Sıla-i Rahim: Akrabalarla İlişkiyi Kesmemek
Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem hazretleri buyurmuş ki: ‘Kim sıla-i rahmi terk ederse Allah ondan rahmetini keser.’ Başka bir hadîs-i şerîfte: ‘Sıla-i rahim arşta durur. Kim sıla-i rahmi terk ederse o rahim ona lânet eder; kim sıla-i rahme devam ederse o da ona dua eder.’
Sıla-i rahim insanların akrabalarıyla, eşleriyle, dostlarıyla, arkadaşlarıyla ilişkisini kesmemesidir. Bugün ümmet-i Muhammed’in en büyük problemlerinden birisi sıla-i rahmi terk etmesidir. Allah Celle Celâluhû ‘Siz anne ve babalarınıza öf bile demeyiniz’ derken biz anne babalarımıza hürmette, hizmette, saygıda kusur ediyoruz.
Sıla-i Rahmin Dereceleri
Bir kimsenin gücü yeterse akrabalarına maddi olarak yardım eder; problemini halleder, hastalığıyla ilgilenir. Bunu yapamıyorsa gider dua eder, ziyaret eder, geçmiş olsun der, elini öper, hoş bir sohbet eder. Bunu da yapamıyorsa, hiçbir yere gidecek parası yoksa oturduğu yerden dua eder. Dua ederek de sıla-i rahmi kesmemiş olur.
Sıla-i Rahmi Engellemeyen Durumlar
‘Yok o başörtüsüz dolaşıyormuş, yok onun evi kısaymış, yok namazdan bir habermiş’ — sana ne kardeşim? Allah mısın sen? Sen vazifeni yerine getir. Sıla-i rahmi engel olan durum ancak şudur: gittiğin yerde hanımının, kızının namusuna tehlike varsa, canına malına ırzına tehlike varsa — o zaman gitmemek hakkındır. Ama küçük bahanelerle sıla-i rahmi kesmeyeceğiz.
Bayram Ziyaretleri: Tatil Değil, İbadet
Bayram geliyor; herkes beş yıldızlı otellerde yer ayırtıyor. ‘Ramazan bayramı tatili’ diyorlar. Annesi babası evde oturuyor. Sakın ha! Üç gün bayram, üç gün büyükleri ziyaret edeceğiz. Yaşlı büyüksen evde oturacaksın, onlar sana gelecekler. Arkadaşlar, kardeşler birbirlerini ziyaret edecekler. Bayramı bayram gibi yaşayalım.
Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem hazretlerinin terk etmediği sünnettir bu. Akrabalığını ziyaret ederdi. Halasını, teyzesini ziyaret ederdi. Büyüklerine, yaşlılara, küçüklere devamlı ziyaret ederdi. Hatta Hz. Hatice vâlidemizin akrabalarıyla, komşularıyla dahi ilişkisini kesmedi. Kim keserse Allah ona rahmetini keser.
Anne ve Babaya Hürmet
Senin hanımın, anne ve babanı sevmiyor olabilir. Sen sevmek ve hizmet etmek zorundasın. Hanımın akrabalarını tutmuyor olabilir. Sen akrabalarınla iyi geçineceksin. Hanımının teyzesini, halasını ziyaret edeceksin. Hatta hanımın gitmek istemiyorsa sen teşvik edeceksin.
Annemiz babamız ne olursa olsun hürmet ve hizmet ederiz, bakmaya çalışırız. Bizi yanlış yöne sevk ederse gitmeyiz; bize içki derse içmeyiz, kumara derse söylemeyiz, yalan söyle derse söylemeyiz. Ama onu hürmet ederiz, severiz, sayarız, altına minder sereriz. Tatlı bir şekilde, Mûsâ aleyhisselâm’ın Firavun’a yumuşak söylediği gibi yumuşak söyleriz.
Kibir Hastalığı ve Tasavvufta Tevâzu
Bir dergâha derviş olmakla cennet senin değil. Bir dergâha derviş olmakla insanların yücesi olamadın. Kibirlenmek, böbürlenmek şeytana mahsustur. Şeytan kendi yaratılışını üstün gördüğü için cennetten kovuldu.
