Dergah Sohbetleri Serisi

264. Dergâh Sohbeti: Temizlik Sünneti, Ahde Vefâ, Müceddidler ve Mehdî Meselesi

Kontrat, Taahüt ve Anne-Baba Rızası

Bir kimse kontrat imzaladıysa, kontratın yetkileri dâhilinde hareket etmesi lâzımdır. Eğer kontratta iptal hâlinde şu kadar ücret ödemek zorundasın deniyorsa ve bu imzalanmışsa, o ücret ödenmek zorundadır. Anneler babalar çocuklarını evlendirirken nefislerine fazla uyuyorlar; “illâki benim dediğim olacak” noktasına götürüyorlar ve çocuklarına bu noktada yardımcı olmuyorlar.

Çocuğunu çayıra salmışsın, çocuk bir taahütte bulunmuş; o zaman o çocuğun arkasında dur. Çocuğunun yaptığını sonradan değiştirmeye çalışmak hem kız tarafını hem oğlan tarafını rezil eder.

Anne hakkı, annenin rızası insanın hep önüne gelecektir. Babanın hakkı, babanın rızası da öyle. Anne babanın rızası alınmadan olacak olan bir işin hayırı olmaz. Ancak Kur’ân ve Sünnet’in dışında bir talep söz konusuysa, o zaman anne babanın bu noktada herhangi bir hakkı kalmaz.


Tasavvuf Sohbetleri Hayat Sohbetidir

Tasavvuf sohbetleri hayat sohbetidir. Kur’ân ve Sünnet dairesinde, anlaşıldığı kadarıyla Kur’ân ve Sünnet’in reel hayata nasıl aktarılması gerektiğiyle alâkalı tecrübeler, bilgiler ve öğrenilenler aktarılır. Bu sohbetlerden dolayı kadınlar veya erkekler “bu soruyu sen mi sordun” deyip eşlerine çemkiriyorlarsa, laf söylüyorlarsa bu gerçekten büyük bir zulümdür. Bu herkesin başına gelebilecek şeylerdir.


Temizlik ve Sünnet: Beden, Ağız ve Uzuv Bakımı

Her Müslüman kadın ve erkeğin ağzı, bedeni ve uzuvları kokmaması lâzımdır. Cumada gusletmenin vacibe yakın olmasının sebebi, dağda bayırda, hayvanların peşinde, çölde yaşayan insanların hiç olmazsa haftada bir gün yıkanarak mesciddeki Müslümanları rahatsız etmemesidir.

Her Müslüman kadın ve erkek hiç olmazsa haftada bir sefer yıkanmak mecburiyetindedir. En az üç günde bir etek tıraşı ve koltuk tıraşı yapmak zorundadır; etek ve koltuk kılları bir buğday veya bir arpa büyüklüğünü geçmemiş olacaktır.

Sufi her an ölümü bekleyendir; vücut temizliğiyle de hazır olacaktır. Ağız sağlığına dikkat edilecek, ağız kokmayacak; vücut sağlığına dikkat edilecek, vücut kokmayacak. Kadınlar eşlerinin yatağına yatarken her gün duş alsınlar; yemek, temizlik veya çamaşır suyu kokusuyla yatağa yatmasınlar. Erkekler de ter kokusuyla, yapış yapış olmuş bir vaziyette yatağa girmesinler. Bu hem kendine hem eşine saygı duymadığını gösterir.


Ahde Vefâ ve Yoğunlaşma Problemi

Bir kimsenin dinî kurallara ve dinî vecibelere uymaması ahde vefâsızlıktır. Ahit vermek, söz vermek ve o sözünde durmaktır. Allah’a, Resûlullah’a, üstâda, arkadaşlara ve ticarette verilen sözlerin hepsinde geçerlidir.

Bir şeyde yoğunlaşamama, dikkatin çabuk dağılması, hayaller içinde olma hâli; Allah’ı az zikretmenin alâmetidir. Allah’ı az zikredenler dikkatlerini bir yere toplayamazlar, kendilerini bir yere rabıta ettiremezler, derleyip toparlayamazlar.


Üstâda “Baba” Deme Meselesi

Sufilerin içerisinde üstâdlarına “baba” deme geleneği vardır; genelde dergâhlarda kullanılır. Ancak bu, herkesin alışkanlık hâline getirmesi uygun değildir. Bunu söyleyecek olan kişi rüyasında bunu görmüş olmalı ve rüyasını üstâda anlatarak zahiren izin almalıdır. İzin almadan kendi kendine söylemek hoş karşılanmaz. Sufi âdâbında, tarikat âdâbında böyle bir şey vardır; reddetme noktasında değiliz, ancak usulüne uyulması gerekir.


