Tasavvufun Temelleri: Tevfîk, Gaflet, Nefis Terbiyesi ve Zikir Halkasının Kıymeti
Allah gecenizi hayır eylesin inşâallah. Cenâb-ı Hak gündüzünüzü hayırla eylesin. Hayrınızı, ömrünüzü hayırla eylesin inşâallah.
Tasavvufun Başı: Tevfîk — Allah’ın Yardımı
Tasavvufun başı, sonu ve makamları vardır. Tasavvufun başı tevfîktir; yani Allah’ın o kimseye bir başarı ihsan etmesi, lütuf vermesi, ikram etmesi, desteklemesi, muhâfaza etmesidir. Ehl-i tasavvuf içinde bulunduğu tasavvuf düşüncesi ve yaşantısını kendisinden bilmez. Onun üzerinde Allah’ın lütfu, ikramı, ihsânı, koruması, muhâfazası vardır.
Her ne kadar kendi irâdesiyle doğru yolda durmak için mücâdele ettiyse de bunu kendisinden görmez. Kendisinden gördüğü an helâkiyete gideceğini bilir. O yüzden tasavvuf ehli o konumunu Allah’ın kendisine vermiş olduğu bir başarı, bir lütuf, bir ikram olarak görür.
Gafletten Uyanmak
Tasavvufun bu noktada birinci derecede gayesi o kimsenin gaflet uykusundan uyanmasıdır. Hadîs-i şerîfte Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem hazretleri buyurdu ki: ‘İnsanlar uykudadır, öldüklerinde uyanırlar.’ Gaflet uykusundan uyanmak, ‘Ölmeden önce ölünüz’ hadîs-i şerîfinin tecellîsidir.
Gafletin en az zâviyesi Kur’ân ve Sünnet’in dışında her hangi bir davranış veya düşüncedir. Bir kimse düşünce veya fiiliyat noktasında Kur’ân’ın, Sünnet’in, imamların içtihâdının çizgisinin dışına çıktığında, Allah muhâfaza eylesin, ya münâfıklığa gitmiştir, ya sapıklığa gitmiştir, ya günah-ı kebâir işlemiştir, ya da edebin dışına çıkmıştır.
Nefsin Alışkanlıklarını Terk Etmek
İkinci hâl, nefsin alışkanlıklarını ve arzularını bırakmaktır. Nefsin istek ve arzularını devam ettirerek tasavvufî bir hayatın olması mümkün değildir. Hem arzusuna uyacak, hem de ehl-i tasavvuf olacak — böyle bir şey mümkün değildir.
Bir kimse gelip Allah’ı zikrediyor, sevâbını alıyor; ama öbür taraftan aldığı gibi harcıyor. Para tutmuyor gibi; bir taraftan geliyor, bir taraftan gidiyor. Havuz hep boş, baraj hep boş, su birikmiyor. Rahmet yağıyor ama barajın kapakları açık, geldiği gibi gidiyor.
Nefsin istekleri ve arzuları bitmez. Bunların hepsini Kur’ân ve Sünnet düsturu ile, Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretlerinin edebi ve âdâbı dâiresinde terbiye etmek tasavvuftur.
Kötü Arkadaşlardan Kaçmak
O kimse kötü arkadaşlardan kaçacak. Bu ne zamana kadar? İyi huylar, iyi ahlâk, düzgün terbiye, îmânın kemâle ermesi, kolay kolay tehlikeye düşmeme noktası o kimsenin üzerinden kalkıncaya kadar kötü arkadaşlardan uzak duracak.
Aynı dergâhın içerisinde, aynı şeyhe intisâp etmiş olan ama gıybet eden, dedikodu eden, iftira eden kardeşler de olabilir. Onlarla dahi dostluk kurmayacağız; onun gıybetine, dedikodusuna, iftirasına, haramına ortak olmayacağız. Seni hatâya, kusura, günaha götüren kimseyle arkadaşlığını belli bir noktaya indireceksin.
Kadınlar içinde de geçerli: bir kadının arkadaşı ‘Hadi çarşıya çıkalım, hadi parka gidelim’ mi diyor, yoksa ‘Hadi derse gidelim, hadi zikre gidelim, hadi kitap okuyalım’ mı diyor? Eğer kardeşlerimizi Kur’ân ve Sünnet’in dışına, hevâ ve hevese sürüklüyorsa o iki ayaklı şeytandır.
Günah İşlenen Yerleri Terk Etmek
Yüce Allah’ın buyruğuna aykırı hareket edilmiş olan yerlerden ayrılmak. Bir yerde Allah’ın haramını yaşadın veya yaşıyorsan, o mekânı terk et. Hz. Ali efendimiz radıyallâhu anh hazretleri bir yerde gıybet işlenirken kalkıp giderdi; o çatının altında durmazdı. Herkes bilirdi ki orada bir gıybet işlendi, orada bir haram işlendi.
Allah’tan Yardım Dilemek
Bu halleri kendi kendine ‘Ben başarırım’ derken yine helâke gidersin, Allah muhâfaza eylesin. Çünkü başarı Allah’ın yardımıyla olur. Allah’tan bu noktada başarı dile, yardım dile, inâyet dile, yakınlık dile. Secdede gözyaşı dökün; gözyaşı ancak Allah’ın rahmetini, merhametini çeker.
