Muharrem Ayı ve Aşure Orucunun Fazileti
Muharrem ayı, İslam takviminde mukaddes aylardan biridir ve bu ayda tutulan oruç, Ramazan’dan sonra en faziletli oruç olarak kabul edilir. Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem, Muharrem ayında oruç tutmayı teşvik etmiş ve özellikle aşure gününe büyük önem vermiştir. Ramazan orucundan sonra en faziletli oruç Muharrem ayında tutulan oruçtur. Bu ayın onuncu günü olan aşure günü ayrı bir ehemmiyete sahiptir.
Aşure günü, tarih boyunca pek çok büyük hadisenin vuku bulduğu mübarek bir gündür. Cenab-ı Hakk bu günde birçok peygamberine lütuflarda bulunmuştur. Hz. Nuh aleyhisselam bu günde tufandan kurtulmuş, gemisi Cudi Dağı’na oturmuştur. Hz. İbrahim aleyhisselam ateşe atıldığında bu günde kurtarılmıştır. Hz. Musa aleyhisselam ve kavmi Firavun’un zulmünden bu günde kurtulmuş, deniz yarılarak geçmişlerdir. Firavun ve ordusu ise aynı gün suda boğulmuştur.
Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem Medine’ye hicret ettiğinde Yahudilerin aşure günü oruç tuttuğunu görmüş ve sebebini sormuştur. Onlar Hz. Musa’nın kurtuluş gününe hürmeten oruç tuttuklarını söyleyince, Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem “Biz Musa’ya sizden daha yakınız” buyurarak kendisi de oruç tutmuş ve ashabına da tutmalarını emretmiştir. Ancak Yahudilere benzememek için aşure orucunu dokuzuncu veya on birinci günle birlikte tutmayı tavsiye etmiştir.
Gece Namazının Fazileti ve Önemi
Ramazan’dan sonra en faziletli namaz gece namazıdır. Teheccüd namazı, gecenin son üçte birinde kılınan ve Allah’a en yakın olunan vakitte eda edilen bir ibadettir. Cenab-ı Hakk bu vakitte dünya semasına tecelli eder ve “Yok mu bana dua eden, duasını kabul edeyim; yok mu benden isteyen, ona vereyim; yok mu tövbe eden, tövbesini kabul edeyim” buyurur. Bu vakit, kulun Rabbine en yakın olduğu, duaların en çok kabul edildiği zamandır.
Gece namazına kalkmak nefse ağır gelse de, bunun sevabı çok büyüktür. Sabah namazına kalkamayan kimse, gece yatarken zikirle, dua ile, tövbe ile yatmamıştır. İnsan zikirle yatsa, sabah namazına kalkar. Dua ile yatsa, muhabbetle yatsa, aşkıyla sevdasıyla yatsa, tövbe ile yatsa, sabah namazına mutlaka kalkacaktır. Oburluk, çok yemek, kalbi katılaştırır ve insanı ibadetlerden alıkoyar.
Allah Sevgisi ve Muhabbet Bağı
Allah’ı Sevmenin Gerekleri
Cenab-ı Hakk Kur’an-ı Kerim’de buyuruyor: “Allah onları sever, onlar da Allah’ı sever.” Bu ayet-i kerime, Allah ile kul arasındaki karşılıklı sevgi bağını anlatmaktadır. Allah kulunu sevmiştir; onu İslam’la müşerref kılmıştır, Müslüman bir aileden doğurtmuştur, Kur’an’la, sünnetle, takvayla, zikirle, evliyalar yoluyla, peygamberler yoluyla tanıştırmıştır. Şimdi de “Gel, sen de beni sev” demektedir.
Allah’ı sevmek iddia ile değil, amelle ispat edilir. Cenab-ı Hakk buyuruyor: “De ki: Eğer Allah’ı seviyorsanız bana uyun ki Allah da sizi sevsin.” Eğer biz Allah’ı seviyorsak Muhammed Mustafa sallallahu aleyhi ve sellem’in söylediklerine ve yaptıklarına uyacağız. Peygamberi seviyorsak onun varislerini de seveceğiz, onun yolundan gidenleri de seveceğiz. Bu, peygamberi sevmenin tecellisidir.
