.
Din ve diyanetin konuşulmadığı, din ve diyanetin hiç anlatılmadığı, din ve diyanetin dile dahi getirilmediği o karanlık dönemleri konuşmaktansa bunları konuşuyorlar. Madem din diyanet konuşacaksınız, Büyük Millet Meclisi’nde hangi zaman Kur’an-ı Kerim’in ayetlerinin değiştirilmesi teklif edildi? Hangi parti Kur’an’ın ahkam ayetlerini değiştirmeye kalktı, yok saymaya kalktı? Çıkıp bunları neden konuşmuyorlar?
Müslümanların Sahipsizliği
Müslümanlara sövmek basit, Müslümanlara hakaret etmek basit, Müslümanlara atmak satmak basit, ucuz. Hiç siz televizyonda bir haber izlediniz mi? Filanca adam Allah’a sövdü diye ağzına birisi bir yumruk koydu. Filanca adam Hazreti Peygamber’e hakaret etti diye ona şikayet ettiler. Adamlar terörist başına sayın demedi diye ortalığı yakıyorlar. Hazreti Peygamber’e hakaret edene ne yapılıyor? Kur’an’a hakaret edene ne yapılıyor?
Müslümanların sahibi yok, ucuz. Kendi kendilerini korumaktan aciz. Kendi arkadaşımızı koruyamayız. Kendi komşumuzu koruyamayız. Kendi şeyhimizi koruyamayız. Kendi cemaatimizi koruyamayız. O yüzden önüne gelen tokat vuruyor, ardımızdan gelen laf söylüyor.
Hadis-i şerifte buyurulur: İleride Müslümanlar kalabalık olmayacak mı? Olacak. Ama denizin üstünde köpük misali. Hiçbir gücü, kuvveti, kudreti olmayacak. Denizin üstünde köpük misali.
Cin Meselesi ve Süleyman Aleyhisselam
Kur’an-ı Kerim’de Süleyman aleyhisselamın kıssasında cinleri hizmetinde çalıştırdığı anlatılmaktadır. Süleyman aleyhisselam cinlere inşaat yaptırdı. Cinlere altın toplattı, cinlere pırlanta toplattı, cinlere kıymetli madenleri toplattı. Herkesin içinde o kıymetli madenleri toplattıktan sonra güzel erittirdi, harmanlattı. Mescid-i Aksa’yı onunla yaptı. Mescid-i Aksa’nın temeline gömdü onları. Mescid-i Aksa’nın temeli altın, zümrüt, kıymetli madenlerle doludur.
Yahudiler biliyorlar Mescid-i Aksa’nın temelinin kıymetli madenlerle atıldığını. Amaçları Mescid-i Aksa’yı yıkıp temelindeki bu madenleri almaktır.
Böyle cinleri çalıştıran hocalar varsa çalıştırsınlar. Bu memleketin o kadar dış borcu var, memlekette o kadar Müslümanların borçları var. Cin taifesini seferber etsinler. Kafirlerin ellerindeki altınları toplasınlar, getirsinler. Şu memlekete faydalı, Müslümanlara faydalı işler yapsınlar.
Düğün ve Sünnet Merasimleri
Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazreti Ayşe validemize soruyor: Ya Ayşe, filanca kadının kızın nikahını kıydınız mı? Kıydık ya Resulallah. Def vurdunuz mu? Hayır ya Resulallah. Defsiz nikah nikah olmaz. Ya Ayşe, Ensar defi severdi. Keşke def vursaydınız.
Türkiye’deki Müslümanlar düğünleri ve sünnetleri İslami mesaj için kullandılar. Millet düğününde mevlut okudu, millet düğününde sohbet ettirdi. Din anlatmak için düğünlerini böyle yaptılar. Nurcular risale okudular, sufiler Allah’ı zikretti. Bu insanlar dinin diyaneti öğrensin diye çaba sarf ettiler.
Ticarette Kar Meselesi
Ticarette yüzde yirmi beşten fazlası haram diyorlar. Hiç alakası yok. Alıcısı varsa yüzde yüz karla da mal satarım, yüzde bin karla da mal satarım. Din oturup kar hesaplamaz. Din sadece haramı bildirmiş: Ticaret helal, faiz haram. Tartıda ölçüde eksiklik yapmak haram. Alırken satarken yalan söylemek haram. Bir alışverişte iki fiyat belirlemek haram. İslam’da teşebbüs hürriyeti var.
Sufi Adabı: Kötülüğü Yüzüne Vurmamak
Sufilerin adablarından biri de kimsenin yüzüne kötülüğünü söyleyip utandırmamaktır. Enes bin Malik der ki: Allah’ın Resulü sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri kimsenin yüzüne hoşlanmadığı bir şey söylemezdi.
Bir kimsenin kötülüğünü değil, eksikliğini yüzüne vurmak peygamberlere, velilere, mürşidlere, alimlere caizdir. Onların söylemesi de şundandır: O kimsenin o kötülükten alıkoymak içindir, onu utandırmak için değildir. Dostlar ise birbirlerine nasihat ederler. Din nasihattir, din nasihattir, din nasihattir. Nasihat etmek birisinin kötülüğünü yüzüne vurmak değil, tatlı bir şekilde misallerle anlatmaktır.