Âciz, fakir, zayıf göreceksiniz kendinizi. Tülü develer gibi kafayı kaldırmak yok; gururlanıp kibirlenmek yok. Ehl-i tasavvufun istemediği hâllerdir bunlar. Âcziyet, fakriyet, mahviyet gerek.
Sâlihlerle Beraber Olmak ve Zikir Halkasının Kıymeti
Fâtiha’da duâ ediyorsunuz: ‘Bizi sâlihlerle beraber eyle.’ Allah’ın in’âm ettiklerinin, ihsan ettiklerinin yoluna. Bu Allah’ın lütfudur, ikramıdır; çalışmakla başarılacak bir şey değildir. Ancak Allah’ın ikram ettikleri bu hâl ile hâllenir.
Bir velînin, bir mürşid-i kâmilin sofrasına oturduysan, onun dergâhında ders aldıysan, orada hizmet noktasında duruyorsan bunu nimet bil. Üstadımızın dizinin dibinde oturmayı nimet bilmeyenler, görmeyenler hep perişan oldular.
Zikir Halkaları Cennet Bahçeleridir
Hadîs-i kudsîde Cenâb-ı Hak buyurdu: ‘Cennet bahçelerine uğrayınız.’ ‘Yâ Resûlallah, dünyada cennet bahçesi var mı?’ ‘Evet var, nereleridir?’ ‘Zikir halkalarıdır.’ Dünyada cennet bahçesinde oturmak, zikir halkasında oturmaktır. Kim bunun aksini iddia ederse ilme ihânet ediyor, dine ihânet ediyor.
O padişahlar padişahı sarayından lütfetmiş, sana el uzatmış. Demiş ki: ‘Kim beni zikrederse ben onu zikrederim.’ Bunu nimet bil, ihsan bil, lütuf bil, ikram bil ve otur edebinle.
Kalbi Düzeltmek ve Allah’a Teslim Olmak
Eğer nefis bu hususta kendisine itaat edip şerlerden kurtulduysa, bu kez derviş kalbini düzeltmeye çalışır. Kalbine kötü düşünceler getirmeyecek, kalbine haramla ilişkilendirmeyecek, kalbine nifak sokmayacak, kalbine gıybet ve dedikodu sokmayacak. Kalp Allah’ın tecellîgâhıdır; orası mahremdir.
Ne zaman ki kalp ve nefis tam yola geldiler, birbirleriyle uzlaştılar, o zaman kalbini ve nefsini Yüce Allah’a teslim eder. Yüce Allah buyurmuştur: ‘Rabbinize yönelin ve O’na teslim olun.’ Zâhirî temizliğini ve bâtınî temizliğini yapıp Allah’a teslim olmak — tasavvufun ortası budur.
Ehl-i Tasavvufun Hizmet Anlayışı
Ehl-i tasavvuf hizmet ehlidir. Bedeninizi Allah yolunda hizmet ettiremezseniz, Allah’a huzûr bulamazsınız. Bedeninden geçmeyen neyinden geçer? Bedenlerinizi Allah yolunda, ailenizin, çocuğunuzun geçimi için hizmet edeceksiniz. Gönlünüzde Allah olacak, gözünüzde Allah aşkına damlayacak yaş olacak, dilinizde Allah’ın hükmü, hikmeti, mârifeti olacak.
İnsanın konuşması üç şey içindir: geçimi için, dini için ve arkadaşlarıyla hoş sohbet (haram olmayacak). Bu üçünün dışında konuşma insanı helâke götürür. Zarûret miktarınca konuşacaksınız; çok konuşmak, boş lâkırdılar dervişi helâk eder.
Kaynakça
- Beyhakî, Şuabü’l-Îmân — ‘İnsanlar uykudadır, öldüklerinde uyanırlar’ hadîs-i şerîfi
- Tirmizî, Daavât, 82 — ‘Ölmeden önce ölünüz’ hadîs-i şerîfi
- Tirmizî, Daavât, 83; Ahmed b. Hanbel, Müsned — ‘Cennet bahçelerine uğrayınız. Onlar zikir halkalarıdır’ hadîs-i şerîfi
- Bakara Sûresi, 2/152 — ‘Beni zikredin ki Ben de sizi zikredeyim’ âyet-i kerîmesi
- Kehf Sûresi, 18/28 — ‘Sabah akşam Allah’ı zikredenlerle beraber ol, gözlerini onlardan ayırma’ âyet-i kerîmesi
- Zümer Sûresi, 39/54 — ‘Rabbinize yönelin ve O’na teslim olun’ âyet-i kerîmesi
- Fâtiha Sûresi, 1/6-7 — ‘Bizi doğru yola ilet; kendilerine nîmet verdiklerinin yoluna’ âyet-i kerîmesi
- Fetih Sûresi, 48/29 — ‘Müminlere karşı şefkatli, kâfirlere karşı şediddirler’ âyet-i kerîmesi
- Kuşeyrî, er-Risâle — Tasavvufun temelleri: tevfîk, gafletten uyanma, nefsin alışkanlıklarını terk, kötü arkadaşlardan kaçınma
- İmâm Gazzâlî, İhyâu Ulûmi’d-Dîn, Kitâbu Âdâbi’s-Sohbe — Kötü arkadaşlıklardan kaçınma ve sâlihlerle beraber olma
- Hücvîrî, Keşfü’l-Mahcûb — Kalbin düzeltilmesi ve nefisle mücâdele mertebeleri