Bir kimse “Ben peygamberi seviyorum” deyip de müminleri sevmiyorsa, velileri sevmiyorsa, dostlarını sevmiyorsa, kardeşlerini sevmiyorsa, etrafını sevmiyorsa, o kimse Resulullah sallallahu aleyhi ve sellemi de gerçekte sevmiyordur. Cenab-ı Hakk “Kim benim dostlarıma savaş açarsa ben de ona savaş açarım” buyurduğu halde, Allah’ın dostlarıyla uğraşan, zikir halkalarına laf söyleyen, meşayihe dil uzatan kimse Allah’ı ve Resulünü sevmekten uzaktır.
Sevginin Gerçek Tezahürleri
Bizim işimiz Allah’ı sevmek, Resulullah sallallahu aleyhi ve sellemi sevmek, o peygamberin varislerini sevmek ve müminleri sevmektir. Bu muhabbet ve sevgi bizi daha ileriye götürecektir. Bu yüzden birbirimizi yüzüne karşı eleştirmemek, arkasından kıymet etmemek, dedikodusunu etmemek, çekiştirmemek gerekir. Merhametli olacağız, şefkatli olacağız, insanlara hizmet edeceğiz, içimizde kin ve isyan beslemeyeceğiz.
Güzel Ahlak ve Edep
Tasavvufun Özü: Edep
Tasavvuf edepten ibarettir. Edebi olmayanın dini olmaz. Ehli tasavvuf olan kimse yollarda bağırıp çağırmaz, evlerinde bağırıp çağırmaz, çocuklarına ve eşlerine bağırıp çağırmaz, akar-et etmez. Eşlerimize karşı, çocuklarımıza karşı seslerimizi yükseltmememiz lazımdır. Erkekler de kadınlar da sesi yükseltmek, tüntür gibi bağırmak güzel ahlak değildir.
“Benim huyum böyle, ben sertim” demek mazeret değildir; bu kötü ahlaktır. “Ben böyleyim, sinirlenip veriyorum” demek de kötü ahlaktır; şeytan o kimseyi baskı altına almıştır. Edeblice insanlar birbirlerine davranırlar, edeblice birbirlerine tavsiye ederler, nasihat ederler. Yanındaki işçilerine, eşine, çocuklarına bağırıp çağıran, küfür edip hakaret eden kimsenin gönlü katılaşır.
Dervişin Vasıfları
Derviş obur olmaz, tabireye obur olmaz. Dervişin gözü yiyecekte değildir; dervişin gözü muhabbettedir, aşktadır, zikirdedir, ibadettedir, iyi ahlaktadır, hizmettedir, koşuşturmadadır. Oburluk kalbi katılaştırır, dedikodu ve gıybet kalbi katılaştırır. Dervişlik ve tasavvuf bunlardan uzak durmaktır.
Biz sevgi çocukları olmamız gerekir. Biz vaktin çocuğuyuz; vaktin çocuğu vaktin amelini ister, anın amelini ister. Her an Allah’ı zikrederek kullarına merhametli ve şefkatli davranmakla mükellefiz. Şeytan her an tetikte bekler; yemek yerken, su içerken, evine girerken, evinden çıkarken, tekkiye gelirken, tekkeden çıkarken bekler. Bizi şeytanın vesvesesinden ve musallâtından koruyacak olan Allah’ı zikir, Allah sevgisi, Resulullah sevgisi, Allah dostlarının sevgisi ve mümin kardeşlerin sevgisidir.
Tövbe ve Günahlardan Dönüş
Kendini çok günahkâr hissetmek, az günahkâr hissetmekten daha hayırlıdır. Bol bol tövbe etmeli ve her tövbede samimi olmalıdır. Her tövbede o günaha tekrar dönmemek büyük bir mücevherdir, büyük bir hazinedir. Ama günaha tekrar dönüldüyse yine tövbe etmeli, geri dönmelidir. Allah Gafûr’dur, Rahîm’dir, tövbeleri kabul edendir.
Şeytan insanı ümitsizliğe düşürmek ister: “Kaçıncı tövbe, hep dönüyorsun, yine tövbe ediyorsun” diye vesvese verir. Bu olumsuz noktada kandırmasına izin vermemek gerekir. Biz döner tövbe ederiz, bir daha günah işledik döner tekrar tövbe ederiz. Ondan başka gideceğimiz kapı yoktur, ondan başka bizi affedecek olan yoktur, ondan başka elimizden tutacak olan yoktur, ondan başka gönlümüzü temizleyecek olan yoktur.
