ŞEFAAT

ŞEFAAT

Bir televizyon programında profesör ünvanlı bir din adamımız şefaatin olmayacağını, böyle inanılması halinde küfür olacağını beyan etmiş. Bu konuda arkadaşların değişik soruları olunca konu ile alakalı bir yazı yazmamız şart oldu.

Cenabı Allah(cc) Kuran’ı keriminde “O gün, rahman olan Allah'tan izin alan'dan başka kimse şefaatte bulunamayacaktır.”(Meryem-87) buyurmuştur. Demek ki bazı şefaatçiler var. Bunu kuran kendisi söylüyor bunu bile bile yok görmek küfürdür. Derhal tövbe etmeli ve geri dönülmelidir. Ayrıca Allah Kuran’ını da yine “O gün rahman olan Allah'ın izin verdiği ve konuşmasına rıza gösterdiği kimseden başkasının şefaati fayda vermeyecektir.”(Taha-109) buyurarak meselenin mahiyetini açıklamıştır. Her iki ayeti kerimede Allah kıyamet gününde bütün yaratılmışların toplandığında olacak olan sahneleri anlatırken belirtmiştir. Tabi bu durumda kimlerin şefaatçi olacakları söz konusu olur. Bir kere bilinmesi gerekli ki kafirler, Allah'ın huzurunda birbirlerine şefaatçi olamayacaklardır. Ancak dünyada iken Allah'a iman ederek şefaat etme selahiyetine erişenler, bunların başında Peygamberimiz (sav), geçmiş peygamberlerimiz, alimler, melekler, kuran, şehitler ve cennetlikler müstesnadır. Peygamber efendimiz (s.a.v.) bir Hadis-i Şerifi'nde de şöyle buyurmaktadır: 

"Kıyamet gününde üç sınıf insan şefaatçi olacaktır. Bunlar, Peygamberler, sonra alimler, sonra şehitlerdir.(İbn-i Mace) Peygamber efendimiz başka bir Hadis-i Şerifinde de şöyle buyurmaktadır:

"Kıyamet gününde şefaatçi olmam için insanlar bana gelirler. Ben de kalkar rabbimden izin isterim. Ve bana şefaat etme izni verilir. Ben rabbimi görünce hemen secdeye kapanırım. O beni dilediği kadar secdede bırakır. Sonra bana şöyle denir: "Ey Muhammed, başını kaldır, söyleyeceğini söyle sözün dinlenecek. İstediğini dile istediğin verilecek. Şefaatçi ol şefaatin kabul edilecek." Bunun üzerine ben rabbime bana öğrettiği şeklide hamd edeceğim. Sonra şefaatçi olacağım. Bana belli bir sınır tayin edilecek. Ben onların cennete girmesini sağlayacağım." Peygamber efendimiz bu sözlerini üç kere tekrarlamış, sonunda da şöyle buyurmuştur: "Sonra 'Lâilahe İllallah" diyen ve kalbinden zerre kadar hayır bulunanlar cehennem ateşinden çıkarılacaklardır.(Buhari-Müslim)

buyurmuştur. Başka bir hadiste Ebu Zer’i Gifari, Resulullah (s.a.v.)'in şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir."Bana, benden Önce herhangi bir Peygambere verilmeyen beş özellik verilmiştir. Ben, kırmızı renkliye de siyah renkliye de Peygamber olarak gönderildim. Yeryüzü benim için mescit ve temiz kılındı. Ganimetler bana helal kılındı ki benden önce hiçbir kimseye helal kılınmamıştı. Düşmanın kalbine korkum salınmakla yardım olundum. Bir aylık mesafedeki düşman benden korkar oldu. Bana "İste isteğin verilsin." denildi. Ben de isteğimi, ümmetime şefaat etmek için ahirete bıraktım. Sizden, Allah'a herhangi bir şeyi ortak koşmayan kimseye Allah dilerse şefaatim erişecektir. (Ahmed b. Hanbel-Müslim) Yine başka bir hadiste Hz. Hüseyin'in oğlu Ali'den, Resulullah(s.a.v.)in, yeryüzünün uzatılması hakkında şunları buyurduğu rivayet edilmektedir. "Kıyamet günü geldiğinde Allah yeryüzünü uzatacaktır. Her insan için ancak ayaklarını basacak kadar bir yer bulunacaktır. Kabirden ilk çağrılacak ben olacağım. Cebrail, Rahman olan Allanın sağında olacaktır. Allah'a yemin olsun ki Cebrail kıyamet gününden önce Allah’ı görmemişti. Ben: "Ey rabbim, bu Cebrail bana, senin kendisini elçi olarak gönderdiğini bildirmişti." diyeceğim. Allah Teala: "Evet doğru söylemiştir." buyuracaktır." Ben şefaatçi olacağım ve "Ey rabbim, kulların yeryüzünün etrafında sana kulluk ettiler." diyeceğim." Allah diyor ki: "İşte Resulullaha ahirette verilecek olan ve bütün yaratıklar tarafından övülecek olan makam-ı Mahmud” budur.

