Dergah Sohbetleri Serisi

293. Dergah Sohbeti — Seyr-i Süluk’ta Davetçiler ve Nefisle Mücadele Yolu


Seyr-i Süluk’ta Davetçilerin Sınıfları

Selamün aleyküm. Allah gecenize hayır etsin inşaallah. Cenab-ı Hak gündüzünüze hayırlı eylesin. Kulluklarınızdan hayırlı eylesin, korktuklarınızdan hüsnü muhafaza eylesin inşaallah.

Nûr-i Din Seyr-i Süluk’u, geçen hafta mücadele ehlinden bahsetmiştik. Bu mücadele ehlinden sonra o kimse seyr-i süluku devam ederse, yolda yürümeye devam ederse o kimse Allah’ın davetçisi olur. Bu davetçiler de kendi içlerinde farklı farklıdır.

Davetçilerin Farklı Türleri

Bazı davetçiler vardır insanları Allah’a çağırır. Bazı davetçiler vardır insanları yola çağırır. Bazı davetçiler vardır insanları sadece sünnete çağırır. Bazı davetçiler vardır insanları sadece şeriatın ahkamına davet eder. Bazı davetçiler vardır insanları sadece inanca çağırırlar. Bazı davetçiler vardır insanları şeytana çağırırlar. Bazı davetçiler vardır insanları küfre, dalalete çağırırlar. Çünkü şeytana çağıranla dalalete çağıran aynı değildir. Şeytana çağıran kendisine yol gösterici olarak şeytanı görür; Allah’a şeytana uyarak gidileceğini düşünür.

Bunların hepsini de sınıflandırmak mümkündür. O yüzden şeytana davet eden davetçilerin müritleri daha çoktur. Şeriata davet eden davetçilerin müritleri daha azdır. Sadece sünnete davet edenlerin müritleri öbürlerinden daha azdır. Allah yoluna davet edenlerin müritleri daha da azdır. Ama sadece Allah’a davet edenin müritleri de daha azdır.

Kalabalık Ölçü Değildir

Gerçek manada kalabalık olup olmamakla alakalı, o kimsenin etrafında insanlar çok ise o kimsenin davetine dikkat etmek lazımdır. Eğer bir davetçinin etrafında az ise insanlar, o gerçek manada insanları Allah’a davet eder. Gerçek manada insanları Allah’a davet edenin yolu, Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin haliyle hallenmektir.

Haliyle hallenenlerle onun sünnetine tabi olanlar, sünnetine tabi olanlarla sünnetinden içtihat çıkarıp şeriata uyanlar farklı veçhelerdedir, farklı dairelerdedir. O yüzden bu manada davetçilerin en hakikisi insanları sadece ve sadece Allah’a davet edendir.


Allah’a Davet: Manaya Çağrı

Allah’a davet ederken insanları nefisle terbiyeye ve nefisle mücadeleye, insanları Kur’an’ın manasına tabi olmaya, insanları Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin manasına tabi olmaya çağırır. Eğer manaya çağrı yoksa o yerde mana yoktur. Eğer insanları etrafındaki Müslümanları manaya çağırıyorsa, etrafındaki Müslümanlara perdenin gerisinde bir alem var diyorsa, etrafındaki Müslümanlara Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin haliyle hallenmenin ne demek olduğunu anlatıyorsa, bu hal onun ahlakının ince noktasına ulaşmaktır.

Zahirden Manaya Geçiş

İnsanlara sadece sünnetle Resulullah’a tabi olmayı düşünüyorsa, namazın, abdestin farzı dörttür, sünnetleri de şu kadardır, bunları yaptığın zaman senin abdestin abdesttir deyip zahirde bırakıyorsa; kolunu yıkarken kolunun hamdini işitmiyor, yüzünü yıkarken yüzünün hamdini işitmiyor, kulaklarını meshederken kulaklarının feryadını veya hamdini işitmiyorsa, o kimsenin manadan haberi yok demektir.

