Duadan Önce Tövbe: Kirli Ağızla Dua Edilmez
Her ibâdetin, her fiiliyatın üç hâli vardır: avamın duası, hâssın duası, hâssü’l-hâssın duası ve tecellîyâtı farklıdır. Dua evet müminin silâhıdır — hadîs-i şerifte böyle geçer. “Sizin duanız olmasaydı ne işe yararsınız?” buyurulmuştur. Dua ile alâkalı pek çok âyet ve hadîs-i şerif vardır.
Ama tövbesiz bir dua, geriye dönmeden yapılmış bir dua, muhakkak yerine gelecektir — fakat tecellîyat olarak yerli yerine oturulacaktır. Tövbeyi konuşmadan duayı konuşmak, kirli ağızla bir şey istemekle aynıdır. Bir kimsenin ağız kokusu leş gibi, bütün çirkinliklerine rağmen güzeller güzelinden bir şey isteyecek — böyle olur mu? O yüzden önce tövbeden bahsetmek lâzım.
Avamın Tövbesi: Günahları Terk Etmek
Tövbe, avam için günahı terk etmektir. Sûfî günahı terk eden kimsedir. Sûfînin üzerinde yalan, yemin, iftira, zina, içki, kumar, başkasının malına-canına-ırzına-hanesine tecâvüz olmamalıdır. İnsanın dilinden, gözünden, kulağından, elinden, ayağından haramın çıkmaması gerekir.
İçki içiyorsa — içkiden geri dönecek, bir daha içmeyecek. Kumar oynuyorsa — bir daha oynamayacak. Gıybet ediyorsa — bir daha etmeyecek. Gözünle görmedin, kulağınla duymadın, iki şâhitle şâhitlendiremedin bir şeyi — konuşuyorsan iftirâ ediyorsun. Doğruysa gıybet, doğru değilse iftirâ.
Gıybet zinadan daha büyük haramdır. Bir kimse gıybet etti — yüz günah; bir kimse de zinâ etti — bir günah. Bir kimse iftirâ attı — iki yüz günah. İftirâyla toplum düzeni bozulur, gıybetle toplum düzeni bozulur. Zinâ ile bir kişi bozulur, ama gıybetle bütün bir toplumu bozmak mümkün.
Nasuh Tövbesi
“Nasuh” samimi, ihlâslı demektir. Nasuh tövbesi öz bir tövbedir — bir daha geri dönmeyecek o kimse. Bir daha yapmayacak, bir daha o eksikliğe, o yanlışlığa düşmeyecek. Ağzı temizlenecek o kimsenin. Tövbe etmek, temizlenmek demektir. Temizlenecek ki temiz ağızla dua edecek.
Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri: “Siz temiz ağızlarla dua edin” buyurmuştur. “Yâ Resulallah, temiz ağız var mı ki?” diye sorulunca: “Sizin birbirlerinize yaptığınız dualar, temiz ağızlarla yapılan dualardır” buyurmuştur. Ağız temiz olacak ki dua dalga dalga yürüsün, zikir dalga dalga yürüsün, kalp parlamaya yüz tutsun.
İslâm’ın 5 Esası ve İnsanın 5 Esası
Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri buyurdu ki: “İslâm 5 temel esas üzerine kuruludur.” İnsan da 5 temel esas üzerine kuruludur — 5 duyu organı, zâhiren 2 ayağı, 2 kolu, başı ve gövdesi. Elde 5 parmak var, ayakta 5 parmak var. Allah Âdem’i İslâm üzerine yaratmış, İslâm’ı da Âdem üzerine yaratmıştır. O zaman tövbe hem dış âzâlarla hem de duyu organlarıyla temizlenmektir.
Âriflerin Tövbesi: Gafletine Tövbe
Ârif sevendir — ama henüz âşık olmamıştır. Ârif seven daha. O bir an sevdiğini gözünün önünden ayırmamak için uğraşır. O yüzden onun tövbesi gafletinedir: “Bir an nerede zikrullâhı terk ettim? Bir an nerede gaflet işledim? Bir an nerede kalbimi durdurdum?” Artık âriflerden günâh-ı kebâir çıkmaz — onların ağzından gıybet, dedikodu, iftirâ; elinden, ayağından, gözünden, kulağından haram çıkmaz. Ârif odur ki kalbi çalışmaya başlamıştır — kabir hâline vâkıf olan kimsedir.
