İslam’a: Nefsin Arzu ve İsteklerini İslam’a Yöneltmek
İstek ve arzularımızı İslam’a yönelteceğiz. Bütün gençler, bütün herkes; herkesin nefsi bir şekilde gezmek, tozmak ister. Ama biz o arzularımızı, o isteğimizi İslam’a uyduracağız. Dini olacak arzu ve isteklerimiz. Bütün insanların arzu ve istekleri İslam’a uygun olursa imanı kemale erer.
İmanın kemale ermesi, nefsin arzu ve isteklerini İslam’a yöneltmektir. Herkesin nefsi yemek yemek ister; biz onu döndüreceğiz helale. Herkesin nefsi dinlenmek ister; biz onu döndüreceğiz helal noktaya. Bütün nefsin isteklerini helale yöneltmektir. Ne kadarını İslam’a döndürürsek o kadar İslamlaşmış oluruz.
Malı Ehline Vermek ve Emanet
Cenab-ı Hak buyuruyor: ‘Allah’ın sizin için yaşama sebebi kıldığı mallarınızı beyinsizlere vermeyin.’ (en-Nisa 4/5) Cenab-ı Hak size bir ikram etmiş, mal vermiş, mülk vermiş. Sen de gidip onu harcayacak, çarçur edecek insanlara verme. Sen git onu Allah’ın yolunda harca, Allah’ın yolunda gidenlere ver. Onlarla beraber paylaş, onlara yardımcı ol. Çoluk çocuğunu rezil etme, çoluk çocuğuna yardımcı ol.
Seferilik Hükümleri ve Şehir Sınırları
Sefere çıkan bir kimsenin seferiliği nerede başlar, dönüşte nerede sona erer? Hanefi mezhebinin büyük çoğunluğu şunu demiştir: Seferilik, kişinin içinde bulunduğu şehrin sınırlarını geçmesiyle başlar. Birkaç alim, seferiliğin evde niyet edildiğinde başladığını söylemiştir ama bunlar azınlıkta kalmışlardır.
Eski kitaplarda ‘mezarlıkları geçince’ diye okursunuz. Önceden mezarlıklar köylerin, şehirlerin tam çıkış yolu üstüne konulurdu. Şimdi mezarlıklar şehrin içinde kaldı. Şehirler büyüdü, birleşti. Mesela Bursa’da Gürsu, Kestel, Demirtaş hep birleşti. İstanbul’da da aynı durum var. Bu meselelerin hepsine fetva gerekiyor. Biz yine şehrin bittiği yerden seferiliği başlatıyoruz.
İslam’ı Hiç Bilmeyenlerin Ahiretteki Durumu
İslam dinini hiç bilme, hatta hiçbir din öğrenme şansı olmamış insanların akıbeti ne olur? Bu tip insanlar, din kendisine ulaşmamış kimselerdir. Çocuk yaşta ölenler de bu kapsamdadır. Cenab-ı Hak bunları ahirette imtihan edecek, orada İbrahim aleyhisselam onların dinini tekrar talim ve terbiye ettirecek, istidat ve kabiliyetlerine göre cennetin katlarına çıkacaklardır.
Deccal ve Mehdi Meselesi
Deccal ve Mehdi siyasi olarak mı yoksa insanların tahmin edemeyeceği şekilde mi çıkacak? Din, toplumun içerisinde olduğu müddetçe toplumu idare etmekle de alakalıdır. Toplumun ihtiyaçlarını görmek, toplumun gidişatını Kur’an ve sünnet istikametinde tutmak da bir siyasettir. Bu noktada Deccal ve Mehdi siyasetin dışında düşünülemez.
Mehdi herhangi bir ülkeden çıkabilir. İngiltere’den çıkacak, Türkiye’den çıkacak diye bir kayıt yoktur. Ama önemli olan insanların ona Mekke’de biat edecek olmalarıdır. Biat Mekke’de olacaktır. Şu anda tespit edilmiş, mevcut çıkmış bir Mehdi yoktur. İnsanlar kendi şeyhlerini, kendi cemaat liderlerini Mehdi olarak ilan ediyorlar; bu doğru değildir.
