Komşulara ve Etraftakilere İyi Niyet Beslemek
Etrafımızdaki insanları fesat dolu, kötü niyetli olarak nitelendirmemeliyiz. Komşularımızın eksiklikleri, yanlışlıkları, hataları olabilir; Kur’an ve sünnete göre davranmamış gibi görünebilirler. Ama biz onları “içi fesat dolu” diye yargılarsak kendimiz günaha gireriz. Dua edeceğiz; “Ya Rabbi ona da merhamet et, ona da ihsan et, ona da ikram et” diyeceğiz.
Kendi içimizde iyi niyet beslemek, güzel düşünmek, hayır düşünmek İslami literatürde hüsnü zan olarak adlandırılır. O kimse size karşı bir yanlışlık yapabilir, bir hatası olabilir; ama o yanlışlığın, o hatasının dahi bir hikmeti vardır. İyi niyet besleyen, güzel düşünen, hayır düşünen kimsenin iç dünyası aydınlık olur.
Kâfirlerle İlişki: Yaratandan Ötürü Yaratılanı Sevmek
Tasavvufta yaratandan ötürü yaratılanı sevmek vardır. Biz bir kâfiri insan olduğu için, insanlığını severiz. Kâfirlere zulmetmeyiz, hakaret etmeyiz, haksız yere canını kıymayız, namuslarına ve mallarına tecavüzde bulunmayız. Kafir de olsa onun yaşam hakkı vardır; bizimle savaşmadığı müddetçe biz ona savaş açmayız.
Kâfirleri dost tutmamak, onların ahlakıyla ahlaklanmamak, onların hukukuyla hukuklanmamak, onların edepleriyle edeplenmemek, onların sapıklıklarıyla sapıklanmamaktır. Onların izinden gitmemektir. Yoksa bütün kâfirler İslam olmaya adaydır; biz onlara İslam’a aday gözüyle bakarsak bir sıkıntımız yoktur. Kâfirlerle dost tutmamak, onları katletmek değildir; Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Necran Hristiyanlarını misafir etmiş, onlara sohbet etmiş, Mescid-i Nebevî’de ibadet etmelerine müsaade etmiştir.
Gece Namazı ve Vitir
Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem büyük çoğunlukta vitir namazını gecenin sonuna bırakırdı. Yatsı namazını kılar, biraz yatar, uyurdu. Gece kalkar, gece namazı kılardı. Gece namazının sonunda vitir kılar, bir daha yatardı; sabah namazına tekrar kalkardı. Ulema, ümmetin bunu uygulamakta zorlanacağını görerek vitir namazının vaktini yatsı namazından sonraya almışlardır; vitir namazının sevabını kaçırmasın diye.
İmam-ı Azam hazretlerine göre vitir namazı vaciptir. Ancak İmam Muhammed ve İmam Yusuf’a göre nafile namazıdır. Osmanlı uleması ve Türk Hanefîleri vitir namazını vacip hükmünde görmüşlerdir. İmam-ı Azam ile bu noktada uyum sağlamışlardır.
Dünya Sevgisi ile Mücadele
Dünyaya Düşman Değiliz
Biz dünyaya düşman değiliz, dünyalığa düşman değiliz, İslam olarak zenginliğe düşman değiliz. Biz haramla düşmanız; haramla bağımızı keseceğiz, haramı işlemeyeceğiz. Bazıları İslam adına zenginliğe karşı, dünyalığa karşı savaş açmışlar. Biz böyle değiliz. Dünyayı ahirete hizmet ettireceğiz. Madem ki dünya ahiretin tarlası, madem ki dünya ahirete gidişte bize bir basamak, insanlar hasbel kader üzerlerine düşen vazifeyi yerine getirecekler, tembellik yapmayacaklar.
Dünya sevgisi nedir? İşi var namazı terk ediyor, dersi terk ediyor, parayı kazanmak için harama giriyor, aldatıyor, tartıda yanlışlık yapıyor. İşte biz bu dünya sevgisine karşıyız. Tasavvuf dünya sevgisiyle mücadele eder, dünya ile mücadele etmez.
Dervişlik Dilenme Değildir
Tasavvuf dilenme değildir, dervişlik dilenme değildir, Müslümanlık dilenme değildir. Biz gayret göstereceğiz, çalışacağız. Sevenler dairesinde tembel olmak, çalışmamak, boş gezmek yoktur. Herkes işine gücüne bakacak, orta yerde dolaşıp dilenecek değildir. “Eğer bir günden bir güne sizden bir şey istersem dilimi koparın” sözünü unutmuş değilim.
Veren el alan elden üstündür. Biz veren el olmak için mücadele edeceğiz. Cömertlik birinci derecede ailesini ve çocuklarını iyi geçindirmeye çalışmaktır. Bir kimse dünyalık kazanıp ailesini perişan yaşatır, ne kendine ne başkasına harcarsa, bu dünyalığın hiçbir manası yoktur. Borcumuz varsa kuruşu kuruşuna ödeyeceğiz, alacağımız varsa almak için mücadele edeceğiz.
Allah’a Kavuşma Arzusu
Cenab-ı Hakk buyuruyor: “Kim Allah’a kavuşmayı ümit ediyorsa muhakkak Allah’ın belirlediği vakit gelecektir.” İman edenler Allah’a kavuşmayı ümit ederler, Allah’a kavuşmak için can atarlar, iştiyak halinde olurlar. Onların cihatları Allah’a kavuşmak içindir, insanları katletmek için değildir. Onların nefisleriyle olan mücadeleleri Allah’a ulaşmak içindir.
