Seferî Namazı ve Vitir Meselesi
Akşam namazı seferîde de üç rekât olarak kılınır. Her ne kadar namazlar başlangıçta iki rekât olarak farz kılınmış olsa da, sonra Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem’in sünnetiyle dört rekâta çıkarılmıştır. Ümmetin toplandığı noktada: Akşam namazı seferîde de üç rekât, öğle namazı seferîde iki rekât, ikindi namazı seferîde iki rekât, yatsı namazı seferîde iki rekât, sabah namazı zaten iki rekâttır. Vitir namazı da üç rekât olarak kılınır.
‘Bir kimse seferî iken vitir namazını terk edebilir mi?’ sorusuna cevaben: İmâm Muhammed ve İmâm Yûsuf’a göre vitir nâfile hükmündedir, İmâm-ı A’zam’a göre vâcip hükmündedir. Biz vâcip olarak kılıyoruz.
Şeyhi Aşırı Methetmeme: Ölçülü Olmanın Gerekliliği
Dervişin, toplandığı meclislerde devamlı bir şekilde üstâdını aşırı derecede methetmesi doğru değildir. Bazı dervişler işin ölçüsünü kaçırırlar. Adamın şeyhten haberi yok, dervişlikten haberi yok, tasavvuftan haberi yok, namazdan haberi yok; ona şeyhi anlatmaya uğraşırlar. Kimisi bunu aşkından yaptığını söyler. Bunlar uygun olan şeyler değildir.
Şeyhi methetmek, haddinden fazla övmek uygun değildir. İnsanoğlu hata yapmaya müsaittir, yanlışlığa müsaittir, eksikliğe müsaittir. Bir tek Hazret-i Resûlullâh sallallâhu aleyhi ve sellem hatasızdır, pürüzsüzdür, kusursuzdur. Ondan sonraki peygamberlerde bile pürüzler olmuştur. Hazret-i Resûlullâh’ın yolundan giden evliyâullahta da, mürşid-i kâmillerde de hata, kusur ve pürüzler olur.
Hadîs-i şerîfte buyurulmuştur: ‘Birisi gelir çobandan bir şey ister. Çoban der ki sürünün içerisinden en güzel koyunu seç. Ama o kimse gider sürünün köpeğinin kulağından tutar.’ Her sohbette güzel sözler ve ince hikmetler vardır. Sen çok methetmişsindir ama birisi gelir, orta seviyede bir kelamı cımbızla çeker, senin önüne koyar.
O yüzden kardeşleri çok methetmeyelim, ben dahil. Yermeyelim de, aleyhlerine de konuşmayalım. Ama uçurmayalım. Ne kardeşler çok methedip havada uçursunlar, ne de yerin dibine batsınlar. İkisi de ifrât ve tefrîttir.
Seyr-i Sülûk: Farzları Yerine Getirip Nâfilelerle Allah’a Yaklaşmak
Bir kimse farzları yerine getirme, haramlardan uzaklaşma, nâfilelerle Allah’a yaklaşma ve Allah’ı sevmeyi, Allah’a kavuşmayı murâd ettiyse ve bu niyetle bir dergâha gidip bir üstâda intisâb ettiyse, onun intisâbından itibâren seyr-i sülûkü başlamıştır.
Şu anda kardeşlerin arasında dördüncü esmâya ulaşan var. Beşinci esmâyı dolanan arkadaşlar var. Üstâdında fânî olmuş, fenâ fi’ş-şeyhe gelmiş kardeşler var. Bunları etrafa hava atmak veya şatâhat yapmak maksadıyla söylemiyoruz. Bizim öyle bir derdimiz yok. Önemli olan kulluktur. Önemli olan farzları yerine getirip nâfilelerle Allah’a yaklaşıp Allah’ı sevmektir.
Bizim ne dünya makamında ne âhiret makamında gözümüz yok. Ne makam atlamak, ne makamları geçmek, böyle bir derdimiz yok. Bizim için en güzel makam, en kutsal makam, en yüksek makam kulluktur. Biz tasavvuf anlayışımızı kulluğun üzerine yerleştirmeye çalışıyoruz.
İtikâf ve Riyâzât: Asıl Çile İnsanlar Arasında Güzel Ahlaktır
İtikâf sünnettir, bütün kardeşlerin itikâfı yaşaması lazım. Ama asıl üzerinde durduğumuz şey, insanların arasında hayatı devam ettirip insanların arasında yüksek ahlâklı, ince ahlâklı hâle gelmektir. Asıl riyâzatımız, asıl itikâfımız, asıl seyr-i sülûkümüz budur.