Nefsin ve Şeytanın Tuzağından Korunmak: Haramı Terk
Nefsin ve şeytanın hilesine düşmemek için hayatınızdaki haramları terk edeceksiniz. Haramla ilişkinizi keseceksiniz. Tasavvuf nedir? Nefsi terbiye etmektir. Tasavvufun birinci şartı, kişinin haramları terk etmesidir.
Nefsini muhafaza etmek istiyorsan haramı terk et. Şeytana uymak istemiyorsan haramı terk et. Dininden tat almak istiyorsan haramı terk et. İmanının kemale ermesini istiyorsan haramı terk et. ‘Ben imanımdan lezzet almıyorum’ diyorsan, haramı terk et, haramla irtibatını kes.
Büyük çoğunluk zina yapmıyor, içki içmiyor, kumar oynamıyor. Ama gıybet ediyor, dedikodu ediyor, iftira ediyor, su-i zan ediyor. Derdimiz dilimizdir. Derdimiz tembelliğimizdir. Derdimiz Allah’ı sevmekte fazla tırmalanmamamız, fazla gayretli olmamamızdır. Kur’an ve sünnet noktasında koşuşturmakta tembellik yapmamızdır.
Müslümanların Gayret Eksikliği ve Eleştiri Kültürü
Yirmi yıldır bu memlekette şeriata sövülür. Yirmi yıldır Müslümanlar şeriata sövülürken dinlerler. Sokaklarda kahrolsun şeriat denir, nutuklar yapılır. Müslümanlara her türlü saldırı atılır, maddi manevi baskı yapılır. İnancıyla, imanıyla, kültürüyle, giyim kuşamıyla alay edilir. Ve yirmi yıldır Müslümanlar tırmalanmazlar, mücadele etmezler.
‘Bir kişiyi daha İslamlaştıralım, bir kişiye daha Kur’an ve sünneti anlatalım, bir kişinin daha elinden tutalım’ diye aşırı derecede bir gayretimiz yok. Herkesin işi var, gücü var, yorgun. ‘Nasıl olsa yapacak birileri var.’ Bütün Müslümanların durduğu nokta budur. Bir de yapılanı eleştiririz. Birisi bir şey yapar, biz onu eleştiririz. Yapmaya gelince herkes bir kenarda durur. Allah muhafaza eylesin.
Tasavvufta Rüya, Haller ve İstikamet
Hallerin Gelip Geçiciliği
Tasavvuf uzun bir yoldur. Kah insanın rüyası kesilecek, kah hali kesilecek, kapanacak; kah ağlayamayacak, kah göremeyecek; kah hayatı bozulacak, kah burukluğa girecek, kah sevinç gelecek, kah çile gelecek, kah aşk gelecek. Bunların hepsi yaşanacak. Ama tasavvuf istikameti düzeltme işidir.
Diyeceksin ki: ‘Bin yıl rüya görmesem ben Allah yolunda bu dergahta koşacağım. Bin yıl halden hale geçsem yine aynı şekilde Allah yolunda koşacağım.’ Nice hal gören kardeşler gördükleri halden yıkıldı gitti. Nice rüya gören kardeşler gördükleri rüyadan yıkıldı gitti. Nice görmeyen kardeşler göremiyorum diye yıkıldı gitti. Ne görmek ölçüdür ne görmemek. Ölçü, Kur’an ve sünnet yolunda dimdik yürümektir.
Rüya ile Amel Edilmez
Hiçbir kimse rüya ile amel etmeyecektir. İbrahim aleyhisselam rüyasında gördüğü üzerine amel etmeye kalktı; ama o bir peygamberdi. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri rüya ile amel edilmeyeceğini söylemiştir.
Rüya, peygamberliğin kırk altı cüzünden biridir. Ahir zamanda salih rüyalar mübeşşirat kapısıdır, müjdecidir. İnsanları neşelendirir. Ama rüya ile amel edilmez. Bir kimse gördüğü rüyayı kendi kendine tevil ederse, kendi rüyasını kendisi yorumlamış olur. Bu doğru değildir. Allah muhafaza eylesin.