İyi Niyet ve Güzel Ahlak Sahibi Olmak
Güzel ahlak sahibi olmanın birinci derecesi gönlü temizlemektir: kinden, kibirden, isyandan, kötülükten temizlemek. Niyet etmek gerekir: “Ya Rabbi, ben bundan sonra iyi ahlak sahibi olacağım. Gönlümde ne kadar kötülük, yanlışlık ve eksiklik varsa sil at, bir daha oraya doğru meyletmeyeyim.” Bu niyette samimi olmak şarttır.
Gönlü temiz olan, iyi niyet taşıyan, ihlaslı ve samimi olan kimseyi Allah muhafaza edecektir. Kitabi olarak öğrenemeyebilirsiniz ama iyi niyetiniz varsa, Allah’ı zikrediyorsanız, tövbe ediyorsanız, Allah sizi o iyi niyetinizden dolayı koruyup muhafaza edecektir. Burada niyet çok önemlidir: bir mal alırken ödemek niyetiyle alın, borçlanırken ödemek niyetiyle borçlanın, insanları aldatmayı kandırmayı hayal etmeyin.
Yemeği pişirirken Allah için niyet edin, evinizi temizlerken Allah için niyet edin. Gösteriş için, şatafat için değil; helal olarak çoluk çocuğun yesin diye, onlara ibadet olsun diye niyet edin. İçinizde iyi niyet besleyin, içinizde güzellik besleyin ve günahlara karşı bir soğukluk besleyin. Allah sizi o günahlardan koruyup kurtaracaktır.
Dua Etmenin Önemi ve Usulü
Günlük Allah’a yalvarın, her sabah kalkın. Borçlu olduklarınızın ruhaniyetine okuyun, alacaklı olduklarınızın ruhaniyetine okuyun. Birine zarar verdiğinize inanıyorsanız onun ruhaniyetine üç İhlas, bir Fatiha okuyun ve “Ya Rabbi, onu affeyle, beni affeyle, onun işini asân eyle, ona ikram et, ona genişlik ver” diye dua edin.
Sabah kalkın, üç İhlas bir Fatiha okuyun: “Ya Rabbi, bugün kim bana selam verirse hepsinin ruhaniyetine hediye et.” Yolda giderken, kime selam verirseniz onun ruhaniyetine hediye edin. Eşinizin, çocuklarınızın, derviş kardeşlerinizin ruhaniyetine dua edin. Size iyilik yapan kimsenin ruhaniyetine dua edin. Nankör olmayın, teşekkür edin, daha iyisini versin diye Allah’a dua edin.
Esnaflar da dua etsinler: “Ya Rabbi, bugün dükkânıma girecek olanların hepsine merhamet et, hepsini affet, hepsine iyilik ver.” Kapının önünden geçene, apartmandakilere, komşulara, akrabalara dua edin. Gerçek sıla-i rahim budur. Cimrilik yapmayın, etrafınızdakilere hediye almaktan geri durmayın. Bunlar gönlü yumuşatacak, günahlardan alıkoyacak, kinden ve nefisten arındıracaktır.
Tebliğ Usulü: Tatlılık ve Yumuşaklık
Cenab-ı Hakk, Musa aleyhisselama Firavun’a giderken “Tatlı tatlı, yumuşak yumuşak anlat” buyurmuştur. Kime namazı, dini, İslam’ı anlatmaya kalksak bizden uzaklaşıyorlarsa sebebi yöntemimizdir. Gönlü sert olanlar, kalbi katı olanlar, cebri davrananlar, strateji uygulamadan bu meseleyi yapanlar başarıya ulaşamazlar.
Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem de tebliğinde sabır, yumuşaklık ve tatlılıkla hareket etmiştir. Bütün Kureyş’i toplamış, yemek vermiş, yemekte tebliğ etmiştir. Ebu Cehil üç kez sözünü kesmiş, onu aşağılamak istemiş; ama o sabırla hep tebliğini yapmıştır. Biz de bağırıp çağırarak, hakaret ederek, sertlik yaparak başaramayız. Hoşgönüllü olmak, tevâzulu olmak, affedicönüllü olmak, ağzı tatlı olmak, şeker gibi olmak gerekir.