Hz. İbrahim aleyhisselam kıssası buna en güzel örnektir. Azrail aleyhisselam geldiğinde İbrahim demiş: “Hiç bir dost dostunun canını alır mı?” Cenab-ı Hakk buyurmuş: “Hiç dost, dostuyla kavuşmayı arz etmez mi?” İbrahim hemen “Al ruhumu!” demiş. Dost, dostuyla kavuşmak ister. Aşık, maşukuna koşmak ister, onunla olmak ister. Allah’a kavuşmayı arzu edin; gözünüzde, kalbinizde devamlı Allah olsun.
Aşk Felsefesi: Aşkın Sarayı
Aşk çok ihtişamlı, çok muhteşem bir sarayda oturur. Her aşık eline aşıklığını alarak aşkın kapısına gelir. Kapının dışından mangalı yoktur, anahtarı yoktur, işareti yoktur. Aşık kapıyı tıklar, ağlar, sızlar, feryat eder. Orada çamurda kalır, yağmurda kalır, sıcakta kalır. Ama aşık kapıdan asla ayrılmaz ve hep ümit eder ki bir gün aşk ona kapıyı açacak.
Aşkın o duvarından içeri girenler olmuştur diye efsaneler vardır. Duvarındaki çatlaklardan süzülen aşıklar olmuştur. O giriş hikayeleri dilden dile dolaşır; o güzelliği görmüşler ve gördüklerini anlatmışlar. Ve o hikayeler aşıkları o sarayın etrafında pervane etmeye yeter. Bütün aşıklar o sarayın etrafında döner; bir gün ağlarlar, bir gün gülerler, bir gün hicranı yaşarlar, bir gün neşe içinde dolaşırlar. Ama nefesleri var oldukça o sarayın etrafından ayrılmazlar.
Cömertlik ve Öğretmek
Allah cömertleri sever. Cömertlik sadece para dağıtmak değildir: bir sanat öğretmek cömertliktir, bildiğini öğretmek cömertliktir, el işini saklamamak cömertliktir. Pasta tarifini saklayan kadın cimridir, çırağına öğretmeyen usta cimridir, yanındaki çalışana ticareti öğretmeyen egoisttir. Öğret; nasıl alınır, nasıl satılır, nasıl ustalık yapılır. Sevmeyen cimridir, cimriler sevmezler; cömertler sever, Allah cömertleri sever.
Kaynakça
Ayet-i Kerimeler
- Ankebût Suresi, 29/5-7 — “Kim Allah’a kavuşmayı ümit ediyorsa Allah’ın belirlediği vakit gelecektir. İman edip salih amel işleyenlerin kötülüklerini örteriz ve yaptıklarının en güzeliyle mükafatlandırırız”
- Bakara Suresi, 2/165 — “İman edenler Allah’ı şiddetli bir sevgiyle severler” ayeti
- Mâide Suresi, 5/51 — “Kâfirleri dost edinmeyin” ayeti; onların ahlakıyla ahlaklanmama, yolundan gitmeme
- Mümtehine Suresi, 60/8 — “Allah sizinle savaşmayan, sizi yurdunuzdan çıkarmayan kâfirlere iyilik yapmanızı yasaklamaz” ayeti
- Necm Suresi, 53/3-4 — “O nefsinden konuşmaz; o ancak kendisine vahyedilen bir vahiydir”
Hadis-i Şerifler
- Sahih-i Buhârî, Kitâbü’r-Rikâk, Hadis No: 6502 — Hadis-i Kudsî: “Kim beni zikretmekten dolayı bir şey istemeye vakit bulamazsa, ben ona isteyenlere verdiğimden daha fazlasını veririm”
- Sahih-i Müslim, Kitâbü’t-Tevbe — Peygamber sallallahu aleyhi ve sellemin günde en az 70-100 kez tövbe etmesi
- Tirmizî, Sünen, Kitâbü’s-Savm — “Bir gün nafile oruç tutan kimse cehennemden elli bin yıllık uzaklığa çekilir”
- Sahih-i Buhârî, Kitâbü’l-Edâhî — “Bir sahabî ahirette verilecek cezayı dünyada istedi; perişan olunca Peygamber ‘Rabbena âtinâ fi’d-dünya haseneten’ dua etmesini tavsiye etti”
- İbn Mâce, Sünen — “Hiç kimseden hiçbir şey istemeyeceğinize söz verin, ben de size cenneti söz vereyim”
Fıkhî ve Tasavvufî Kaynaklar
- İmam-ı Azam Ebû Hanîfe, el-Fıkhü’l-Ekber — Vitir namazının vacipliği meselesi
- İmam Muhammed eş-Şeybânî, el-Mebsût — Vitir namazının nafile oluşu görüşü
- İmam Gazâlî, İhyâu Ulûmi’d-Dîn, Kitâbü’l-Muhabbet — Allah’a kavuşma arzusu ve aşk-ı ilâhî
- Hz. Mevlânâ, Mesnevî-i Şerîf — Aşkın sarayı metaforu ve aşk felsefesi
- İmam Kurtubî, el-Câmi li Ahkâmi’l-Kur’ân, Ankebût 5-7 Tefsiri — Allah’a kavuşma ümidi ve salih amelin günahları örtmesi