Dört Makam: Peygamberler, Sıddîklar, Şehitler ve Sâlihler
Cenâb-ı Hak buyurmuştur: “Kim Allah’a ve Resûlü’ne itâat ederse, işte onlar Allah’ın nimet verdiği peygamberler, sıddîklar, şehitler ve sâlihlerle beraberdir. Onlar ne güzel arkadaşlardır!” (Nisâ Sûresi, 69) İnsanların yaşadıkları dînin dâiresine göre mertebeleri vardır. Bir kimse Allah ve Resûlü’ne itâatinin ve durduğu noktaya göre ya peygamberlerle beraberdir, ya sıddîklarla, ya şehitlerle, ya da sâlihlerle beraberdir.
Bu aynı zamanda tasavvufî makamların karşılığıdır. Aşağıdan yukarıya doğru: Sâlihlik, şehitlik, sıddîklık ve mukarrabîn (yakîn noktası). Bunlar, o kimsenin Kur’ân ve Sünnet’e bağlılığı, itâati ve kendi üzerindeki icrâsıyla alâkalıdır. İcrâ etmezse bu hâllerle hallenmesi mümkün değildir.
Şerîat, Tarîkat, Hakîkat, Mârifet
Bu dört makam, şerîat, tarîkat, hakîkat ve mârifet olarak nitelendirdiğimiz derecelerin âyet-i kerîmedeki karşılığıdır. İnsanlar bu dört hâlin içerisindedir; bu dört hâlin dışına çıktığında o kimse şerîatin üstüne çıkmış olur ki Allah muhâfaza etsin.
Tasavvuf, bir kimseyi en alt noktadan alıp adım adım kemâle çıkarıp, onu mukarrabîn yâni yakîn noktasına getirmektir. Bunun yolu: Allah’ı çokça sevmek, Resûlullâh (s.a.v.) Hazretleri’nin getirdiği yola itâat etmek ve güzel ahlâkla, ibâdetle kendini zenginleştirmektir. Bunun başka bir yolu, başka bir tarzı, başka bir çıkış kapısı yoktur.
Nefisle Mücâdele: Büyük Cihâd
Peygamber (s.a.v.) bir gazveden dönünce ashâba buyurmuştur: “Küçük savaştan büyük savaşa döndünüz.” “Nedir yâ Resûlallâh?” dediler. “Nefsinizle savaştır” buyurdu. Nefisle savaş en büyük savaştır. O kimse nefsiyle olan mücâdelesini artırdıkça devamlı olup cihâd edenlerin sınıfında olacaktır.
Eğer nefisle savaşmasını bir an geri bırakırsa, o savaştan ayrılmış olur. Savaştan geri dönenler ise günahı kebâirin içerisindedir. Zâhirî mânâda savaş meydanından kaçmak; bâtınî ve tasavvufî mânâda ise nefisle olan mücâdeleden vazgeçmektir.
Günahı Kebâir ve Nefis Mücâdelesi
- Allah’a şirk koşmak
- Anne ve babaya itaatsizlik
- Savaş meydanından geri dönmek (zâhirde: savaşı terk etmek; bâtında: nefisle mücâdeleyi bırakmak)
- Namuslu insanlara iftirâ atmak (gıybet, bühtân)
- Bu günahlardan her biri tasavvufî açıdan da mânevî tehlikeler taşır
Kuşeyrî Risâlesi’nden: Peygamber’in Hâline Uyma Dereceleri
Sâlih, önce Peygamber (s.a.v.) Hazretleri’nin hâllerine uymaya çalışır. Buna gücü yeterse yapar; yetmezse bu dereceden inip onun ahlâkına uymaya çalışır. Yine gücü yetmezse bu dereceden de inip onun âdâbına uymaya çalışır. Bu makamların hiçbirine uymaya gücü yetmezse sünnetine uyar.
Hiçbir sûretle sünnetine uymaktan daha aşağı bir hâle inmemelidir. Ve bilmelidir ki nübüvvet makamlarının en aşağısı, vilâyet ve tasarruf makamlarının en yükseğinden üstündür. Çünkü Resûller ve Nebîler, hiç aldanma olmayan ve şüphe bulunmayan vahiyle kuvvetlendirilmişlerdir.