Zikrullâh halakasında gözünüzde yaş yoksa, gece zikrinizde gözyaşı yoksa, sabah namazında gözyaşı yoksa, tek başınıza kaldığınızda gözyaşı yoksa — vay ki hâlinize! Sûfîlik bu değil. Sûfî an ve an derinleşen kimsedir.
Hâssü’l-Hâssın Tövbesi: Kendini Görmemek
Hâssü’l-hâssın — âriflerin özünün — tövbesi farklıdır. O bir an kendinden bir şeyi görürse ona tövbe eder. “Ne güzel yaptın” deyip nefsini görmesine tövbe eder. “Sen olmasaydın bu zikrullâh olmazdı” diye kalbinden geçerse — ona tövbe eder. Kendini bir an görmesinden dolayı tövbe eder. Çünkü der ki: her şeyi yapan Allah’tır. Senin yaptığın bir şey yoktur, senin söylediğin bir şey yoktur. Dil O’nundur, göz O’nundur, kulak O’nundur, yürek O’nundur, hâl O’nundur, hayat O’nundur, ölüm O’nundur.
Tövbenin Özü Olun
Tövbe eden olmayın — tövbenin kendisi, tövbenin özü olun. Kendinizi öyle yapın ki tövbe etmeye gerek kalmasın. Tövbeyi günahlardan kurtulmak için değil, Allah’a yaklaşmak için yapın. “Yâ Rabbi, kendimi gördüm. Bu dükkânı ben çalıştırdım dedim, bu malı ben kurdum dedim, bu evi ben yaptım dedim” — bunlara tövbe edin. Bizim için en büyük günâh-ı kebâir nefsimizi görmektir.
Dilinizi kilitleyin. Dilini kilitleyemeyen dinini kaybeder, kalbini kaybeder, yolunu kaybeder, hâlini kaybeder, tarikatını, dergâhını, dervişliğini kaybeder. O yüzden tövbe edin — duadan önce tövbe. Ağlayın hâlinize! Eğer hâlinize ağlayamıyorsanız nefsinize uymuşsunuzdur, kalbiniz kararmıştır. Siz Allah’ı unutursanız O da sizi unutur. Siz O’nu terk ederseniz O da sizi terk eder. Siz O’na sırtınızı dönerseniz O da size sırtını döner.
Kaynakça
Âyet-i Kerîmeler
- Tahrîm Sûresi 66:8 — “Ey iman edenler, Allah’a samimi (nasûh) bir tövbe ile tövbe edin.” (Nasuh tövbesi)
- Furkān Sûresi 25:70 — “Ancak tövbe edip iman eden ve sâlih amel işleyenler müstesnâ; Allah onların kötülüklerini iyiliklere çevirir.” (Tövbenin meyvesi)
- Hucurât Sûresi 49:12 — “Birbirinizin gıybetini yapmayın. Biriniz ölmüş kardeşinin etini yemekten hoşlanır mı?” (Gıybetin hükmü)
- Bakara Sûresi 2:186 — “Kullarım beni sorarsa, ben çok yakınım. Bana dua edince dua edenin duasına karşılık veririm.” (Duanın önemi)
- Haşr Sûresi 59:19 — “Allah’ı unutanlar gibi olmayın ki Allah da onlara kendilerini unutturmuştur.” (Allah’ı unutmanın sonucu)
Hadîs-i Şerifler
- Tirmizî, Deavât 1 — “Dua müminin silâhıdır.” (Duanın kıymeti)
- Buhârî, İstiğfâr 3; Müslim, Zikir 42 — “Ben günde yüz kere tövbe ederim (istiğfâr ederim).” (Resulullah’ın tövbe sıklığı)
- Buhârî, Îmân 2; Müslim, Îmân 21 — “İslâm beş esas üzerine kuruludur.” (İslâm’ın beş şartı)
- Ebû Dâvûd, Edeb 35; Tirmizî, Birr 26 — Gıybetin zinâdan daha büyük günah olduğuna dair rivâyet
- Tirmizî, Zühd 51 — “Siz temiz ağızlarla dua edin.” (Tövbe-dua ilişkisi)
Tasavvufî Kaynaklar
- Kuşeyrî, er-Risâle — Tövbe makamı: avamın tövbesi, havâssın tövbesi, hâssü’l-havâssın tövbesi
- İmam Gazâlî, İhyâu Ulûmi’d-Dîn, Kitâbu’t-Tevbe — Tövbenin şartları, nasûh tövbesi, âriflerin gaflet tövbesi
- Hucvirî, Keşfü’l-Mahcûb — Sûfîde uyanıklık, tövbe ve gözyaşının yeri