Dergah Sohbetleri Serisi

163. Dergah Sohbeti — Kabir Ziyareti, Şirk Tehlikesi, Zekât Hükümleri ve Tevhîd Dersleri

Kabir Ziyareti: Hükmü ve Âdâbı

Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretleri daha önce kadınların kabir ziyaretini yasaklamıştı. Sonradan bu mesele yeniden söz konusu olunca kadınların kabristan ziyaret etmesine izin verildi. Ancak Hanefîler demişlerdir ki kadınlar kabristanın içinde dolaşmayacaklar; kabristanın yanına gelecek, duvarın dibinden okuyacak. Hadîs-i şerîf diyor ki: ‘Siz onları görmeseniz de onlar sizi görürler.’ Bu nedenle kadınların içeride dolaşması yasaklanmıştır.

Kabir ziyareti ölümü hatırlamak içindir, ölümü zikretmek içindir. Kabir ziyareti ölümü insanın burnunun ucunda görmesi içindir. Yoksa kabirlerden gidip bir şey istemek değil, kabristanda yatanlardan bir şey istemek için değildir.

Kabirdeki Velîyi Vesile Etmek

Kabirde yatan bir velî zâtı, bir evliyâ zâtı kendisine vesile edebilir, bunda bir beis yoktur. Ama ondan bir şey istenmez. Bugün insanlar öyle bir noktada ki; kimisi beşik fotoğrafı çiziyor, kimisi evlilik şekli çiziyor, muratlarını bu şekilde halledeceğiz diye uğraşıyor. Bu İslâm kültüründe yoktur. Şamanizmden kalmadır. Gıdırellez’de millet evinin bahçesine ev yapar, Hızır gelecekmiş de, evletecekmiş de — bunların hepsi bâtıl inanç.

Kabristana takunya koymak, çaput bağlamak, su koymak — hepsi bâtıl inanç. Adam takunya satıyor orada; oradan takunya alıyor, oraya koyuyor, akşam alıyor adam tekrar koyuyor, ertesi gün bir daha satıyor. Senin paran gidiyor.


Vesile Kavramı: Allah’a Yaklaşma Yolları

‘Bana vesilelerle yaklaşın’ buyurulmuştur. Namaz vesiledir Allah’a yaklaşmaya. Oruç vesiledir, zikrullah vesiledir. İnsanın ahlâkını güzelleştirmesi vesiledir. Allah’a yaklaşmak için vesile aramak farzdır.

Bir insan bir üstada bağlanır, intisap eder veya üstadla beraber hareket eder; o üstad Allah’a yaklaşmaya bir vesiledir. Yoksa üstadın önünde tövbe edilmez; üstada bağlandın deyip üstadın söylediklerini Kur’ân gibi veya hadîs gibi alınamaz. Böyle bir şey yoktur.

Kim hayra kapı açarsa, o hayrın kapısından kaç kişi geçtiyse hepsinden sevap alır. Kim şerre kapı açarsa — meselâ meyhane açan adam — meyhanede ne kadar insan içtiyse, ne kadar şer yaptıysa hepsinden de meyhaneciye yazılır.


Şeyh Din Koyucu Değildir

İmâm-ı Âzam hazretlerinin fetvâsının olduğu bir yerde hiçbir şeyhin sözü geçmez, hiçbir üstadın sözü geçmez. Sen onu yapamayabilirsin, yerine getiremeyebilirsin, icrâ edemeyebilirsin. Ama İmâm-ı Âzam’ın, İmâm-ı Muhammed’in, İmâm-ı Yûsuf’un fetvâsı varsa diz çökeceksin.

İnsanlar kendi nefsine göre Allah istiyor, kendi nefsine göre peygamber, kendi nefsine göre bir imam, kendi nefsine göre de bir şeyh istiyor. Şeyh yanılabilir, şeyh eksik konuşabilir. Sen onu ‘şeyhim öyle dedi’ diye icrâ edersen ve yanlışsa sen sorumlusun kardeşim. Sorumlusun.

‘Bizim şeyhimizden ders alırsan günahların hepsi silinir’ — böyle bir anlayış yoktur, böyle bir din yoktur. Adam her türlü melaneti işlesin, nasıl olsa onun dervişi ya? Bu anlayışların hepsi İslâm dışı anlayışlardır. Allah muhafaza eylesin.

