Kahvaltı Kültürü ve Aile Birliği
Eskiler bizi aç karınla bir yere göndermezdi; bu kültürü kaybediyoruz. Kocasını ve çocuklarını kahvaltı yaptırmadan gönderen bir kadın kendinden utanmalıdır — eğer o kadın çalışmıyorsa. Genç evlilerin kahvaltı yapmadan dışarı çıkması, evin ev olma özelliğini kaybettirmektedir. Simit fırınlarının, poğaça tezgâhlarının çoğalmasının sebebi insanların evde kahvaltı yapmamalarıdır.
Ailenin birlik ve beraberliği için akşam yemeklerini beraber yemek için mücadele etmeleri lâzımdır. Çocuklar, anne, baba herkes bir sofrada toplanıp yemeği beraber yemeli; beraber bir şeyi paylaşmalı, bir şeyi konuşmalıdır. Bu kültür ne yazık ki kaybolmaktadır.
Cennet Annelerin Ayağının Altında — Hangi Annelerin?
“Cennet annelerin ayağının altındadır” (Nesâî, Cihâd 6, No: 3104). Hangi annelerin? Çocuğunu Kur’an ve Sünnet noktasında terbiye eden, eşine Kur’an ve Sünnet dairesinde itaat edip tâbi olan, evini Kur’an ve Sünnet dairesinde idare eden, sokağa çıktığında Kur’an ahlakıyla davranan annenin. Nesli yetiştirmek, korumak, geleceğe hazırlamak birinci derecede annenin vazifesidir.
Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem cehennemde kadınları çok görmüştür (Buhârî, Îmân 21, No: 29; Müslim, Îmân 132, No: 79). Ancak “Müslüman kadınları çok gördüm” dememiştir; “kadınları çok gördüm” demiştir — bu bütün kadınları kapsar. İman edip iyi amel işleyen anneler ehli cennettir. Ayrıca tarihin her döneminde kadınlar erkeklerden sayısal olarak fazla olmuştur.
İmanı Korumanın Yolu: Farzlar ve Haramlardan Uzak Durma
Hadis-i kudsîde üç merhale bildirilmiştir: Birincisi farzları yerine getirmek — hem ibadet hem haramlardan uzak durma. İkincisi nâfilelerle Allah’a yaklaşmak — güzel ahlakla alakalıdır. Üçüncüsü Allah’ı sevmek (Buhârî, Rikāk 38, No: 6502).
Bir kimse iman ettiyse ve farz ibadetlerini yerine getirip günah-ı kebâirlerden uzak durursa, o kimsenin ehli cennet olacağına inanırız. Bugünün insanı, âhir zamandadır; iman edip büyük günahlardan uzak durup olmazsa olmaz ibadetlerini yerine getirirse, o kimse ehli cennettir Allah’ın izniyle.
İmanı koruyan, muhafaza eden, kök saldıran ve ağaç haline getirip meyve verdirecek olan: haramlardan uzak durma ve farz ibadetleri yerine getirmektir. Farz ibadetleri yerine getirmeden, haramlardan uzak durmadan iman yerleşmez, kök salmaz, kalbine oturmaz. “Son nefesimden ümitliyim” demek yetmez — namazı, abdesti, orucu olmayan, her türlü haramı işleyen kimsenin böyle bir ümidi boş ümittir.
Huzur Arayışı: Âhir Zamanda Huzursuzluk
Âhir zamanın işaretlerinden birisi insanların huzur içinde olmayışlarıdır. İnsanlarda kargaşa hâkimdir. Dünya üzerinde en zengin ülkesinden en fakir ülkesine kadar, en zengin aileden en fakir aileye kadar kargaşa vardır. Kimin can emniyeti var? Hiç kimsenin. Kimin mal emniyeti var? Hiç kimsenin. Kimin akıl emniyeti, din emniyeti, namus emniyeti var? Hiç kimsenin.
Müminler ümit ederler; ümitlerinin ve hayallerinin peşine takılırlar. Ümitlerine sarılınca gerçek hayattaki sıkıntılar, acılar, stresler fazla incitmez. Dergâhın içinde olan arkadaşlar farkında değillerdir: gece zikri, gece sohbeti, gece seması olmasaydı günlük hayatını geceye taşıyacaklardı — bu faaliyetler aynı zamanda psikolojik tedavi görülmesidir.