Düşünce ve Kalp İlişkisi
Düşüncenin beslendiği yer kalptir. Kalp, düşüncenin trafosu gibidir. Kalpte güzellik varsa düşünceye güzellik gidecektir; kalpte çirkinlik varsa düşünce de güzel olamaz. Kalbinde merhamet olan merhamet düşünür, kalbinde kötülük olan kötülük düşünür, kalbinde dünya hırsı olan dünya hırsını düşünür. İnsan kendisi düşünür; düşündüğü şey tatlı güzel şeylerse onlarla mutlu olur, çirkin eksik şeyler düşünürse mutsuz olur.
Düşünce organları yönlendirir, kalbi değil. Kalp Allah’tan ilham alır, melekten ilham alır; bunun adına vicdan deriz. Ya da nefis ve şeytandan alır, onun sözüyle hareket eder. Vicdanın sesini güçlendirmek insanın elindedir ve bu Allah’ı sevmek, Resulullah’ı sevmek, dostlarını sevmek, müminleri sevmek ve Allah’ı çok çok zikretmekle mümkündür. Zikir ve sevgi düşünceyi olumlu noktada etkileyecektir.
Rabıta Meselesi: Sevgi Temelli Yaklaşım
Rabıta tasavvufun içerisinde bir disiplindir. Bazı ayet-i kerimeleri ve hadis-i şerifleri buna delil olarak gösterenler olduğu gibi, karşı çıkanlar da vardır. Bizim anladığımız rabıta, insanların birbirlerine muhabbet beslemesi, birbirlerini sevmesidir. İnsanın namazı sevmesi, orucu sevmesi, zikri sevmesi, kardeşlerini sevmesi, üstat olarak gördüğü kimseyi sevmesi, Resulullah sallallahu aleyhi ve sellemi sevmesi, Allah’ı sevmesi rabıtadır. Rabıta sevmekle bağlantılı olursa gerçek rabıta olur.
Bir kimseyi zorla sevdiremezsiniz. Bir kimsenin zorla kalp muhafızını başlatamazsınız. Sevmek insanın duygusudur, içinden gelen bir şeydir. Seviyorsa o kimse, dağları yarar gelir; denizleri yürür gelir; Yemen’de de olsa sevdiğinin canındadır. Sevmiyorsa yanında olsan bile nerede olduğu belli olmaz. O yüzden birine “Otur on beş dakika rabıta et” demek, adam sevmiyorsa zulümdür. Seviyorsa zaten düşünecektir, zaten dualaşacaktır, zaten kalbinden çıkmayacaktır.
Bu mesele hakkında yirmi yıl önce de aynı şeyi söyledik, yirmi yıl sonra da aynı şeyi söyleyeceğiz: bir kimseyi zorla sevdiremezsiniz. Sevmek fedakârlıktır, vermektir, feda olmaktır. Hz. Ebubekir efendimiz her şeyini getiriyordu; sevmenin gerçeği budur. Birisi hep “ver” diyorsa uzak durun ondan; o dünya onu sarmış sarmalamıştır. Gerçek seven verendir, fedakârlık yapandır.
Velilerin Hata Yapması Meselesi
Meşayih de hata yapar, âlimler de yapar, şeyhler de yapar, mürşid-i kâmiller de yapar, veliler de yapar, sufiler de yapar. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hariç herkes hata yapar. Geçmiş peygamberlerde küçük hatalar olmuştur; ancak Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem için “hata yaptı” diyenler sapıktır, onlara kulaklarımızı tıkarız.
Velilerin hepsinde küçük günah görünebilir, mürşid-i kâmillerde hata ve kusur görünebilir. Eğer birileri “hiç hata yapmamış” dedilerse, edep etmişlerdir; insanların içerisinde kusurunu işler etmemek için öyle dillendirilmemiştir. Bir kardeş üstadının hatasını gördüyse sussun, Allah’ı zikretsin ve onun mağfireti için dua etsin, gözünde büyütmesin. Üstat da dervişinin hatasını görürse içinden dua etsin, gözünde büyütmesin. Büyüten şeytan ve nefistir. Ama “üstat hata yapmaz, üstat günah işlemez” demek de yanlıştır; bu kapıyı kapatmak doğru değildir.