Peygamber’in Uyarısı: Beni İlâhlaştırmayın

Tevbe Sûresi’nin 31. âyetinde: ‘Yahudiler ve Hristiyanlar Allah’ı ibadete bırakıp hahamlarını ve papazlarını Rab bildiler.’ Bu âyet indikten sonra Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem buyurdu ki: ‘Sakın ha! Hristiyanların Meryem oğlu Îsâ’ya yaptıkları gibi bana yapmayın. Ben Allah’ın kulu ve elçisiyim. Ben kuru ekmek yiyen dul kadının oğluyum.’

Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem kendi kızı Fâtıma’ya diyor ki: ‘Sakın ha, babam peygamberdi diye düşünme. O hesap gününde sana yapacak bir şeyim yok.’ Peygamber kendi kızına böyle söylüyorsa, adam oturmuş oraya diyor ki ‘gelin benden ders alın bütün günahlarınız silinecek’. Böyle bir anlayış yoktur.


Tevhîd Dersi: İki Büyük Kıssa

Tövbe Eden Sahâbî

Cihâda gidemeyen sahâbî, nefsine uyuyor; herkes selâmı kesiyor, Peygamber de selâmı kesiyor. O gidiyor Medîne’de mescidin direğine kendini bağlıyor, güneşin altında tövbe etmeye başlıyor. Âyet-i kerîme iniyor: ‘O nefsini temizleyenler var ya, Allah onlardan râzı olur.’ Sahâbeler koşturuyor: ‘Müjde sana, hakkında âyet indi, Allah senin tövbeni kabul etti, kendini çöz!’

Birisi diyor ki: ‘Git Resûlullah’a teşekkür et.’ Cevap çok anlamlı: ‘Vallahi gitmem! Çünkü beni Rabbim temizledi.’ Beni ne sen temizledin ne de başkası — beni Allah temizledi. Allah’ı unutmuşuz, Allah’ı!

Hz. Âişe Vâlidemiz ve İfk Hâdisesi

Hz. Âişe vâlidemiz iftiranın altında eziliyor. Hz. Ebû Bekir konuşmuyor, oğlan kardeşleri konuşmuyor, annesi konuşmuyor, sahâbe kadınlar konuşmuyor. Günden güne eriyor. Sonunda âyet-i kerîme iniyor temiz olduğuna dair.

Hz. Ebû Bekir efendimiz geliyor, ‘Resûlullah’a teşekkür et’ diyor. Hz. Âişe’nin cevabı: ‘Vallahi teşekkür etmem. Beni ne sen temizledin ne de senin arkadaşın. Beni Allah temizledi.’ ‘Senin arkadaşın’ dediği Muhammed Mustafa. Bu söz tevhîdin, ulûhiyetin ta kendisidir.


Şirk Tehlikesi ve Ulûhiyet İddiası

Zümer Sûresi’nin 65. âyetinde: ‘Eğer bana şirk koşarsan bütün amellerin boşa gider.’ Bir hadîs-i şerîfte: ‘Allah’ın kuluna en gizli korkusu nedir?’ Sahâbe soruyor: ‘Yâ Resûlallah, bu nedir?’ ‘Şirk’ buyuruyor.

Şirk, Allah’a ortak koşmaktır. En önemli noktası ulûhiyette ortak koşmaktır. Bir kimse kendisine gelen yardımları, ihsanları, lütufları insanlardan görürse, şahıslardan görürse veya tabiattan görürse — hepsi şirktir. Şeyhini din koyucu yerine koymak, peygamber yerine koymak — küfre düşmüş olur.

Hz. Ebû Bekir efendimizin meşhur sözü: ‘Beni Resûlullah’la karıştırmayın. Onun yanında, onun etrafında Cebrâîl vardı; Cebrâîl ona doğruyu yanlışı söylerdi. Eğer ben bir konuda doğruyu isabet ettirdiysem bana yardımcı olun; isabet ettiremedimse beni uyarın.’ Koca Ebû Bekir bunu söylüyorsa geri kalan şeyhlere ne düşer?


