NEREDESİN SEVGİLİM

Neredesin sevgilim,
Sızın bana yar oldu,
Hasret düştüm hasretine,
Hasretin bana arkadaş oldu,
Dudaklarım kurudu har’ından,
Korkmaz oldum ateşinden,
Ateşinin alevi bana dost oldu,
Şirin değilsin ki dağın yakasında,
Ferhat olup dağları deleyim,
Dağlar bana yurt oldu, yol oldu,
Çöllerde Leyla olsaydın
Gözlerinin Mecnun u olurdum,
Çöller yeniden kavrulur toz olurdu,
Çöller kurudu, benim nar’ım oldu,
Yandı çöller, eridi kayalar, ufalandı dağlar,
Sevdan düştü kuyulara da,
Kuyular bana dar oldu,
Yüreğim çatladı, yıkıldı haneler,
Halimi gören dostlar düşman,
Düşman bana dost oldu,
Yollar perişan, Yollara karanlık çökmüş,
Mecnun’u gördüm! Yollar a düşmüş,
Mecnun’ un Leyla’sı bana kolay geldi,
Ferhat’ ı gördüm elinde kazma,
Dudak büktüm, göz süzdüm,
Yokluğun bin bir dağ, çelikten içimde,
Eritmek için sevdan, ateşim oldu,
Neredesin gül kokulum, bahar dalım,
Yıkıldı Gülhaneler, Kış oldu baharlar,
Bülbüller eskisi gibi değil, cilvesiz,
Baharlar hep yorgun, sanki çiçeksiz,
Bak kemanların sesi bile üşümüş,
Sazların dili yok, derin suskunluk ta,
Sensizlik onlarında çilesi oldu,
Gül yüzlüm, sevdiceğim! Sevgilim,
Susma, bir ses ver yüreğime,
Suskunluğun bana zor geldi,
Susunca bak bütün şarkılar sustu,
Notalar silindi, güfteler karıştı,
Şiirler bile silindi de akıllar sus oldu,
Sevgilim! seni kaybettiğimden beri,
Ayrılıklar ayrılıklardan kaçar oldu,
Bak ayrılıklar dahi bana acır oldu,
Haydi gel yine, eskisi gibi,
Sen gelince türküler köyüne dönsün,
Ağıtların sonu gelsin yüreğimde,
Sazların teline düşsün nağmeler,
Baharlar çiçeklerini açsın kışa inat,
Mecnun Leyla sına kavuşsun,
Ferhat Şirin’ e varsın, yollar aydınlansın,
Gel de kuyulardan Yusuf’lar çıksın,
Güzelliğinin nurundan Züleyha’lar yıkılsın,
Gel de AYRILIK GARİBİ’NİN hasreti bitsin.

Mustafa Özbağ - BURSA - 29 Eylül 2005