O kimse namazını kılarken hiç olmazsa namazı seccedenin yanında dikiliyor mu: “Hadi beni kıl, benim işim semalarla. Hadi beni kıl, ben yürüyeceğim, bu aleme ait değilim.” dediğinde; kıldığında, “Esselamu aleyküm ve rahmetullah” dediğinde namazını alıp götürenleri görmüyorsa, o zaman o kimse bayağı yol alacak demektir.


Nefisle Mücadele Yolunun Esasları

Bu yolda yürüyecek olanlar nefisleriyle mücadele edecekler. Bu yolda yürüyecek olanlar dillerine sahip çıkacaklar. Bu yolda yürüyecek olanlar gözlerine sahip çıkacaklar. Bu yolda yürüyecek olanlar kalplerine sahip çıkacaklar. Bu yolda yürüyecek olanlar midelerine sahip çıkacaklar. Bu yolda yürüyecek olanlar cinsel uzuvlarına sahip çıkacaklar. Bu yolda yürüyecek olanlar ayaklarına sahip çıkacaklar. Bu yolda yürüyecek olanlar ellerine sahip çıkacaklar.

O yüzden lafla eline, diline, beline sahip çıkmak değil; bu hal ile olacaktır. Eğer nefisle ve şeytanla mücadele yok ise, dile geleni diyorsan, ele geleni yiyorsan, önüne gelene çemkiriyorsan, arkandan gelene tekme atıyorsan, senin eşekten bir farkın yok. Bütün malı mülkü, insanların parasını, pulunu, namusunu, ahlakını kendin zannediyorsan, eşekten bir farkın yok.

Sufi Elbisesiyle Aldatmamak

O zaman sufi elbisesiyle ne kendini aldat ne başkasını aldat. Başına sarık takıp ne başkasını aldat ne kendini aldat. Sırtına haydari geçirip ne başkasını aldat ne kendini aldat. Tekkede iki sema edip ne başkasını aldat ne bizi aldat. İki ilahi söyleyip ne bizi aldat ne başkasını aldat. Aldatma!

Bu yol nefisle mücadele yoludur. Bu yol kendi hakkından vazgeçme yoludur. Bu yol insanları ezip çiğneme yolu değildir. Hakka giden yolda senin hakkın yoktur. Hakka gidilen yolda hiçbir şey senin değildir. Sadece ve sadece edep ile, sadece ve sadece ahlak ile, sadece ve sadece Allah sevgisiyle, ihlas ve samimiyetle bu yolda gidilir.


Allah’a Koşmak: Fakr ve Acz Makamı

Sıdkıyetle yolda gidilir. Gözün şaşmaz, elin şaşmaz, kalbin şaşmaz, aklın şaşmaz, ayağın şaşmaz, yönün şaşmaz. Sırat-ı müstakim üzerinde olursun. Gidersin ki işte o zaman sen bir lamba gibi olursun, aydınlatırsın. Bu yolda davetçi yoktur kendi nefsinde. Sadece davet edilen vardır. Davet edilen Allah’tır.

Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin üzerine Cenab-ı Hak buyurmuştur ki: “Ey Habibim, de ki ey insanlar Allah’a koşun.” Ey kardeşler Allah’a koşun! Sahibiniz Allah, destekçiniz Allah, Malikü’l-Mülk olan O’dur. İnsanların gönüllerini evirip çevirecek olan O’dur. İnsanları istihdad edecek olan, hallerini değiştirecek olan, halden hale geçirecek, ferdeden ferdeye geçirecek olan O’dur.

Allah’tan Allah’ı İstemek

Bu yolda sıdk makamındasın, fakr makamındasın, acz makamındasın. Kulluğuna devam et. Edep ile edeplen. Var gücünle Allah yolunda uğraş, çabala. Allah yolunda koştur, Allah’a koş. O’nun yolunda istikametin O olsun, yürüyeceğin yer O olsun, tutunacak dalın O olsun, zikrin O olsun, ibadetin O’na olsun, istediğin şey O olsun.

