Darül Harp Hukuku ve Krediyle Ev Alma
Hanefiler bir yerin darül harp olması için üç şartın tahakkuk etmesini şart koşmuşlardır: Birincisi, o bölgede İslam hukukunun olmaması; ikincisi, daha önce eman verilenlerin emanlarının kaldırılması; üçüncüsü, o beldenin darül harbe bitişik olması. İmam Muhammed ise İmam-ı Azam ve İmam Yusuf’tan ayrılarak “Bir yerde İslam hukuku yoksa orası darül harptir” demiştir. Sonradan gelen ulemanın büyük kısmı da bu görüşe kani olmuştur.
Son Şeyhülislam Sabri Efendi, Türkiye’nin darül harp olduğunun fetvasını vererek bir kitap yayınlayıp Türkiye’den hicret etmiştir. O fetvanın üzerine Türkiye’nin darül İslam olduğuna dair ikinci bir fetva yayınlanmamıştır. Hanefiler, harbi ile Müslümanın arasında faiz olmayacağına hükmetmişlerdir.
Darül harp hukuku olmazsa bu memlekette normal şartlarda yaşamanız, ticaret yapmanız, ev almanız mümkün değildir. Bu meselenin teknik fıkhi boyutları için İmam Muhammed’in “İslam Devlet Hukuku”na, Serahsi’ye ve İbn-i Abidin’in Cuma bahsine bakılabilir. Bir kimse zaruri kalırsa, zaruret varsa o kimsenin krediyle ev almasına fetva veriyorlar.
Cinni Tayfasının İnsanlara Musallat Olması
Cinni tayfasının kafirleri insanlara musallat olur. İnsanı kendilerinden daha üstün bir varlık olarak görmek istemediklerinden dolayı insanı fesada uğratmaya çalışırlar. Ayrıca daha önce yeryüzünde yaşıyorlardı; insanın yaşaması için Allah tarafından yeryüzünden sürüldüler, bu yüzden insandan intikam almak istiyorlar.
İki arada bir derede olanlara daha fazla bulaşırlar. Namazında, abdestinde, zikrinde olanlara çok bulaşmazlar. Bundan kurtulmanın yolu Felak-Nas sureleri, Ayet’el-Kürsi, Allah’ı zikretmek ve tevhiddir. Problemi olanlar Allah’ı çokça zikredecekler.
Nikah: İslam’ın Emrettiği İbadet
İmam Nikahı Diye Bir Şey Yoktur
İslam literatüründe “imam nikahı” diye bir nikah yoktur. Ayetle, hadisle sabit olmuş olan nikah vardır. Bunun adı imam nikahı değil. İmam olmazsa nikah olmaz düşüncesi Hristiyanlığa ait bir anlayıştır — papaz nikahı gibi. İslam’da iki erkek şahit, nikahlanacak olan kimse için yeterlidir.
Bir erkek dese ki iki şahidin yanında “ben filancayı nikahladım kendime” — o nikahlanacak olan kimse yanında olmasa dahi, haber gittiğinde kabul ederse nikah sahihtir. Bizim dinimiz yaşamak için, yaşatılması için herhangi bir ibadetin oluşması için bir makama bağlamaz.
Nikah İbadettir
Nikah ibadettir — bir namaz gibi, bir oruç gibi, bir zikir gibi. Bu ibadet İslam toplumunda önemini kaybetmiştir. Bu ibadetin ehemmiyetini yok ederlerse aileyi yok edecekler. Aileyi yok ederlerse çocuklarımız perperişan olacak; Avrupa gibi, Amerika gibi olacağız. Ahlakımız batacak, kimliğimiz batacak, erkekliğimiz batacak, kadınlığımız batacak.
Muhterem evleniniz, çoğalınız — “Ben sizin çokluğunuzla ümmetlere karşı iftihar ederim” hadis-i şerifi bunu emreder. Muktedir olanlar evlensinler, evlilikten uzaklaşmasınlar. Ama psikolojisi dengesi yerinde olmayan, ev bakamayacak, bir kadının hakkından gelemeyecek olanlar da milletin başını yakmasınlar.
Feminist Düşüncenin Aile Üzerindeki Yıkımı
Kadınlar feminist düşüncelere dalmayın, erkeklere karşı gelmeyin, erkeklerin erkeklik onurlarıyla oynamayın. Karşınızda kadınlaşmış erkekler göreceksiniz. Adam adam gibi olacak evde: evini koruyacak, karısını koruyacak, çocuklarını koruyacak. Pısırık bir aile reisi olmaz. Ama adaletle, merhametle, şefkatle davranacak.