Ehli tasavvufun makamı olmaz. Ehli tasavvufun tek makamı vardır: kulluk. Kendini günâhkâr görme, âciz görme, fakir görme. Mübareklerden birisi demiş: ‘Eller arpa, ben saman. Eller yahşi, ben yaman.’ Yani herkes iyi, benim hâlim kötü. Bizim düsturumuzun bu olması lâzım. Yanı başımızdaki kardeşimizi kendimizden üstün göreceğiz.
Cehrî ve Hafî Zikrullah: İkisi de Eşit Değerdedir
Rivâyet edilir ki Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem, Hz. Ebû Bekir’e hafî zikrullahı, Hz. Ömer’e ve Hz. Ali’ye cehrî zikrullahı telkin etmiştir. Sahih bir hadis olarak doğrulamak güçtür; ancak bütün ehl-i tasavvuf kitaplarında bu telkin doğru sayılır.
Hz. Ebû Bekir efendimiz sahabenin en faziletlisidir; hem cehrî hem hafî zikrullah ona tâlim ve terbiye edilmiştir. Madem ki ashâbın hepsi yıldızlar gibidir, hangisine sarılırsanız Peygamber’i bulursunuz; o zaman ashâbı ilim irfan noktasında bölüp parçalamak uygun değildir.
Cehrî zikrullah ile hafî zikrullahın birbirlerinden üstünlükleri ve alçaklıkları yoktur. Her ibadetin kendine has yapılabileceği, icrâ edilebileceği mekânlar ve zamanlar vardır. Toplandığımızda cehrî zikrullah yapıyoruz; kendi hâlimizde hafî zikrullah yapıyoruz. Cemaatle yapılan ibadet daha faziletlidir; yoksa cehrî zikrullahın daha üstün olduğundan dolayı değil.
Cehrî Zikrullahın Faydaları
Cehrî zikrullah nefsâniyeti alır götürür, şeytâniyeti alır götürür, hevâ ve hevesi kırar. İnsanın vücudunu da terbiye eder; damarlarımız, hücrelerimiz, üzerimizdeki yaratılan her şey cehrî zikrullahtan nasibini alır. Hafî zikrullahtan da insanın içi nasibini alır.
Gıybet: Orucu Sevapsız Bırakır
Nice oruç tutanlar vardır ki orucu yoktur. Çünkü onlar oruç tuttukları halde gıybete, kovuculuğa, iftirâya, hırsızlığa devam ederler. Oruç tutması sadece yemek yememesiyle, aç kalmasıyla kalır; hiçbir katkısı yoktur.
Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem oruç tutan iki kadına bardak gönderdi: ‘Yediklerini çıkarsınlar.’ Kadınların ağzından çiğnenmiş, kanlı, pis kokulu et parçası çıktı. Resûlullah buyurdu ki: ‘Onlar başkalarının gıybetini ederek zaten yiyeceklerini yediler.’
Bir kimse oruç tutmuyorsa ama diline sahip, gözüne sahip, kötülük yapmıyorsa, fitne çıkarmıyorsa — o kimse gıybet eden oruçludan üstündür. Ramazan’da yapılan günahların cezası da misliyle katlanır. Gıybet ediyorlar karşınızda, kaçamıyorsanız zikre devam edin: ‘Lâ ilâhe illallah, lâ ilâhe illallah…’
Hayırseverlikte Öncelik Sırası
Bir kimsenin cömertliği önce çoluğuna çocuğuna, evine yöneliktir. Birinci derecede bir kimsenin cömertliği ailesine olmalıdır. Sonra arkadaşlarına, sonra kendi şehrine, etrafına. Adamın hanımının ayağında ayakkabı yok; ama o arkadaşlarını yemeğe götürüyor. Hayır, önce hanımına ayakkabı al, önce çocuğunun karnını doyur.
Sahâbeden birisi diyor ki: ‘Yâ Resûlallah, ben orucu bozdum, ne yapmam lâzım?’ ‘Altmış bir gün kefâret’ buyuruyor. ‘Ben zayıfım, açlıktan hâlsiz kaldım’ diyor. Resûlullah bir çanak hurma getirip diyor ki: ‘Al bunu tasadduk et, insanlara da dağıt.’ Adam diyor ki: ‘Yâ Resûlallah, vallahi şu çukurda benden daha fakir kimse yoktur.’ Resûlullah buyuruyor: ‘Al çoluğunla çocuğunla ye, Allah de seni affetsin.’