Evet, kırk günlük, seksen günlük, yüz yirmi günlük itikâflarda belli mânevî haller yaşanır. Ama bu kimseler bugün için toplumun bu eksikliğinde dışarı çıktıklarında o hallerini koruyamıyorlar. İtikâfa giriyor, on gün itikâfta duruyor, zikirler yapıyor, dersler yapıyor. Eve gittiği gün eşiyle kavga ediyor. Dışarı çıktığında bir arkadaşıyla kavga ediyor.
Bizim yolumuz: Hiç kimsenin hakkında konuşmadan, gıybet etmeden, dedikodu etmeden, iftira etmeden, birisinin hakkını zâyî etmeden; birinci derecede ailemizde, ikinci derecede dergâhtaki kardeşlerimizde, üçüncü derecede daha geniş çevrede bütün herkesle iyi geçinip yüksek ahlâka kavuşmaktır.
Âl-i İmrân 159: Yumuşak Davranmak, İstişâre ve Tevekkül
Cenâb-ı Hak buyuruyor: ‘Allah’ın rahmeti sayesinde sen onlara karşı yumuşak davrandın. Eğer kaba, katı yürekli olsaydın onlar senin etrafından dağılıp giderlerdi. Artık sen onları affet. Onlar için Allah’tan bağışlama dile. İşlerin konusunda onlarla müşâvere et. Bir kere karar verip azmettin mi, artık Allah’a tevekkül et. Şüphesiz Allah tevekkül edenleri sever.’ (Âl-i İmrân 3/159)
Yumuşak Davranmak
Bir sûfînin, bir dervişin, bir aile reisinin, dergâhtaki bir çavuşun, bir nakîbin, bir idârecinin bu ahlâk ile ahlâklanması gerekir. Eğer insanlar etraflarına kaba ve katı yürekli davranırlarsa, kaba konuşurlarsa, hakaret ederlerse, etraflarında kimse kalmaz. Sert davrananlar, katı kalpli davrananlar hiç kimsenin gönlünde yer etmez.
İstişâre: Sünnet ve Büyüklük Alâmeti
İstişâre etmek bir kimsenin hiyerarşisini bozmaz. Çavuşun çavuşluğu, nakîbin nakîpliği, halîfenin halîfeliği, şeyhin şeyhliği bozulmaz istişâreyle. İstişâre, Hazret-i Resûlullâh sallallâhu aleyhi ve sellem üzerinden bize emredilmiş bir fazîlettir.
Hazret-i Resûlullâh sallallâhu aleyhi ve sellem Uhud Savaşı’nda istişâre etti. Bedir Savaşı’nda istişâre etti. Hendek Savaşı’nda istişâre etti. Eşiyle alâkalı meselede Hazret-i Ali, Hazret-i Ebû Bekir ve Hazret-i Ömer Efendilerimizle istişâre etti. Hatta buyurdu: ‘İkinizin birleştiği şeye karşı gelmem.’ Hudeybiye’de de Hazret-i Ebû Bekir Efendimiz’in görüşünü kabul edip savaşmaktan geri durdu.
Asla bir başkasının fikrini kendi fikriniz gibi sunmayın. Asla bir başkasının yaptığı iyiliği kendiniz yapmışsınız gibi sunmayın. İnsanları aldatabiliriz ama Allah’ı aldatamayız.
Tevekkül: Sebeplere Sarılıp Allah’a Dayanmak
Allah tevekkül edenleri sever. Tevekkül etmek, Allah’a dayanıp O’na yaslanmaktır. Tevekkül, elindekine güvenmemek, Allah’a güvenmektir. Sebepler dâiresinde vazîfeni yerine getirip sonucun Allah’tan olduğunu bilmektir. Başarı veya başarısızlık Allah’ın takdîridir.
Hadîs-i şerîfte buyurulmuştur: ‘Eğer sizin tevekkülünüz kuvvetli olsaydı, kuşlar gibi olurdunuz. Sabah yuvalarından uçarlar aç olarak, akşam yuvalarına dönerler tok olarak.’ Ama kuş yuvasında durmuyor, uçuyor. Sen de yuvandan uç; evinden çalışmak için çık, iş yerinin başına git.
Hadîs-i kudsîde Allah, mü’min kullarının güzel, iyi bir işinin olmasını ve işinin gitmesini sevdiğini buyurmuştur. Sizin bir işle, bir sanatla, bir meslekle meşgul olmanız Allah’ın hoşuna gider.
Hazret-i Ömer ve Tembel Gençler Kıssası
Hazret-i Ömer Efendimiz bir grup gence rastlamış. Sormuş: ‘Bunlar kimler?’ ‘Bunlar tevekkül edenler’ demişler. Hazret-i Ömer demiş: ‘Siz tevekkül ehli değilsiniz, siz yiyicilersiniz. Ekmeden yemeği düşünüyorsunuz.’ Tevekkül etmek, tohumu toprağa ekmektir. Tohumu ekmezsen oradan bereket bekleme.