Kariyer yapacağım diye 30-35 yaşına kadar bekleyen nesiller büyüyor. 35 yaşında bir kadın zaten yaşlanmıştır; 5 yılın içine bir çocuk sığdıracak, bitecek. Adam sıkıntılı, adam fazlalık, adamla ne uğraşsın — bu feminist düşüncedir. İslam toplumu bunun farkında değil.
Çocuklarınıza adamlarınızı kötülemeyin, evliliğinizi kötülemeyin. “Bu kadına nereden evlendim, evlenmemem lazımdı” demeyin. Evlilik kurumunu yüceltin, nikahı ibadet görün, çocuk yetiştirmeyi ibadet görün. Zorluklara göğüs gerin, ufacık bir problemden boşanmaya kalkmayın.
Hz. Peygamber’in (s.a.v.) Hayatının Tamamı Rahmanidir
Peygamber (s.a.v.)’in hayatının bir tarafı insani, bir tarafı Rahmani diye ayırt ediyorlar. Hayır! Onun uyuması da ibadet, yemek yemesi de ibadet, su içmesi de ibadet. Onun hayatının Rahmani olmayan hiçbir anı yok. Bir tarafını insani görenler, “insan hata yapar” noktasından yürüyerek peygamberimizin güya bir hatası varmış gibi getirecekler — hayır, o ne yaptıysa ayet-i kerime ile sabit Allah’ın emrini yerine getirdi.
Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v.)’nın peygamberliğinden öncesi de tertemizdir. O, peygamberlik ona tebliğ edilmezden önce de peygamber olduğunun bilincindeydi. Babası Abdullah bir peygamber zuhur edeceğinin bilincindeydi; annesi Amine bir peygamber doğuracağının bilincindeydi. Ancak o bilinç ve şuurla bir peygamber doğurulabilir.
Tasavvufta Firar Kavramı
Avamın Firarı
Avamın firarı: O kimse karşıdaki insandan şer geldiğini düşünüyor ve ondan kaçıyor. Duası: “Ya Rabbi yarattıkların şerrinden sana sığınırım.” Kendisine gelen bela, müsibet, sıkıntıyı kimden geliyorsa o yönden kaçıyor. Bu, dini bilmezlerin, cahil toplumların yaşayacağı bir haldir; ehli tasavvufun yaşayacağı bir hal değildir.
Hasın Firarı
Hasın firarı: O kimse sebeplere bakıyor, arkasında Allah’ın olduğunu biliyor ama “Allah’tan geliyor” diyemiyor. Gene ortada sebepler var. Duası: “Ya Rabbi azabından merhametine sığınırım” — sıfattan sıfata sığınıyor. Bu ehli tarikatın halidir.
Has’ül-Hasın Firarı
Has’ül-hasın hali: O kimse bütün her şeyin Allah’tan olduğuna iman eder. Duası: “Ya Rabbi senden sana sığınırım.” Bunda firar kalmadı artık. O bir şeyden kaçmaz, ürkmez. Her şeyin ondan geldiğini bilir, daha ilerisi: her şeyin ona ait olduğunu bilir, daha ilerisi: her şeyin O olduğunu bilir. Her şey O olsa nereden nereye firar edeceksin?
Tasavvuf: Allah’a Koşmak
Tasavvuf ne demek? Allah’a koşmak. Cenab-ı Hak, Kur’an-ı Kerim’inde Peygamber (s.a.v.)’in ağzından buyuruyor: “Ey insanlar, Allah’a koşun! Ben size gönderilmiş apaçık bir uyarıcıyım.” (Zariyat 51/50) O halde tasavvuf, o apaçık uyarıcının uyarısıyla Allah’a koşmaktır.
Tasavvuf ehli öyle Allah’a koşan bir kimsedir ki, Allah’a koşmayan birisi ona baktığında hatırına Allah gelir. Birisi sana bakacak, hatırına Resulullah (s.a.v.) gelecek, İmam-ı Azam gelecek, Hz. Ebu Bekir gelecek, Şah-ı Geylani gelecek. Senin suretin de siretin de Şah-ı Geylani olacak.