Sen O’nu iste. O’ndan bir şey isteme. İstemek O’nun hoşuna gider ama sen O’ndan O’nu iste. O’nun elindekine gözünü dikme. O’nun hazinesine gözünü dikme. O’nun rızkına, malına, mülküne gözünü dikme. De ki: “Ya Rabbi ben senden seni istiyorum. Ben sana kavuşmayı diliyorum. Ben bir an önce sana gelmek istiyorum. Benim namazım sana gelmek için. Benim orucum sana gelmek için. Benim zikrim sana gelmek için. Benim dünya hayatım sana gelmek için. Benim amacım seni görmek, seninle olmak, seninle yaşamak, senden hiç ayrılmamak, bir nefes dahi olsa senden uzaklaşmamak.”


Bu Yolun Zorluğu ve Disiplini

Kardeşler, bu yol o yoldur. Biraz belki de azameti çoktur, çilesi çoktur. Nefisle mücadele layla lon kaldırmaz, şeytanla mücadele layla lon kaldırmaz, Deccal’le mücadele layla lon kaldırmaz. Diyebilirsiniz: “Başka cemaatler var, ne kadar güzel, adamlar huşu içerisinde yürüyüp gidiyorlar, böyle zorlukları yok.” Evet yok. Buyurun gidin.

Nice tarikatlar var, böyle sıkı değil, buyurun gidin. Nice cemaatler var, sıkı değiller, buyurun gidin. Daha sıkı yerler var, buldunuz, buyurun gidin. Daha iyi bir yer buldunuz, buyurun gidin. Ama burada kalacaksanız nefsinizle mücadele edeceksiniz. Burada kalacaksanız şeytanınızla mücadele edeceksiniz.

Çalışmayan Derviş Olmaz

Burada kalacaksanız Facebook dervişliği istemiyorum. Burada kalacaksanız internet dervişliği istemiyorum. Böyle bir şey yok. Herkes kul olacak. Herkes işiyle gücüyle çalışırken dervişliğini yaşayacak. Edebiyle edeplenecek dergahın, ahlakıyla ahlaklanacak, Sünnet-i Resulullah’a tabi olacak.

İşin en dış noktası bu. İç noktasında Habibinin ahlakıyla ahlaklanacak, Habibinin haliyle hallenecek. Çalışmayan derviş olmayacak. Bizim yolumuzda bütün pirlerimizin işi var. Herkesin işi olacak, emekli olsa dahi. İş yok istemiyorum. Gitsin bedava çalışsın, gitsin desin ki ben bedava çalışacağım, gitsin çalışsın. İşsiz, çalışmayan, tembel insan bu yolda yürüyemez.


Nefisle Mücadelenin Pratik Yansımaları

Bu yolda disiplin lazım. Aşk lazım, muhabbet lazım, bağlılık lazım, sıdkıyet lazım, ihlas lazım. Nefisle mücadele lazım. Her an abdestli dolaşmak lazım. Her an zikirle olmak lazım. Her an edep ve erkan lazım. Çarşıda, pazarda, evinde, barkında hiç önemli değil; nerede olursan ol, edep ile davranman lazım.

Kılıbık Yolu

Bu yol kılıbık yoludur. Evet ben kılıbık yolundayım diye bazı arkadaşlar elden atılıyor, atılıyor. Boş ver, atılan biz olalım. Bu yol bizim kılıbık yolumuz. Naci Musa Efendi Hazretleri de öyle demiş: “Oğlum, en iyi derviş en iyi kılıbık olandır.” Muhammed Şerif Efendi Hazretleri anlatıyor: Mübarek bir laf söylüyordu, seslenmezdi. Aynı o da kendi çilesiyle çilelendi.

Dervişim deyip bir laf söyleyene iki laf söylemek yok. “Benim maneviyatım beni ikaz ediyor” diyenler… Telefonda sordum: “Haftada kaç sefer Peygamber Efendimizi görüyorsun sallallahu aleyhi ve sellemi?” Sustu. “Ayda?” Sustu. “Son bir yıldır hiç görmüyor musun rüyanda?” diye sordum. “Evet efendim” dedi. “Hangi maneviyat seni ikaz edecek? Sen zaten ikaz almışsın. Sen bir seneden beri şeyhini rüyanda görmüyorsan sen ikaz almışsın zaten” dedim.