Sen dükkanını açmazsan oradan bir şey bekleme. Sanatını düzgün yapmaya gayret etmezsen o sanattan geçinemezsin. İşine sahip çık, en ince ayrıntısına kadar. Tembellik etme, senin işin Allah’ın işi. Titizlikle yap.
İşe ve Hayata Sahip Çıkmak: Ahlâk ve Gayret
İşinize hainlik yapmayın. Patronlarınıza hainlik yapmayın. Patronlar, işçilerinize hainlik yapmayın. Mal alıp sattığınız insanlara hainlik yapmayın. Ailelerinize sahip çıkın. Ne kocalar hanımlarına, ne hanımlar kocalarına ihanet etmesin. Çocuklarınıza ve eşlerinize sahip çıkın. Kenetlenin, sevdiklerinize sahip çıkın.
Elinizdeki mala güvenmeyin, paraya güvenmeyin, güzelliğinize güvenmeyin. Allah’a yaslanıp dayanın. Malın da gider, annen baban da gider, hepsi gider. Zenginken fakir olursun.
Kimseyle hırlaşma, köpekler hırlaşır. Sen insansın, bu tekkeye insân-ı kâmil olmaya gelmişsin. Kimseyle atışma, kavga etme, kimsenin eşine karısına kızına yan gözle bakma. Yardım elini uzat, uzatabildiğin yere kadar. Bir hata bir kusur işledin; tövbe et, helallaş.
Ders ve İbâdette Tatil Olmaz
Bazı tarîkatlar ve cemâatler yaz gelince dersleri tatile alıyor. Neden? Okullar tatil, dersler de tatil. Allah tatile çıkıyor mu hâşâ? Tatil yapanlar namazı da bıraksınlar o zaman. Namaz da tatil olsun. Böyle bir şey yok. Hayatımızı titizlikle, iyi ahlâkla süsleyin. Bir şey yaparken düzgün, sağlam bir şekilde yapın.
Kaynakça
Âyet-i Kerîmeler
- Âl-i İmrân Sûresi 3/159 — ‘Allah’ın rahmeti sayesinde sen onlara karşı yumuşak davrandın… İşlerin konusunda onlarla müşâvere et. Azmettin mi Allah’a tevekkül et’
- Yûnus Sûresi 10/7-8 — Bize kavuşacağını ummayan ve dünya hayatına razı olanlar hakkında
Hadîs-i Şerîfler
- Kuşların tevekkülü hadîsi — ‘Eğer siz Allah’a hakkıyla tevekkül etseydiniz, kuşları rızıklandırdığı gibi sizi de rızıklandırırdı’ — Tirmizî, Kitâbu’z-Zühd, Hadis No: 2344; İbn Mâce, Kitâbu’z-Zühd
- Hadîs-i kudsî — ‘Allah mü’min kulunun güzel bir işinin olmasını sever’ — Taberânî, el-Mu’cemü’l-Kebîr
- ‘Beni Rabbim terbiye etti ve ne güzel terbiye etti’ hadîsi — Beyhakî, Şu’abü’l-Îmân
- Çoban ve sürü temsîli hadîsi — Sürüden en güzel koyunu seçmek yerine köpeğin kulağından tutmak
- Kudsî hadîs — ‘Kim benim velîme düşmanlık ederse ona harp ilan ederim’ — Buhârî, Kitâbu’r-Rikâk, Hadis No: 6502
Tasavvuf ve Tarîkat Kaynakları
- Seyr-i sülûk mertebeleri — Esmâ mertebeleri, fenâ fi’ş-şeyh makamı
- İtikâf sünneti — Kırk, seksen ve yüz yirmi günlük halvet/itikâf uygulamaları
- İstişâre âdâbı — Tarîkatlarda çavuş, nakîb ve halîfe hiyerarşisinde istişâre prensibi
Tarihî Referanslar
- Hazret-i Ömer bin el-Hattâb (r.a.) — Tembel gençler kıssası, tevekkülün gerçek anlamı
- Uhud Savaşı — Hazret-i Resûlullâh’ın sahâbe ile istişâresi
- Bedir Savaşı — Savaş stratejisinde istişâre
- Hendek Savaşı — Selmân-ı Fârisî’nin hendek kazma teklîfi, istişâre örneği
- Hudeybiye Anlaşması — Hazret-i Ebû Bekir’in ‘Biz Kâbe’yi ziyârete geldik, savaşmaya değil’ görüşü
Fıkhî Kaynaklar
- İmâm-ı A’zam Ebû Hanîfe — Vitir namazının vâcip oluşu hükmü
- İmâm Muhammed eş-Şeybânî ve İmâm Ebû Yûsuf — Vitir namazının nâfile hükmünde olduğu görüşü
- Seferî namazı ahkâmı — Dört rekâtlık namazların ikiye inmesi, akşam namazının üç rekât kalması