Sesli Zikir ve Zikrullahta Rabıta
Bazı çevreler sesli zikre cahil diyorlar; bir kimse sesli zikre cahil değil derse ona tövbe gerekir. Ayet-i kerimede ‘Ey iman edenler! Geçmişte atalarınızı andığınızdan daha şiddetli bir şekilde Allah’ı zikredin’ buyurulmuştur. Hazreti Ebu Bekir Efendimiz’in torunu Abdullah der ki: ‘Biz sahabenin namazı bitirdiğini mescidden gelen zikir seslerinden anlardık.’ Sesli zikir ayet, hadis ve ashabın ameliyle sabittir.
Zikrullahta rabıta kurmak, bir şeye kendini vermektir. Bir kimse namaza rabıta kurarsa kendinden geçer, namazda hemhal olur. Oruca rabıta kurarsa sadece bedeni değil ruhu da, canı da, düşüncesi de oruç tutar. Zikrullaha rabıta kurulursa aklına, diline, kalbine başka bir şey gelmez.
Zikrullahta Kendinden Geçmek
Hadis-i kutsede buyurulmuştur: ‘Dışarıdan görenler sizi deli olmuş gibi görecek şekilde Allah’ı zikredin.’ Başka bir hadiste ‘Rüzgarın olgunlaşmış buğday başaklarını salladığı gibi sallanırlar’ buyurulmuştur. Hazreti Ali Efendimiz namazdayken ‘Ayağımdaki oku çıkarın’ demiş, namaz içinde çıkarmışlar; selam verdikten sonra fark etmiştir. Bir sahabenin yaralarını namaz esnasında dağlamışlar, o da selam verdikten sonra anlamıştır. İşte rabıta budur: ibadete öyle dalarsın ki dünya senden gider.
Dervişlikte Eylem ve Rabıta-i Üstad
Rabıta-i üstad, oturup üstadı düşünmek değildir. Rabıta; eylem birliği, fikir birliği, düşünce birliği, hareket birliğidir. Peygamber Sallallahu Aleyhi ve Sellem cihada giderken bazı sahabeler ‘Biz peygamberi rabıta ederek burada duruyoruz’ deyip oturdular; Allah Resulü onlarla konuşmayı yasakladı. Üstadı düşünmek, onun ahlakıyla ahlaklanmak, onun haliyle hallenmek demektir.
Üstadı düşünüyorum diye evde oturmak dervişlik değildir. Çık yirmi kişi topla Allah’ı zikrettir, çık elli kişi topla, ev ev dolaş, mahalle mahalle dolaş. Basılırsan basıl, dövülürsen dövül, koğulanırsan koğulan. Buğdaya bakmakla karın doymaz; buğdayı yemek gerekir. Sabahtan akşama kadar peygamberi düşün, onun ahlakıyla ahlaklanmadıktan sonra, onun haliyle hallenmedikten sonra ne anlamı var?
Soru Sorma Adabı ve Tasavvufta Edeb
Derviş sorusunu kısa ve öz sorar, geçer. Bir şey anlatabilir miyim demez, edebiyat yapmaz, bilgi taslamaz, büyüklüğünü ortaya koymaz. Peygamber Sallallahu Aleyhi ve Sellem’e nasıl kısa ve öz soruluyorsa, üstada da öyle sorulur. Tasavvuf menzile en kısa noktadan varabilmektir; ehli tasavvuf uzun yollardan gitmez, en kestirme yolu arar.
Sorunuz var mı denildiğinde rüya anlatılmaz, rüyanızı anlatın denildiğinde soru sorulmaz. Bunlar tasavvufta adab ve erkan olarak konulmuştur.
Allah Sevgisi: İlahi Bir Lütuf ve İkram
Ayet-i kerimede ‘Allah onları sever, onlar da Allah’ı sever’ buyurulmuştur. Bu ilahi bir ikramdır, ilahi bir lütuftur. Allah seni severse sen de O’nu seversin. Allah hepinizi seviyor; siz de sevin. Ama bu sevginin ilahi bir lütuf ve ikram olduğuna inanıyoruz. Allah vermedikçe alamazsın, göstermedikçe göremezsin, sevdirmedikçe sevemezsin, hidayet etmedikçe hidayet bulamazsın.
Sana düşen vazife ise çaba sarf etmek, gayret etmek, dilemek, istemektir. Allah’ın dilemesiyle kendi dilemeni paralel noktada denk getirmektir. Her gün yalvar: ‘Ya Rabbi, beni sırat-ı müstakimde eyle, Allah’a dost olmayı dile, hidayet olmayı dile, seyri süluka girmeyi dile.’ Ve o dileğinin peşine düş, gayret et.
Dile ve Yürü
Sen bir adım at. Hadis-i kutsede buyurulmuştur: ‘Kim bana bir adım gelirse ben ona on adım gelirim. Kim bana on adım gelirse ben ona yüz adım gelirim. Kim bana yüz adım gelirse ben ona koşarım.’ Dervişlik yol yürümektir, gitmektir, Kur’an ve Sünnet’i yaşamaktır, bunu kendi üzerinde tecelli ettirmektir. Dileyip de yürümezsen kuru kuru niyet etmiş olursun kalırsın.
Haramlarla irtibatını kes; haramlarla arana set çekmek Allah’ın dostuna hazırsın demektir. Allah’ın yardımı ve vaadi gelecektir. Kim bana bir adım gelirse diye buyuran Cenab-ı Hak, senin gayretinin karşılıksız kalmayacağını vaad etmiştir.