Gaybı Bilme İddiası

Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem devesinin yerini bilememiş. Müşrikler alay etmişler: ‘Göklerden bahsediyor ama yerde devesini bilmiyor.’ O da buyurmuş ki: ‘Allah bildirirse biliriz, bildirmezse bilemeyiz.’ Bir müddet geçiyor, ‘Cebrâîl geldi, bana devenin yerini söyledi’ diyor. ‘Ben bildim’ demiyor! Haber kimin? Haber Allah’ın.

Şeyh yarın ne olacağını söyleme iddiasında bulunursa, olmayınca ‘Allah tehir etti’ derse — bu falcılıktır. Falcılar falı bırakmış, şeyhim diyenler oturmuş kürsüye, onlar fal bakıyor. Üç gün mü desem, otuz gün mü desem, üç yıl mı desem? Bu din değil, bu tasavvuf değil, bu tarikat değil. Allah muhafaza eylesin.


Tesettür Meselesi ve Din Koyma

İmâm-ı Âzam hazretleri tesettürü tarif etmiş; Hanefîler, Resûlullah’ın sünnetini alıp koymuşlar. Adamın şeyhi diyor ki ‘bu o zaman içindi, şimdi bu şartlar lazım değil, örtünmesen de olur’. Bu din koymadır, ulûhiyettir. Allah muhafaza eylesin.

Din koymak nedir? Haramı haram kabul etmemek, helâli helâl kabul etmemektir. Ben diyorum ki: başı açık diye namazı terk etmesin; başı açık da olsa namazını kılsın, orucunu tutsun. Ben onun başının açıklığına fetvâ vermiyorum; diyorum ki birinci haramı işliyorsun, hiç olmazsa ikinci haramı işleme — namazını kıl.


Zekât Hükümleri ve Dikkat Edilecek Hususlar

Bir kimsenin nisab miktarı paraya veya mala sahip olması ve bu malın elinde bir yıl durması durumunda zekât farz olur. Nisab miktarı 80 gram altındır.

Zekât Kimlere Verilir?

  • Miskinlere — birinci derecede
  • Fakirlere
  • Borçlu olanlara
  • Yolcuya — parasız pulsuz kalmış, zengin dahi olsa burada muhtaç olana
  • Allah yolunda mücadele eden, cihat eden kimselere

Zekât Nereye Verilmez?

Toprağa zekât geçmez: Yurt yaptırmaya, bina yapmaya, câmiye, Kur’ân kursuna zekât verilmez. Zekât miskinin, fakirin, borçlunun, Allah yolunda koşturanın ve yolcunun hakkıdır. Allah onu sana vermiş, sen bunlara veresin diye vermiştir.

Burs vereceksen talebenin cebine ver, gözünün önünde dağıt. Aracıya değil, doğrudan ihtiyaç sahibine ulaştır. Araştır: ailesi yoksul mu, okutacak durumu yok mu?

Zekât Verirken Âdâb

Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem buyurdu ki: ‘Sağ elin verdiğini sol elin bilmeyecek.’ Verdiğin kimseyi minnete düşürme. Hz. Âişe vâlidemiz birine sadaka gönderirken hizmetçisine derdi ki: ‘Bekle, nasıl dua edecek?’ Sonra aynı duayı mukabele ederdi. ‘Neden?’ diye sorduklarında: ‘Onun minneti altında kalmak istemedim; benden ona gönderen Allah’tır, ben sadece bir vesileyim’ derdi.

Sadaka fakirin eline düşmeden önce Allah’ın eline düşer. Sen zekâtını, sadakanı, fitreni verirken Allah’a veriyorsun. Karşındaki el Allah’ın eli. O zaman nasıl çürük, küflü, çirkin bir şeyi ona uygun görürsün?

Sahâbe-i kirâm nasıl yapardı? Gece giderdi adamın kapısının önüne, kapısından içeri bırakırdı. Adam uyandığında bakardı ki kapısının içinde bir kese var. Ehl-i Suffe böyle yapardı: gece gider, arkadaşının cübbesinin bir tarafına parayı sıkıştırırdı.


Tevâzu ve Kibir Uyarısı

Nice saraylar vardı, sarayların içinde kervan edenler yıkıldılar gittiler. Nice hatunlar vardı güzelliğine güvenen, hepsi toprak oldu. Yakışıklılığına güvenen delikanlılar gelip geçti. Kibirlenme, böbürlenme, Allah’a ulûhiyet taslama. Fakir derviş, iki hal görmekle, bir rüya görmekle kendini bir şey zannetme.