İç huzuru yakalayabilmek için zâhir olarak Kur’an ve Sünnet’e bağlı duracaksın, içinden zikrullah’a devam edeceksin. İçini korumasın yoksa mümkün değildir, öbür türlü iç huzursuzluk da başlar.
Zikrullah’a Devam: Hal ve Rüya Görmek Değil
Yaşlı bir sahabi gelip demiştir ki: “Yâ Resûlallah, ihtiyarladım, güçüm yetmiyor. Bana öyle bir şey tavsiye et ki kurtuluşa ereyim.” Mübarek buyurmuştur: “Dilin her daim zikirle ıslak olsun” (Tirmizî, Daavât 4, No: 3375; İbn Mâce, Edeb 53, No: 3793).
Biz hal görmek için, rüya görmek için, denizlerin üzerinde yürümek için zikretmiyoruz. “Zikredin” denmiş, biz zikrediyoruz. Hiçbir hal görmeseniz dahi, hiçbir rüya görmeseniz dahi, hayatınız boyunca zikretmeye devam edeceksiniz. Zikir halkaları cennet bahçesidir — daha ne beklensin?
Rüya görmeyenler dahi muhabbeti varsa, sevgisi varsa, rüya gören kadar kıymetlidir. Hatta bazen hal görenler, görmeyenlerden daha kolay perdelenir — kendi kendilerini bir şey zannederler. Nice rüya görenler, hal görenler perişan olmuşlardır. Rüya görmeyen sık sıkı yapışır; ona rehavet gelmez. O daha samimi, daha muhabbetli, daha açık olur.
Aile İçi Geçimsizlik ve Edep
Bir erkek eşine herkesin içerisinde laf söylüyorsa, onu aşağılıyorsa, o erkek adam değildir. Bir kadına bir başkasının yanında, annesinin babasnın yanında, çarşıda, yolda asla laf söylenmez. Varsa sıkıntı, güler yüzle eve gidilir, evde söylenir.
Kadınlar kocalarını anneleriyle, aileleriyle karşı karşıya getirmemeye gayret etsinler. Anneler, çocuklarının mutluluğu için bazı şeyleri görmemezlikten gelsin, fedakârlık etsin. Eski kayınvalidelikleri bırakın, eski gelinleri de aramayın.
Düğün Ne Zaman Yapılmalı?
İki kişi evlenmeye karar verdiğinde düğün en kısa zamanda olmalıdır. İki genç oturdu, konuştu, anlaştı — hemen düğün günü belirlenmelidir. Bir sene, beş ay, iki sene beklemek sünnet değildir. Beklenecekse hiç görüşmeyecekler — telefon yok, bir yerlere çıkmak yok. Sünnet olan en kısa sürede nikah kıyıp düğünü yapmaktır.
Kaynakça
- Hadis: “Cennet annelerin ayaklarının altındadır” — Nesâî, Sünen, Kitâbü’l-Cihâd 6, No: 3104; Ahmed b. Hanbel, Müsned, III/429
- Hadis: Cehennemde kadınların çok görülmesi — Buhârî, el-Câmiu’s-Sahîh, Kitâbü’l-Îmân 21, No: 29; Müslim, el-Câmiu’s-Sahîh, Kitâbü’l-Îmân 132, No: 79
- Hadis-i Kudsî: “Kulum farzlarla bana yaklaşır, nâfilelerle sevgimi kazanır…” — Buhârî, el-Câmiu’s-Sahîh, Kitâbü’r-Rikāk 38, No: 6502
- Hadis: “Dilin her daim zikirle ıslak olsun” — Tirmizî, Sünen, Kitâbü’d-Daavât 4, No: 3375; İbn Mâce, Sünen, Kitâbü’l-Edeb 53, No: 3793
- Hadis: “Size iki şey bıraktım: Kur’an ve Sünnet” — Mâlik, el-Muvatta, Kitâbü’l-Kader 3; Hâkim, el-Müstedrek, I/93
- Hadis: Hz. Resûlullah’in korkaklıktan Allah’a sığınması — Buhârî, el-Câmiu’s-Sahîh, Kitâbü’d-Daavât 36
- Fıkıh: Dârülharp ve sakal meselesi — İbn Âbidîn, Reddü’l-Muhtâr; Fetevâ-yı Hindiyye
- Fıkıh: Nikahın acele yapılması sünneti — Tirmizî, Sünen, Kitâbü’n-Nikâh 6