Kıymetli kardeşlerim Peygamberlerin (sav)in şefaati haktır. Peygamberimizin (sav)in şefaati, günahkâr mü'minler ve onlardan büyük günah işleyip cezayı hak etmiş olanlar için hak ve sabittir ve böyle inanılması gerekir.

Kuran’ı Kerimde “(Melekler) ancak Allah'ın razı olduğu kimseye şefaat edebilirler..." (Enbiya suresi-28) buyrularak meleklerinde şefaatçi oldukları beyan edilmiştir.

Kuran’ın şefaati ile alakalı bir hadisinde de Ebu Ümameel-Bâhili diyor ki;

"Resulullah'ın şöyle buyurduğunu işittim: "Kur'anı okuyun. Çünkü o kıyamet gününde okuyana şefaatçi olacaktır. Özellikle, iki çiçek olan Bakara ve Al-i İmran suresini okuyun. Çünkü onlar kıyamet gününde adeta iki bulut veya iki gölgelik yahut havada gurup halinde uçan iki bölük kuş gibi gelecekler ve kendilerini okuyanları müdafaa edeceklerdir. (Yani, cehennem ateşine karşı engel meydana getireceklerdir.) Bakara suresini okuyun. Onu almak bereket, bırakmak ise hüsrandır. Onu okumaya, batıl ile meşgul olanların (Yani sihirbazların) gücü yetmez. (Müslim) Mülk Süresi içinde Peygamber efendimiz (s.av.) bir hadis-i şerifinde:

"Kur'anda otuz ayetten meydana gelen bir sure bir kişi için şefaatçi oldu ve onun günahları affedildi. Bu sure mülk süresidir."(Tirmizi) buyurmuştur. Buyurarak mukaddes kitabımızında şefaatçi olduğunu beyan etmiştir.

Peygamber efendimiz (s.a.v.) şehitliğin fazileti ile ilgili çeşitli hadis-i şerifler irad etmiştir. Bu husustaki hadis-i şeriflerinin birinde şöyle buyurmaktadır:

"Şehidin Allah katında altı özelliği vardır. Kanının ilk damlası ile günahları affedilir. Cennetteki yerini görür. Kabir azabından kurtulmuş olur. Büyük korkudan (Kıyametin dehşetinden) emin olur. Başına vakar tacı giydirilir. Bu tacın yakutlarından her biri dünyadan ve ondaki şeylerden daha hayırlıdır. Şehit, yetmiş iki huri ile evlenir ve akrabalarından yetmiş kişiye şefaati kabul edilir." (Tirmizi-İbn i Mace) buyurarak şehitlerinde şefaat edeceğini beyan etmiştir. Peygamber efendimiz (s.a.v.) başka bir Hadis-i Şerifinde:

"Şehit, ailesinden yetmiş kişiye şefaatçi olacaktır. (Ebu Davud)demiştir.

Hadis-i Şeriflerde ayrıca Müslümanların küçükken ölen çocuklarının da şefaatçi olacağını belirtilmiştir.

Şefaate bu ayet ve hadislerin ışığında bakılmalı hiçbir kardeşimiz şek ve şüpheye düşmemelerini tavsiye ederim. Unutmayın ki Allah müsaade ederse şefaat gerçekleşecektir.

Selam ve dua ile kalın.



Mustafa ÖZBAĞ / 23.09.2010