Dinlemenin Gerçek Manası
Tasavvufta dinlemek, duyduğu şeyleri uygulamaktır. Her dinleyen tasavvuf ehli olacak diye bir kaide yoktur; ancak dinleyen ve uygulayan tasavvuf ehlidir. “Namaz kıl” denildiğinde kalkıp namazını kılmak, verilen dersleri tatbik etmek dinlemenin gereğidir. Dinlemek itaat etmek, uymak, algılamak ve uygulamaktır.
Kumar ve Büyük Günahlar
Günahı kebâir işleyenler ve tövbe etmeyenler hakkında ciddi tehditler vardır. Kumar oynamaya devam edip tövbe etmeyen, kumar üzerinde ölen kimse ebedi cehennemle tehdit edilmiştir. Bu büyük günahlardan uzak durmak ve tövbe kapısını açık tutmak gerekir.
Kaynakça
Ayet-i Kerimeler
- Mâide Suresi, 5/54 — “Allah onları sever, onlar da Allah’ı sever” ayeti; Allah ile kul arasındaki karşılıklı sevgi bağı
- Âl-i İmrân Suresi, 3/31 — “De ki: Eğer Allah’ı seviyorsanız bana uyun ki Allah da sizi sevsin” ayeti; Allah sevgisinin Peygamber’e itaatle ispatı
- Tâhâ Suresi, 20/43-44 — Cenab-ı Hakk’ın Hz. Musa’ya Firavun’a tatlı ve yumuşak sözle tebliğ etmesini emretmesi
- Hucurât Suresi, 49/12 — Gıybet, dedikodu ve çekiştirmenin yasaklanması
Hadis-i Şerifler
- Sahih-i Müslim, Kitâbü’s-Sıyâm, Hadis No: 1163 — “Ramazan’dan sonra en faziletli oruç Allah’ın ayı Muharrem’de tutulan oruçtur” hadisi
- Sahih-i Müslim, Kitâbü’s-Sıyâm, Hadis No: 1162 — Aşure orucunun fazileti ve Hz. Musa’nın kurtuluşuna hürmeten tutulması
- Sahih-i Müslim, Kitâbü’s-Sıyâm, Hadis No: 1134 — “Ramazan’dan sonra en faziletli namaz gece namazıdır” hadisi
- Sahih-i Buhârî, Kitâbü’r-Rikâk, Hadis No: 6502 — Hadis-i Kudsî: “Kim benim bir velîme düşmanlık ederse ben ona savaş ilan ederim”
- Sahih-i Müslim, Kitâbü’l-Birr, Hadis No: 2639 — “Kişi sevdiğiyle beraberdir” hadisi; sevdiklerinin derecesine nail olma müjdesi
- Tirmizî, Kitâbü’z-Zühd, Hadis No: 2390 — Resulullah sallallahu aleyhi ve sellemin “Kardeşlerim nerede?” buyurarak ahir zaman ümmetini müjdelemesi
Tasavvufî Kaynaklar
- İmam Gazâlî, İhyâu Ulûmi’d-Dîn, Kitâbu’l-Muhabbet — Allah sevgisi, Peygamber sevgisi ve velileri sevmenin mertebeleri
- İmam Gazâlî, İhyâu Ulûmi’d-Dîn, Kitâbu Riyâzeti’n-Nefs — Nefis terbiyesi, güzel ahlak kazanma yolları ve oburluğun zararları
- İmam Kuşeyrî, er-Risâletü’l-Kuşeyriyye, Bâbu’l-Edeb — Tasavvufta edep ve âdâb-ı muâşeret
- İmam Rabbânî, Mektûbât-ı Rabbânî, 1. Cilt, 36. Mektup — Rabıta meselesi ve mürşide bağlılığın usulü
- Hz. Mevlânâ, Mesnevî-i Şerîf — Sevgi, muhabbet, fedakârlık ve aşkın tasavvufî boyutu
- Abdülkâdir Geylânî, Fütûhu’l-Gayb — Tövbe, istiğfar ve günahlardan arınma; iyi niyet ve ihlas