Seyri Süluk ve Mürid-Mürşid İlişkisi
Seyri süluk, bir kimsenin eşini, çoluğunu, malını, mülkünü kalbinden terk etmesiyle başlar. Canını, ruhunu, vücudunu, aklını, fikrini üstadın önüne teslim eder; seyri süluk başlar. Gerçek müridin başkalarıyla dengesi bozulur, mürşidiyle dengesi düzelir.
Seyri süluk oldukça bir kimse mürşidinin kalbinden dahi muhalefet etmez. Hiç aklına bile gelmez. Şeyh Efendi 10.000’e yakın derviş verdi; ama ‘evladım, bizde bir tek Mustafa’nın seyri vardı’ buyurdu. 10.000 kişinin içinden 1 kişi. Bu zordur, kolay değildir. Ama dilemek, gayret etmek bizim vazifemizdir.
Aşıklık: Gösterişsiz ve Sessiz
Aşıklık şatahat değildir, şatafat değildir, gösteriş değildir, kendini göstermek değildir. Gerekirse yorganın altında sessizce ağla, kimse anlamasın. Git tenhalarda O’nunla konuş, geceleri kalk sohbet et, yalvar. Aşık bir şey istemez: mal istemez, mülk istemez, eş istemez, dünyada kalacak bir şey istemez. O’ndan O’nu ister.
Oruç aşıklara nimettir, namaz aşıklara uslattır, zikrullah aşıkların sohbetidir. Peygamber Efendimiz gece namazından sonra yattığında melekler ‘Onun uykusu da ibadettir’ dediler. Sen de gece Allah’ı zikredip namaz kılıp yattıysan, senin o yatışın da ibadettir. Ama saçma sapan gece sabaha kadar uyuyup sabah dokuzda kalkarsan, o ibadetle bir ilgisi yoktur.
Çeşitli Fıkhi Meseleler
Sabah namazını güneş doğana kadar kılmayan biri, güneş doğduktan sonra kaza olarak kılar. Bazı imamlar kaza, bazıları vakit namazı olarak kılındığını söylemişlerdir. Dövme yaptırmak günahtır; bile bile yaptıran kimsenin abdesti olmaz. Daha önce yaptırdıysa düzeltmesi mümkünse düzeltecek, değilse tövbe edip namazına devam edecektir.
Adem Aleyhisselam’ın dili Arapçaydı ve bütün diller onda mevcuttu. ‘Biz Adem’e ilim verdik, her şeyi öğrettik’ ayet-i kerimesi gereği, Adem Aleyhisselam’da kıyamete kadar gelecek bütün ilimler vardı. Sünnet namazları kılarken kaza namazına niyet edilebilir; en son kılmadığınız kaza namazına niyet edersiniz.
Kaynakça
- Kur’an: Bakara Suresi, 2/200 — ‘Hac ibadetlerinizi bitirdiğinizde, atalarınızı andığınız gibi, hatta daha kuvvetli bir şekilde Allah’ı zikredin.’
- Hadis: Abdullah b. Abbas: ‘Biz sahabenin namazı bitirdiğini mescidden gelen zikir seslerinden anlardık.’ (Buhari, Ezan, No: 841; Müslim, Mesacid, No: 583)
- Hadis-i Kutsi: ‘Kim bana bir karış yaklaşırsa ben ona bir arşın yaklaşırım; kim bana yürüyerek gelirse ben ona koşarak gelirim.’ (Buhari, Tevhid, No: 7405; Müslim, Zikir, No: 2675)
- Hadis-i Kutsi: Seher vaktinde Allah’ın dünya semasına tecellisi — ‘Yok mu dua eden, duasını kabul edeyim?’ (Buhari, Teheccüd, No: 1145; Müslim, Salatu’l-Müsafirin, No: 758)
- Kur’an: Maide Suresi, 5/54 — ‘Allah onları sever, onlar da Allah’ı sever.’
- Hadis: Hz. Ali’nin namazdayken ayağındaki okun çıkarılması kıssası (Suyuti, el-Hasais, II/67; İbn-i Asakir, Tarih-i Dımaşk)
- Hadis: ‘Rüzgarın olgunlaşmış buğday başaklarını salladığı gibi…’ — zikredenler hakkında (Beyhaki, Şuabu’l-İman; Münavi, Feyzü’l-Kadir)
- Kur’an: Bakara Suresi, 2/31 — ‘Ve Adem’e isimlerin hepsini öğretti.’
- Hadis: Peygamber Efendimiz’in uykusunun ibadet sayılması — meleklerin sohbeti (Buhari, Menakıb, No: 3570)
- Hadis: ‘Allah’ım, bana senin sevgini, seni sevenlerin sevgisini ve beni sana sevdirecek amellerin sevgisini ver.’ (Tirmizi, Deavat, No: 3490)
- İmam Gazali, İhyau Ulumi’d-Din, Kitabu’z-Zikr — Sesli ve sessiz zikrin delilleri, zikrullahta rabıta
- Kuşeyri, er-Risale, Bab: es-Sema’ — Zikir halakasında vecd ve hal
- İbn-i Abidin, Reddü’l-Muhtar — Kaza namazına sünnet yerine niyet etmek; dövme (veşm) hükmü