Dünya Problemleri ve Deccâliyetin Getirdikleri
Dünya üzerinde altı yüz milyon aç insan var. Yedi yüz milyonun üzerinde evsiz var. Yedi milyar insanın yedide biri aç, yedide biri evsiz, yedide ikisi uyuşturucu ve içkinin pençesinde. Bütün bunları bırakmışlar; iki bin kişi öldü diye iki milyar insanın boğazını sıkmaya çalışıyorlar.
Kendi deprem zedelelerimiz barakalarda yaşıyor hâlâ. Kendi insanlarımız çadırlarda yaşıyor. Önce etrafınıza bakın. Önce komşularınızla ilgilenin. Sıla-i rahim diyor: etrafınızla iyi ilgilenin. Arkadan konuşmak kolay; teyzesinin kızı yoldan çıktığında sen neredeydin?
Kaynakça ve Referanslar
Hadîs-i Şerîfler
- “Kim sıla-i rahmi terk ederse Allah ondan rahmetini keser”: Buhârî, Edeb, 11; Müslim, Birr, 16.
- “Sıla-i rahim arşta durur; kim terk ederse lânet eder, kim devam ederse dua eder”: Müslim, Birr, 17; Tirmizî, Birr, 14.
- “Anne ve babalarınıza öf bile demeyiniz”: İsrâ Sûresi, 17/23 (Âyet-i kerîme).
- Hz. Peygamber’in Hz. Hatice’nin akrabalarına vefâsı: Buhârî, Menâkıbu’l-Ensâr, 20; Müslim, Fedâilü’s-Sahâbe, 74.
- Resûlullah’ın zikir telkini — Hz. Ebû Bekir’e hafî, Hz. Ali’ye cehrî: Ehl-i tasavvuf kaynaklarında yaygın rivâyet; Kuşeyrî, er-Risâle, Bâbü’z-Zikr.
- “Nice oruç tutanlar vardır ki orucu yoktur”: İbn Mâce, Sıyâm, 21; Ahmed b. Hanbel, Müsned, II/373.
- Gıybet eden iki kadın ve bardak kıssası: Ahmed b. Hanbel, Müsned, V/431; Ebû Dâvûd, Savm, 24.
- Orucu bozanın kefâreti ve hurma kıssası: Buhârî, Savm, 30; Müslim, Sıyâm, 81.
- “Eller arpa ben saman, eller yahşi ben yaman”: Yûnus Emre, Dîvân — Tasavvufta tevâzu düsturu.
- Mûsâ aleyhisselâm’ın Firavun’a yumuşak söylemesi: Tâhâ Sûresi, 20/44 (Âyet-i kerîme). ‘Ona yumuşak söz söyleyin.’
Âyet-i Kerîmeler
- İsrâ Sûresi, 17/23-24: ‘Anne ve babalarınıza öf bile demeyiniz; onlara merhamet kanadını gerin.’
- Tâhâ Sûresi, 20/44: ‘Ona yumuşak söz söyleyin; belki öğüt alır veya korkar.’
- Nisâ Sûresi, 4/1: ‘O akrabalık bağını gözetin; Allah sizin üzerinizde gözetleyicidir.’
- Ra’d Sûresi, 13/21: ‘Onlar ki Allah’ın birleştirilmesini emrettiği şeyleri birleştirirler’ — Sıla-i rahim.
Fıkıh ve Tasavvuf Kaynakları
- İmâm Gazzâlî: İhyâu Ulûmi’d-Dîn, II. Cilt — Kitâbu Âdâbi’l-Uhuvve; III. Cilt — Kitâbu Âfâti’l-Lisân (gıybet bahsi).
- İmâm Nevevî: Riyâzü’s-Sâlihîn, Bâbu Sılati’l-Erhâm — Akraba ziyareti hadisleri.
- Kuşeyrî: er-Risâle, Bâbü’z-Zikr — Cehrî ve hafî zikir bahsi.
- İbn Âbidîn: Reddü’l-Muhtâr, III/261 — Kadınların kabir ziyareti ve sıla-i rahim hükümleri.
- Yûnus Emre: Dîvân — ‘Eller arpa ben saman’ beyti, tevâzu düsturu.