Dergah Sohbetleri Serisi

246. Dergâh Sohbeti – Mürşide Teslîmiyet, Zikrullah Halkasının Kudsiyeti ve Mürşid Vefâtında Yapılacaklar

Mürşide Teslîmiyet, Zikrullah Halkasının Kudsiyeti ve Mürşid Vefâtında Yapılacaklar

Allah gecenizi hayır etsin inşâallah. Cenâb-ı Hak gündüzünüzü hayırla eylesin. Bütün kardeşlerin Kutlu Doğum etkinliğiyle alâkalı çalışmalarından dolayı yürekten teşekkür ediyorum. Allah hepinizden râzı olsun inşâallah.


Tasavvufun Temelleri

Tasavvufun bu noktadaki temellerini geçen hafta biraz okumuştuk: Allah’tan başarı istemek, gaflet uykusundan uyanmak, nefsin alışkanlıklarını ve arzularını bırakmak, kötü arkadaşlardan kaçmak, Yüce Allah’ın buyruğuna aykırı hareket edilmiş olan yerlerden ayrılmak ve salâh erbâbıyla beraber olmak.

Derviş bunları yapmaya hazmettiğinde, gafletten uzaklaşma, kötülüklerden ve kötülerden uzaklaşma, nefsin kötü alışkanlıklarından kurtulma düşüncesi oluştuğunda, tasavvuf imamlarından nasihatiyle kendisini etkileyeceği, sohbetinde yetişeceği bir imam, bir önder arar.


Mürşide Bağlanmanın Zarûreti

Bir kimse bunları niyet ettiğinde kendisine bir önder lâzımdır; bir mürşid lâzımdır. Kendisini nefsin terbiyesine tâbi kılacak, Kur’ân ve Sünnet dâiresinde yürütmeye sebep olacak bir mürşid. Bu arayışında nefsini ve halkı, tüm arzularını bir kenara bırakır; yalnız arayıp bulduğu zâtın hükmünce gitmeyi gâye edinir.

O arayıp bulduğu hekim, imam, mürşid-i kâmil buna nazar ederek hastalığının sebebini bilir, devâsını da ona gösterir. Böylece derdine derman bulur, Yüce Allah’ın izniyle iyileşir. Şayet mürşide dünya sebeplerinden bir şey için gitmişse, boş yere vaktini zâyi etmiştir; ona hekimin sözü tesir etmez.

Bâyezîd-i Bestâmî hazretleri şöyle demiş: ‘Sen hiçbir şeysin, ol ki her şey senin için olsun.’ İnsanoğlu var olduğundan beri bir mürşide ihtiyaç kâidedir. Tasavvuf muhakkak ve muhakkak yaşayan bir mürşid-i kâmilin, bir velînin dizinin dibinde öğrenilmesi gereken bir ilimdir.

Mürşid ile Velî Arasındaki Fark

Her velî mürşid değildir. O kimsenin üzerinde kerâmet zuhûr edebilir, kalpten bahsedebilir, perdenin arkasından bahsedebilir; ama onun mürşid olduğunu göstermez. Mürşid eğiticidir, öğreticidir. Mürşidler Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretlerinin vârisleridir; onlar topluma çalışırlar, insanlara çalışırlar.

Bizim yolumuz insanların kendisini kurtarma yolu değildir. Kurtuluşu bütün insanlık âlemi için istemek ve bu uğurda çalışmak, gayret etmektir. Öyle dergâhlar vardır ki sadece kendileri için uğraşırlar; biz hem kendi kurtuluşumuzu hem insanların kurtuluşunu istemek zorundayız.


Mürşide Teslîmiyet: Kur’ân ve Sünnet Dâiresinde

Bir mürşide teslim olacak olan kimse kendisini boş bir şekilde, sanki hiçbir şey bilmiyormuş gibi teslim olsun. Teslîmiyet Kur’ân ve Sünnet dâiresindedir, Allah’ın hukuku dâiresi içindedir. Hiçbir mürşid-i kâmil müridlerinden Kur’ân ve Sünnet dışında bir teslîmiyet istemeye hakkı yoktur. Müridler de mürşidlerine ancak Kur’ân ve Sünnet dâiresinde teslim olurlar.

Bir kimse mürşidini dinlemeyecekse ve dinlememekte ayak diriyorsa o sûfî değildir, mürşidin dergâhında bulunmuş olsa dahi. Evet bedeni buradadır, zikrullahtan sevâbını alır, nasibini alır; ama teslîmiyet yoksa hakîkat meydana çıkmaz.


Zikrullah Halkasından Kimse Kovulamaz

Hiç kimseyi bu zikrullah halkasına ‘Gelmeyeceksin’ demedim. Onu yasaklamaya benim hakkım yok; kendime öyle bir hak görmüyorum. Kim ki zikrullah kapısını birisinin yüzüne kapattıysa o zâlimlerden olur. Bu size tavsiye ve vasiyetim olsun.