Kahkaha, Gülme ve Hayal Kurma

Hz. Resûlullah sallallâhü aleyhi ve sellem kahkahayla gülmezdi; tebessüm ederdi, tebessüm ederken dişleri görünürdü. Hepimizin bu noktada hatası ve eksiği vardır; azaltabildiğimiz yere kadar azaltmaya gayret edelim. Ancak birisi kahkahayla gülüyor diye ona fazla laf söylenmesin.

Makul ve malûm bir şeyin hayalini kurup onun peşine düşmek güzel bir şeydir. Öyle kimseler vardır ki onların hayali duaları gibidir; Cenâb-ı Hak onların dualarını kabul eder, sözlerini yerde bırakmaz.


Rızkın Sıralaması ve Ticaret

Rızkın en helâli sırasıyla: 1) Cihad malı, 2) Ticaret malı, 3) Sanatla alâkalı, 4) Ziraatla alâkalı, 5) Kira ile alâkalı (memurluk). Herkes ticaret ehli olacak diye bir kaide yoktur. Bir insan ticarette başarılı olamaz, gider bir yerde çalışır, orada başarılı olur. Herkes bir noktada aynı dairede olsaydı bu dünyadaki düzenin kuruluşuna aykırı olurdu.

Herkes padişah olsa köleyi nereden bulacağız? Herkes zengin olsa fakiri nereden bulacağız? Herkes patron ve tüccar olsa kim çalışacak? Bazı şeyler bu mânâda takdir noktasındadır.


Müceddidler ve Kur’ân-Sünnet Mücadelesi

Her yüz senede gönderilen müceddidler, dinin anlaşılması ve anlatılması noktasında Cenâb-ı Hakk’ın ilim hâkimiyeti verdiği kimselerdir. Birisi hadis dalında, birisi tefsir dalında, birisi fıkıh dalında, birisi devlet yönetme noktasında zamanın ışığı olabilir.

Bedîüzzaman Said Nursî Hazretleri Anadolu’nun müceddidi olabilir; Hasan el-Bennâ Mısır’ın, Seyyid Kutub tefsir dalında, Mevdûdî Pakistan’ın müceddidi olabilir. Sadece birini müceddid kabul edip diğerlerini reddetmek hem o kişiye hem diğerlerine haksızlıktır.

Süleyman Hilmi Tunahan Hazretleri dağdan dağa dolaşmış, Antepli Bilal Baba idamdan yargılanmış yıllarca Sinop Cezaevinde yatmış, Çorumlu Hacı Mustafa Efendi Hazretleri Cumhuriyet’in baskıcı yıllarında sırtına elbiseler alıp köy köy dolaşmıştır. Hepsi kendi dairelerinde birer ışık göstermişlerdir.

Türkiye 150 yıldır karanlığın içinden gelmektedir. Kim Kur’ân ve Sünnet dairesinde bir tuğla koyduysa, bir taş koyduysa, bir kum tanesi olduysa gerçekten alkışlanacak, dua edilecek bir insandır. O çileleri yaşamış insanların arkasından konuşmak, onları eleştirmek bizim işimiz değildir.


Mehdî Meselesi: Hadîs-i Şerîfler ve Sahte İddialar

Mehdî ile İlgili Hadîsler

Mehdî ile alâkalı hadîsler tevatür noktasındadır; yaklaşık 14-15 sahâbî nakletmiştir. Her ne kadar Buhârî ve Müslim’de Mehdî ile alâkalı açık bir hadis geçmemiş ise de, Tirmizî’de, İmâm Ahmed’de ve diğer hadis kitaplarının hepsinde Mehdî ile alâkalı hadisler vardır. Mehdî’nin geleceğini inkâr edenlerden değiliz; dört elle sarılanlarız.

“Dünyada tek bir gün kalsa bile Allah o günü uzatacak. Adı adıma, babasının adı benim babamın adına uygun olacak. Ehl-i beytimden mutlaka bir adam gelecek. Daha önce zulüm ve haksızlıkla dolu olan yeryüzünü adalet ve insafla dolduracak” (Ebû Dâvûd, Mehdî, 1; Tirmizî, Fiten, 52 — Hasen Sahîh).

Adı Peygamber Efendimiz’in adından olacak: Mustafa. Babasının adı da Peygamber’in babasının adından olacak: Abdullah. Hadîs-i şerîf açıktır; Hz. Resûlullah şifreli veya gizli konuşmamıştır.