Kur’ân ve Sünnet Merkezli Tasavvuf: Çarpıklıkların Eleştirisi
Biz yolumuzu bu düsturlarla koyduk: Peygamber (s.a.v.) Hazretleri’nin hidâyet yolundan ayrılmamak. O yol, yolların en berrağı, en temizi, en hakîkisidir. Bu, başkalarının yollarına dil uzatmak değildir; sadece 1400 yıl boyunca hiç tehlikeli olmayan, kendisine tâbî olanları bataklığa götürmeyen, dolambaçlı yollara götürmeyen bir yoldur.
Bu yol şahısların üzerine kurulu değildir, insanların kimliklerinin üzerine kurulu değildir. Yolun kuruluş noktası Kur’ân ve Sünnet ışığı içerisinde Peygamber (s.a.v.) Hazretleri’nin hâliyle, ahvâliyle, sünneti, âdâbı ve erkânıyla dîni yaşamaktır. Başka bir derdimiz yoktur.
Tasavvuftaki Çarpıklıklar
İnsanlar bilmeden yıllardan beri şeyhi öyle yapmış, o da öyle yapıyor. Bundan üç kuşak önce şeyhi oğluna bırakmış, herkes şeyhini oğluna bırakmaya çalışıyor. Bundan dört kuşak önce herkes şeyhin cebine para koymuş, herkes şeyhin cebine para koymaya alışmış. “Şeyh çalışmaz, dilenir” — dört kuşak önce öyle görmüşler. Bunlar ehl-i tasavvufun kendi içerisindeki çarpıklıklardır; görülüyor, tespit ediliyor ama konuşulamıyor. Biz bu çarpıklıkları konuşmaya cesâret ediyoruz.
Evde Köpek Besleme Hükmü
Evde köpek beslemek, ancak güvenlik veya çobanlık gibi meslekî bir gerekçeyle câizdir. Şehir içerisinde olursa güvenlikle alâkalı olması lâzım; şehir dışında çoban, tarla veya hayvan koruma amaçlı bakılabilir. Köpeğin artığı necis hükmündedir; köpeğin artığından yenilmez, içilmez. Köpeğin yattığı yer necâset olduğu için temizlenmeden orada namaz kılınmaz. Köpeğe dokunulduysa temizlenmeden namaz kılınmaz. Apartmanlarda balkonlarda köpek bakılması hoş değildir; komşuluk hakkı ve hukûku gözetilmelidir.
Kaynakça
- Âyet: en-Nisâ Sûresi, 69 — “Kim Allah’a ve Resûlü’ne itâat ederse, peygamberler, sıddîklar, şehitler ve sâlihlerle beraberdir”
- Âyet: et-Tîn Sûresi, 4-5 — İnsanın ahsen-i takvîm üzere yaratılması ve aşağıların aşağısına indirilmesi
- Hadis: “Küçük cihaddan büyük cihâda döndünüz” (Nefisle mücâdele) — Beyhakî, ez-Zühdü’l-Kebîr; Hatîb el-Bağdâdî, Târîhu Bağdâd
- Hadis: Hz. Ebû Bekir’in bütün malını getirmesi — Ebû Dâvûd, Zekât, 40; Tirmizî, Menâkıb, 16
- Hadis: Günahı kebâir (yedi büyük günah) — Buhârî, Vesâyâ, 23; Müslim, Îmân, 145
- Hadis: Köpeğin artığının necis oluşu — Müslim, Tahâret, 89-93; Buhârî, Vudû, 33
- Kuşeyrî, er-Risâletü’l-Kuşeyriyye — Sâlihlerin Peygamber’in hâline uyma dereceleri: Hâl → Ahlâk → Âdâb → Sünnet
- Kuşeyrî, er-Risâle — “Nübüvvet makamlarının en aşağısı, vilâyet makamlarının en yükseğinden üstündür”
- Tasavvuf: Şerîat-tarîkat-hakîkat-mârifet dereceleri — İmâm Rabbânî, Mektûbât, c. 1, Mektup 36
- Fıkıh: Evde köpek besleme hükümleri — İbn Âbidîn, Reddü’l-Muhtâr, Tahâret Bâbı; Buhârî, Bed’ü’l-Halk, 17