‘Hepiniz fakirsiniz’ diyor Allah. Sen kimsin ki zenginlik taslıyorsun? Sen kimsin ki ulûhiyet taslıyorsun? Sen kimsin ki kendine makam taslıyorsun? Hepsi gelip geçti, hepsi gelip geçecek. Ne kalacak? Senin kulluğun kalacak. Yaptıysan yaptıysan, yapmadıysan elveda her şeye.


Kaynakça ve Referanslar

Hadîs-i Şerîfler

  • Kadınların kabir ziyareti hakkında: Tirmizî, Cenâiz, 61; İbn Mâce, Cenâiz, 49. Önce yasaklanıp sonra izin verilmesi.
  • “Siz onları görmeseniz de onlar sizi görürler”: Ahmed b. Hanbel, Müsned, III/165.
  • “Bana vesilelerle yaklaşın”: Mâide Sûresi, 5/35 (âyet); Buhârî, Rikâk, 38 (Hadîs-i Kudsî — nevâfil ile yakınlaşma).
  • Peygamber’in kızı Fâtıma’ya uyarısı: Buhârî, Menâkıb, 13; Müslim, Îmân, 348. ‘Babam peygamberdi diye güvenme.’
  • Hz. Ebû Bekir’in hutbesi — “Beni Resûlullah’la karıştırmayın”: İbn Hişâm, es-Sîre, IV/340.
  • Peygamber’in devesini bilememesi: Müslim, Fedâil, 3; Buhârî, Menâkıb, 25. ‘Allah bildirirse biliriz.’
  • “Sağ elin verdiğini sol elin bilmeyecek”: Buhârî, Zekât, 16; Müslim, Zekât, 91. Yedi sınıf arş gölgesinde.
  • “Sadaka fakirin eline düşmeden önce Allah’ın eline düşer”: Tirmizî, Zekât, 28; İbn Hibbân, Sahîh, VIII/101.
  • Hz. Âişe’nin sadaka âdâbı: Buhârî, Zekât, 9. Mukaabele duası ile minnetten korunma.
  • Hz. Hasan b. Ali’nin gece sırtında küfeyle yiyecek taşıması: İbn Sa’d, et-Tabakât, V/372.
  • “Hepiniz fakirsiniz”: Müslim, Birr, 55 (Hadîs-i Kudsî).
  • Şirk uyarısı: Ahmed b. Hanbel, Müsned, IV/403. ‘Allah’ın kullarına en gizli korkusu şirktir.’

Âyet-i Kerîmeler

  • Tevbe Sûresi, 9/31: ‘Yahudiler ve Hristiyanlar hahamlarını ve papazlarını Allah’tan başka Rabler edindiler.’
  • Zümer Sûresi, 39/65: ‘Eğer şirk koşarsan bütün amellerin boşa gider.’
  • Mâide Sûresi, 5/35: ‘O’na vesile arayın.’
  • Tevbe Sûresi, 9/118: Tövbeleri kabul edilen üç sahâbî hakkında.
  • Nûr Sûresi, 24/11-20: Hz. Âişe’nin berâatine dair ifk âyetleri.
  • Fâtır Sûresi, 35/15: ‘Ey insanlar, hepiniz Allah’a muhtaçsınız.’

Fıkıh Kaynakları

  • İmâm-ı Âzam Ebû Hanîfe (ö. 767): el-Fıkhu’l-Ekber — Tevhîd ve şirk bahisleri.
  • İmâm Muhammed b. Hasan eş-Şeybânî (ö. 805): el-Mebsût — Zekât hükümleri, nisab miktarı.
  • İmâm Ebû Yûsuf (ö. 798): Kitâbü’l-Harâc — Zekât dağıtım usûlleri.
  • Kâsânî: Bedâiu’s-Sanâi’, II/39-45 — Zekâtın kimlere verilip verilemeyeceği.
  • İbn Âbidîn: Reddü’l-Muhtâr, II/339-362 — Hanefî zekât hükümleri, câmiye/yurda zekât verilmemesi.
  • Mergînânî: el-Hidâye, I/109 — Kabir ziyareti hükümleri ve kadınların kabristana gitmesi.