Kaynakça
- Nefsin arzularını İslam’a yöneltmek ve imanın kemali: Hadis-i Şerif — ‘Sizden biriniz hevası (arzusu) benim getirdiğime tabi olmadıkça iman etmiş olmaz’ (Şerhu’s-Sünne, Beğavi, Hadis No: 104; en-Nevevi, el-Erbain, Hadis No: 41)
- Malı beyinsizlere vermemek: en-Nisa 4/5 — ‘Allah’ın sizin için geçim kaynağı kıldığı mallarınızı aklı ermezlere (süfeha) vermeyin’; Tefsir-i Kurtubi, en-Nisa 4/5 tefsiri; Tefsir-i İbn Kesir, en-Nisa 4/5
- Seferilik hükümleri: el-Bakara 2/184; en-Nisa 4/101 — ‘Yeryüzünde sefere çıktığınızda namazı kısaltmanızda üzerinize bir günah yoktur’; el-Hidaye (Merginani), Kitabü’s-Salat, Bab-ı Salati’l-Müsafir; Reddü’l-Muhtar (İbn Abidin), Kitabü’s-Salat, seferilik bölümü — 3 günlük (yaklaşık 90 km) mesafe ölçüsü
- İslam’ı bilmeyenlerin ahiretteki durumu: el-İsra 17/15 — ‘Biz bir peygamber göndermedikçe azap edici değiliz’; Ahmed bin Hanbel, Müsned, 4/24; Ebu Hanife, el-Fıkhü’l-Ekber — Fetret ehli hakkındaki görüşler
- Mehdi hadisleri: Sünen-i Ebu Davud, Kitabü’l-Mehdi, Hadis No: 4282, 4283, 4284; Sünen-i Tirmizi, Kitabü’l-Fiten, Hadis No: 2231; Sahih-i Müslim, Kitabü’l-Fiten, Hadis No: 2882 — Mekke’de biat edilmesi
- Deccal hadisleri: Sahih-i Buhari, Kitabü’l-Fiten, Hadis No: 7123, 7127; Sahih-i Müslim, Kitabü’l-Fiten, Hadis No: 2933, 2937 — Deccalin alametleri ve fitnesi
- Haramı terk etmenin önemi: Al-i İmran 3/110; el-A’raf 7/157; Sahih-i Müslim, Kitabü’l-Birr, Hadis No: 2564 — ‘Allah suretlerinize ve mallarınıza bakmaz, kalplerinize ve amellerinize bakar’
- Gıybet ve dedikodudan kaçınmak: el-Hucurat 49/12 — ‘Birbirinizin gıybetini yapmayın’; Sünen-i Ebu Davud, Kitabü’l-Edeb, Hadis No: 4874; Sahih-i Müslim, Kitabü’l-Birr, Hadis No: 2589 — ‘Gıybet, kardeşini hoşlanmayacağı şeyle anmandır’
- Tasavvufta istikamet: Hud 11/112 — ‘Emrolunduğun gibi dosdoğru ol’; Sahih-i Müslim, Kitabü’l-İman, Hadis No: 38 — ‘Allah’a iman ettim de, sonra dosdoğru ol’
- Rüya ile amel edilmemesi: Sahih-i Buhari, Kitabü’t-Tabir, Hadis No: 6983, 6984, 6986; Sahih-i Müslim, Kitabü’r-Rüya, Hadis No: 2263 — ‘Salih rüya peygamberliğin kırk altı cüzünden biridir’
- İbrahim aleyhisselamın rüyası: es-Saffat 37/102-107 — ‘Ey oğulcuğum! Rüyamda seni boğazladığımı görüyorum’; Tefsir-i Taberi, es-Saffat 37/102 tefsiri
- Müslümanların gayret ve mücadele sorumluluğu: Al-i İmran 3/104 — ‘Sizden hayra çağıran, iyiliği emreden, kötülükten sakındıran bir topluluk bulunsun’; et-Tevbe 9/71; el-Asr 103/1-3
Diğer sohbetler: Dergah Sohbetleri
Kaynak: TDV İslâm Ansiklopedisi