Yolda Kalmanın Şartları

Kardeşler bu yol Allah’a giden yoldur. Davetçiler bu noktada sınıf sınıftır. Allah affetsin, kendimi o en iyi yolda olanlardan görmüyorum. Ama söylediğim şey o en iyilerin yolu. Anlattığım şey o en iyilerin yolu. Ve o yolda ben de sizlerle beraber kendimi düzeltmeye çalışıyorum, ben de sizlerle beraber oraya layık olmaya çalışıyorum, oraya yürümeye çalışıyorum.

Ama eğer bu nokta bize ağır gelecekse o zaman kardeşler bu noktada benim bir derdim yok. Hakkım helal olsun gidecek olanlara. Hiç benden izin almalarına da gerek yok. Kim giderse hakkım helal olsun, sadece gittiğini söylesin bize. Desin ki: “Ben gittim, helal hoş olsun, Allah yolunu açık etsin.” Cenab-ı Hak fazlından, kereminden, ihsanından lütfetsin inşaallah. Bizleri kendi yolunda daim eylesin. O’na çağıran, O’na koşan, O’nun yolunda olan, Hz. Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin haliyle hallenen kullarından eylesin inşaallah.


Kaynakça

Ayet-i Kerimeler

  • “Ey insanlar Allah’a koşun” — Zariyat Suresi, 51/50. Allah’a firar etme (koşma) emrini içeren ayet; sufiler tarafından seyri sülukun temel dayanağı olarak kabul edilir.
  • Sırat-ı müstakim kavramı — Fatiha Suresi, 1/6. “Bizi doğru yola ilet” duası; sufinin istikametinin temel referansı.

Hadis-i Şerifler ve Nebevi İlkeler

  • Hz. Peygamber (s.a.v.) haliyle hallenme — “Allah’ın ahlakıyla ahlaklanın” hadisi; Suyuti, el-Camiu’s-Sağir. Sufinin davetinin özü Peygamber ahlakıyla ahlaklanmaktır.
  • Nefisle mücadelenin büyük cihat oluşu — Beyhaki, ez-Zühd, Hadis No: 373. Bu sohbette de nefisle mücadelenin yolun en temel unsuru olduğu vurgulanmıştır.
  • “Kalbinde zerre kadar kibir bulunan cennete giremez” — Müslim, İman, Hadis No: 91. Sohbette kibirden arınmanın gerekliliği bağlamında zikredilmiştir.

Tasavvuf Kaynakları

  • Seyr-i Süluk mertebeleri — Mücadele ehlinden davetçi makamına geçiş; İmam Kuşeyri, er-Risale, Makamlar Bölümü.
  • Naci Musa Efendi (k.s.) — “En iyi derviş en iyi kılıbık olandır” sözü; nefsi kırmanın ve tevazunun dervişliğin özü olduğuna dair beyanı.
  • Muhammed Şerif Efendi (k.s.) — Naci Musa Efendi Hazretlerinin terbiye usulünü nakleden rivayet.
  • Fakr, acz ve sıdk makamları — Sufinin bu yolda kendini hiç görmesi, fakr makamında durması; İmam Gazali, İhyau Ulumi’d-Din, Kitabu’l-Fakr ve’z-Zühd.

Fıkhi ve Ahlaki Esaslar

  • Eline, diline, beline sahip olma — Hacı Bektaş Veli’ye atfedilen üç temel edep ilkesi; tasavvufun ahlaki özeti.
  • Her an abdestli dolaşma — Sünnetten alınan edep; İbn Mace, Taharet, Hadis No: 277.
  • Çalışmayan derviş olmaz ilkesi — “Tevekkül çalışmayı terk etmek değildir” anlayışı; Tirmizi, Zühd, Hadis No: 2344.
  • Davetçilerin sınıflandırılması — Allah’a davet edenler, sünnete davet edenler, şeriata davet edenler, şeytana davet edenler; Kur’an-ı Kerim’de “Allah’a ve Resulüne davet” kavramı, Ahzab Suresi 33/46.