Hayatın İçinde Yaşamak
Bizim tasavvuf anlayışımız beladan, müsibetten, insanlardan kaçmak değildir. Dağ başına gidip kulübe yapmak, hücreye kapanmak değildir. Bizim tasavvuf anlayışımız: eşin, çocukların, arkadaşların her türlü sıkıntısına, cilvesine tebessümle bakmaktır. Evlenmekten, çocuk yapmaktan, ev kurmaktan kaçmak yok.
Her gün hayatın içinde olma, her gün eziyetlere katlanma, her gün hicranı-hüsranı yaşama — ve her gelenin O’ndan geldiğini görme. Sevenin de sevdirenin de O olduğunu, küsenin de küstürenin de O olduğunu, düşmanın ve düşmanlığının da O’ndan geldiğini bilmek. Hayatı insanların tam göbeğinde yaşamak — fokur fokur kaynayan kazanın göbeğinde.
Biz tavaf edeceksek Beytullah’ın uzağından tavaf etmeyiz. Duvarın dibinden yalaya yalaya, ezile ezile, kanımıza kahkaha tavaf ederiz. Seversek ciğerimizi yara yara severiz, yürürsek ayağımızı yara yara yürürüz. Allah’ı zikredersek ciğerimizi yakıp yıkarak zikrederiz. Güldür güldür arkanıza bakmadan koşacaksınız. Tasavvuf Allah’a koşma sanatıdır.
Tasavvuf ve Şeriat İlişkisi
Ehli tasavvuf zahiri noktada Kur’an ve Sünnete uymak zorundadır. Haramda hikmet olmaz, yanlışta hikmet olmaz, Kur’an ve Sünnetin dışında hikmet olmaz. “Şeriatta mekruh olan tasavvufta haramdır” diyenler olmuş — bu genel bir hüküm değil, kendi kendilerine mekruhları terk edip günahı kebair saymışlardır.
Mevlana Künyesi
Mevlana, “Allah’a koşan kimse” demektir. İnsanlar onun Allah’a koştuğunu görmüşler ve ona bu künyeyi vermişlerdir; kendi kendisine vermemiştir. Eski sufilerin hiçbirisi kendilerine künye vermezlerdi — bu adat ve edepti. Son dönemlerde herkes kendi kendine künye alıyor, isminin başına-sonuna yazdırıyor. Allah muhafaza eylesin.
Kaynakça
Ayet-i Kerimeler
- Zariyat Suresi 51/50 — “Allah’a koşun! Ben size gönderilmiş apaçık bir uyarıcıyım”
- Bakara Suresi 2/222 — “Allah tövbe edenleri ve temizlenenleri sever”
- Ahzab Suresi 33/21 — Hz. Peygamber’in (s.a.v.) üsve-i hasene oluşu
- Necm Suresi 53/3-4 — “O heva ve hevesinden konuşmaz; o ancak vahiydir”
Hadis-i Şerifler ve Rivayetler
- “Evleniniz, çoğalınız” — Ebu Davud, Nikah 4; İbn Mace, Nikah 1
- “Ya Rabbi yarattıkların şerrinden sana sığınırım” — Müslim, Zikir 61
- “Ya Rabbi azabından merhametine, gazabından rızana sığınırım” — Müslim, Salat 222
- “Ya Rabbi senden sana sığınırım” — Müslim, Salat 222; Tirmizi, Deavat
- İki şahitle nikah — Tirmizi, Nikah 6; Darimi, Nikah
Fıkıh Kaynakları
- Darül harp şartları — İmam Muhammed, es-Siyeru’l-Kebir (İslam Devlet Hukuku)
- Darül harp hukuku — Serahsi, el-Mebsut, Kitabu’s-Siyer
- Faiz ve darül harp ilişkisi — İbn Abidin, Reddü’l-Muhtar, Cuma Bahsi
- Son Şeyhülislam Sabri Efendi’nin darül harp fetvası
- Nikah şartları — Kasani, Bedaiu’s-Sanai, Kitabu’n-Nikah
Tasavvuf Kaynakları
- Firar kavramı (avam, has, has’ül-has) — Kuşeyri, er-Risale
- Tasavvufun tanımı — Hücviri, Keşfu’l-Mahcub
- Allah’a koşmak ve marifet — İmam Gazali, İhyau Ulumi’d-Din, Kitabu’l-Mahabbe
- Mevlana künyesi — Eflaki, Ariflerin Menkıbeleri