Eğer bir kimse zikrullah halkasını insanlara kapatıyorsa, insanları kovuyorsa, gönderiyorsa, orası hak ve hakîkat yeri değildir. Zikrullah halkası düşmanım olsa dahi ona açıktır. Beni öldürmeye gelmiş olsa dahi onun zikrullah halkası açıktır. İnsanlar ölür gider ama kâideler kalır, ilkeler kalır.

Dersini alabilirsin, ‘Bizim seninle hukukumuz kalmadı’ diyebilirsin; ama kovamazsın. Çünkü bir kimse gelse burada bir kez Allah’ı zikretse, Cenâb-ı Hak onu affeder inşâallah. Allah’ın af kapısını hiç kimsenin kapatmaya, örtmeye hakkı yoktur.


Mürşid Vefât Ettiğinde: İstihâre Vasiyeti

İnsanın bir mürşide bağlılığı mezara kadardır. Hesap edecek, kitap edecek: ‘Ben mezara kadar bu yolu devam ettirebilir miyim?’ diyecek. Ettirebileceğine inanıyorsa gidecek, bir mürşide bağlanacak. Çünkü mürşid vefat ettiğinde gidecek, yeni bir mürşid bulacak; nefsine uymayacak.

2001’de Beytullah’ta Şeyh Efendi, Üstâd-ı Mahdullah Efendi elimden tuttu: ‘Mustafa Efendi, asla ve asla oğlum, oldun deyip ortaya çıkma. Bütün kardeşlere vasiyetimi ilân edeceksin ben öldükten sonra: herkes istihâre yapacak, istihâresinde gördüğü şeyhe intisâp edecek.’ Bu vasiyet devam ediyor.

Beşinci Esmâdan Sonra Mürşide İhtiyaç Meselesi

Bir kimse beşinci esmâyı alırsa ve kalbi harekete geçmişse, onun mürşide ihtiyacı olmaz. O kimse hâl yolu olarak rüyâda devam eder. Tehlikeli bir yol ama o hak var buna; ehl-i tasavvuf böyle bir ilke koymuştur. Bu hâlde olmayan kimse ise muhakkak bir mürşid-i kâmile bağlanacaktır.


Görev ve Yetki Dağılımı: Mânevî Yetkilendirme

Ders vermeye müsâade ettiğimiz kardeşler var. Bunun üzerine insanların şüpheye düşmemeleri gerekir. Üstattan ders almakla görevli kardeşten ders almak arasında bir fark yoktur. Bu vazifeyle vazifelenen kardeşlere haksızlık yapılmasın.

Bir kimse kendini çavuş görürse, yetkili görürse, görevli görürse sıkıntı vardır. Hizmet herkese açıktır; buradaki herkes her yere gidip anlatabilir, konuşabilir, sohbet edebilir. Ama kendisini görevli görmesi mânevî yetkilendirme ile olur. Cenâb-ı Hak o kimsenin işini götürür, herkes onun görevini kabullenir, hiç kimse itiraz etmez. Birisi kendi kafasından bir şey yapmaya kalkarsa, o yolsuzluktur.


Kaynakça

  • Abdülkâdir Geylânî, el-Gunye li-Tâlibî Tarîki’l-Hak — ‘Mürşidi olmayanın mürşidi şeytandır’ sözü
  • Kuşeyrî, er-Risâle, Mürşid ve Mürid Bâbı — Mürşide teslîmiyet ve irâde ehli olma şartları
  • Bâyezîd-i Bestâmî — ‘Sen hiçbir şeysin, ol ki her şey senin için olsun’ sözü
  • Tirmizî, İlim, 19 — ‘Âlimler peygamberlerin vârisleridir’ hadîs-i şerîfi
  • Fâtiha Sûresi, 1/6-7 — ‘Bizi doğru yola, kendilerine nîmet verdiklerinin yoluna ilet’ âyet-i kerîmesi (sâlihlerle beraber olma)
  • Hücvîrî, Keşfü’l-Mahcûb — Mürşid ile velî arasındaki fark ve mürşidin eğiticilik vasfı
  • İmâm Gazzâlî, İhyâu Ulûmi’d-Dîn, Kitâbu’l-İlm — Tasavvufun yaşayan bir mürşidden öğrenilmesi zarûreti
  • İmâm Rabbânî, Mektûbât — Mürşid vefâtında istihâre ile yeni mürşid bulma usûlü
  • Necmeddîn Kübrâ, Usûlü’l-Aşere — Tasavvufun on temel esâsı ve mürşide bağlanma kâidesi
  • Ebû Tâlib el-Mekkî, Kûtü’l-Kulûb — Zikrullah halkasının kudsiyeti ve herkese açık olması