“Mehdî bendendir. Onun alnı geniş, burnu ise ince olacaktır. Zulümle dolu olan yeryüzünü adalete boğacak, tam yedi yıl hüküm sürecektir” (Tirmizî / Ebû Dâvûd).

Hz. Ali’nin Rivayeti

Hz. Ali radıyallâhü anh, oğlu Hz. Hasan’a bakarak şöyle demiştir: “Benim bu oğlum Allah Resûlü’nün buyurduğu gibi seyyiddir. Onun sülbünden bir adam çıkacak. İsmi Peygamberinizin ismi olacak. Yaratılışında O’na benzemeyecek fakat ahlâkta O’na benzeyecektir” (Ebû Dâvûd).

Sahte Mehdîlik İddialarına Cevap

Hadîs-i şerîfler ortadayken, bir sabah kalkıp kendini Mehdî ilân eden, kendisine kitap indirildiğini söyleyen, peygamberlik iddia eden kimselere itibar edilmez. Kim kendisini peygamber görürse, nebî görürse, resul görürse o kâfirdir. Kim kendisine Kur’ân’dan sonra ilâhî kitap indirildi diyorsa o kâfirdir. Kim kendisini Mehdî görüyorsa o delidir.

Nasıl gerçek deccal çıkmazdan evvel 30 yalancı deccal çıkarsa, yalancı Mehdîler de çıkacaktır. Deseler ki “Biz gelecek olan Mehdî’ye hizmet ediyoruz, Kur’ân ve Sünnet dairesinde kardeşe hizmet ediyoruz” — alkışlarız. Ancak ümmet-i Muhammed’i ifsâd etmesinler, sapıklığa götürmesinler.

“Mehdî bizden, ehl-i beyttendir. Allah onu bir gecede ıslâh edecektir, bir gecede” (İbn Mâce, Fiten, 34). Mehdî çıktıktan sonra Hz. Îsâ aleyhisselâm gelecek, putları kıracak, bütün Hristiyanlar İslâm olacak, cizye ortadan kalkacak ve bütün arz İslâm olacaktır.


Kaynakça

  • Kur’ân-ı Kerîm, Mü’minûn Sûresi 23/17 — “Andolsun biz sizin üzerinizde yedi yol yarattık…”
  • Hadîs-i Şerîf (Buhârî, Cenâiz, 92; Müslim, Kader, 22) — “Bütün insanlar İslâm fıtratı üzerine doğarlar”
  • Hadîs-i Şerîf (Ebû Dâvûd, Mehdî, 1; Tirmizî, Fiten, 52) — Mehdî’nin adı, sıfatları ve gelişi hakkında (Hasen Sahîh)
  • Hadîs-i Şerîf (Tirmizî, Fiten, 52; Ebû Dâvûd, Mehdî, 1) — “Mehdî bendendir, alnı geniş, burnu ince, yedi yıl hükmedecek”
  • Hadîs-i Şerîf (Ebû Dâvûd, Mehdî, 1) — Hz. Ali’nin rivayeti: Hz. Hasan’ın sülbünden gelecek zâtın vasıfları
  • Hadîs-i Şerîf (İbn Mâce, Fiten, 34) — “Mehdî bizden ehl-i beyttendir, Allah onu bir gecede ıslâh edecektir”
  • Hadîs-i Şerîf (Buhârî, Enbiyâ, 49; Müslim, İmân, 242-243) — Hz. Îsâ’nın zuhuruyla ilgili hadisler
  • Hadîs-i Şerîf (Müslim, İmân, 101) — “Aldatan bizden değildir”
  • Hadîs-i Şerîf — Rızkın helâl sıralaması: cihad, ticaret, sanat, ziraat, kira/memurluk
  • Hadîs-i Şerîf — Cumada gusül vacibe yakındır
  • Cem’ul-Fevâid — Mehdî ile alâkalı hadîslerin derlemesi
  • Bedîüzzaman Said Nursî (ö. 1960) — Anadolu’da İslâm’ın ihyâsı için mücadele
  • Hasan el-Bennâ (ö. 1949) — İhvân-ı Müslimîn kurucusu, Mısır’da İslâmî hareket
  • Seyyid Kutub (ö. 1966) — Fî Zilâli’l-Kur’ân tefsiri
  • Ebü’l-A’lâ el-Mevdûdî (ö. 1979) — Pakistan’da İslâmî hareket
  • Süleyman Hilmi Tunahan (ö. 1959) — Kur’ân eğitimi için Anadolu’yu dolaşması
  • Yûnus Emre — “Dövene elsiz gerek, sövene dilsiz gerek, derviş gönülsüz gerek”