Eğer bir kardeşinizde bir eksiklik noksanlık tespit ettiyseniz o kardeşinize nasihat ediniz. Tatlı tatlı örnek vererek, dolaşarak. Yüzüne ‘sen yalan söylüyorsun’ deme, yalan söylemenin zararlarını anlat. Yüzüne ‘sen gıybet ediyorsun’ deme, gıybet etmenin zararlarını anlat.
Sufi Adabı: Yemek Paylaşmak
Sufilerin adablarından biri de ellerindeki azığa arkadaşlarını toplayıp onu onlarla beraber yemeye düşkün olmaktır. Hazreti Ali radıyallahu anh hazretleri şöyle dediği anlatılır: Bir kap yemeye dostlarımdan bazı insanları toplamak benim için sizin çarşınıza girip köle satın alarak onu azat etmekten daha iyidir.
Allah’ın Resulü sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri buyurdu ki: Göğe en çabuk ulaşan sadaka kişinin ortaya helal bir yemek koyması ve kardeşlerinden bir grup insanın başına toplayıp onlarla beraber yemesidir. Bu sufi adabıdır. Sufiler çok misafirperver insanlardır. İbrahim aleyhisselamın sünneti üzerine, Hazreti Peygamber’in sünneti üzerine tek başına yemek yemezler. Elinde ne varsa koy önüne, kuru bir ekmek olsa dahi onu arkadaşlarınla, kardeşlerinle, dostlarınla, ailenle paylaş.
Dergahta Hizmet ve İstişare Adabı
Büyüklere Saygı, Küçüklere Şefkat
Büyüklere saygılı, hürmetli, sevgili davranmak adabımızdandır. Dergahın içindeki küçüklerimize, akrabaların içindeki küçüklere de sevgili, şefkatli, merhametli davranmak adabımızdandır. O kardeşiniz sizden önce dergaha girmiş ve hizmet etmiş. Edep odur, ona saygılı davranacaksın. İstişare edin. Büyüklerinizle istişare edin. Sizden önce dergaha girip hizmet etmiş olan abilerinizle istişare edin.
Hizmet Sorumluluğu ve Nefis Tuzağı
Orada bir sorumlu var, sorumlu sorumluluğu üzerine almış. Haberi olup olmadığını, o işin sonucuyla başıyla hesabı verecek olan odur. ‘Haberi var mı yok mu’ diye sorgulamak sana düşmüyor. Hizmet edeceksen et, koşacaksan koş. Orada bir iş yapacaksan yap. Kimse seni zorla yap diye zorlamıyor.
Bizim dergahımızda hiç kimse hiçbir şeye zorunlu değil. Ne zaman zorunlu? Ben bu kağıtları götürmeye talibim, götüreceğim dedin mi? Dedin. Al bunu götür. Şimdi zorunlusun sen. Bu vazifeyi yerine getirmezsen sözünde, ahdinde durmamışlardan oldun. Vefasızlardan oldun, döneklerden oldun.
Ben tarikat hayatım boyunca hiç kimseye zorla ders vermedim. Kalbin ısındıysa, rüyanda gördüysen, kendince bunu doğru kabul ettiysen bu dersi alacaksın. Aldığın zaman da çekeceksin. Bu dergahı kendine dergah gördüysen bu dergahta koşacaksın. Hangi hizmeti yapmak istiyorsan durumuna göre, zamanına göre bir hizmet kendince bulup koş orada.
Kaynakça
Hadis-i Şerif Kaynakları
- Denizin köpüğü hadisi (Müslümanların çokluğu ama güçsüzlüğü): Ebu Davud, Melahim 5, Hadis No: 4297; Ahmed bin Hanbel, Müsned, V/278
- Defsiz nikah olmaz hadisi: İbn-i Mace, Nikah 20, Hadis No: 1896; Tirmizi, Nikah 6, Hadis No: 1089
- Din nasihattir hadisi: Müslim, İman 95, Hadis No: 55; Ebu Davud, Edeb 59
- Enes bin Malik rivayeti (Peygamber kimsenin yüzüne hoşlanmadığı şey söylemezdi): Buhari, Edeb; Müslim, Fedail
- Hz. Ali rivayeti (yemek paylaşmanın köle azat etmekten üstünlüğü): Şihabüddin Sühreverdi, Avarifü’l-Maarif
- Göğe en çabuk ulaşan sadaka hadisi: Taberani, el-Mu’cemü’l-Evsat; Şihabüddin Sühreverdi, Avarifü’l-Maarif
Kur’an-ı Kerim Kaynakları
- Süleyman aleyhisselamın cinleri çalıştırması: Sebe Suresi (34), Ayet 12-13; Enbiya Suresi (21), Ayet 82
- Mescid-i Aksa: İsra Suresi (17), Ayet 1
Fıkıh ve Tasavvuf Kaynakları
- Şihabüddin Sühreverdi, Avarifü’l-Maarif — Sufi adabı: kötülüğü yüzüne vurmamak, yemek paylaşmak, büyüklere saygı küçüklere şefkat
- Kadının mahremiyet hukuku — Hanefi fıkhı: Kocasının babasına (kayınpeder) mahrem, kocasının kardeşine mahrem değil
- Ticaret hukuku — İslam’da kar oranı sınırı yoktur, haram olan tartıda ölçüde eksiklik, yalan ve çift fiyat uygulaması
- İbrahim aleyhisselamın sünneti: Tek başına yemek yememek, misafirperverlik