“EVET” İN FERYADI

EVET” İN FERYADI

Referandum bitti, ama sonuçları, etkileri ve kimleri neyin beklediği belli değil. Uzun süre bu belirsizlik devam edecek, herkes yaptıklarını iyi düşünmeli bundan sonra, “yaptım oldu, memleket için yaptım” bitti artık.

28 şubat döneminde yaşadıklarım geliyor aklıma, minibüslere bindirilip, tehdit edilmeler, evimin değişik defalar kimse yokken aranması, çocuklarıma kötülük yapılması ile tehditler, iş yaptığım insanlara tehdit etmeler, ders yaptığımız evlere baskınlar, Allah’ı zikrettiğimiz için sanki memleketin aleyhine bir iş yapıyormuşuz gibi aşağılanmalar, fişlenmeler, daha nelerini sayayım ki. Rahmetli Şeyhim Nevşehirli Abdullah Gürbüz efendi hazretlerini dahi Nevşehir’de sorguya almışlar ve bir hayli sıkıştırmışlardı. Hatta o gün için Rahmetli Muhsin YAZICIOĞLU bile devreye girmişti, daha büyük bir sıkıntı olmasın diye. Allah her ikisinden de razı olsun. Üstadım “oğlum en çok seni sordular, bütün dergah dersleri iptal etti o niçin iptal etmiyor diye sordular” demişti, hatta “evladım hakkını helal et öyle sıkıştırdılar ki, senin için ben “O dergahın şeyhi” demek zorunda kaldım, şimdi Bursa’da birkaç kişiye daha diyeyim de öyle anlasınlar, buradakiler seni biraz üzerler ama ne yapayım başka çarem kalmadı” demişti. Öyle sıkıntılı günlerdi, yaşamayan çekmeyen bilmez, bilmediği içinde “hayır”cıların kuyruğuna takılır helak olur gider.

Şimdi Balıkesir İl Jandarma Alayında yaşadıklarım aklıma gelir, Bursa ve Nevşehir Emniyet Amirliği aklıma gelir, kimden “HAK” sorarsın, kimi şikayet edebilirsin ki ama geçti artık, inşallah. Şimdi artık ASKERE SİVİL YARGI yolu açıldı. Birileri gelip salyasını akıtamayacak üzerimize, tepeden bakamayacak, velev ki suçlu olsak dahi hakarete, baskıya, kötü muameleye maruz kalmayacağız, kalsak bile bunun hesabı sorulacak.

Biz bunları yaşarken asla kılıcımızı çekmedik kimseye, kimseyle kavga etmedik, sadece “HAK”ka inandık ve “HAK”kı savunduk. Biliyordum ki bir gün gelecek “HAK” yerini bulacaktı. Çünkü Allah Resülü (sav)“Her kim kötü bilinen bir şeyi görürse ona el atıp onu düzeltsin, buna gücü yetmez ise dili ile o kötülüğü düzeltmeye çalışsın buna da gücü yetmeyen ise kalbiyle bu işin kötü olduğunu bilsin ki bu durum imanın en zayıf şeklidir.”(Müslim-Tirmizi) buyurmuştu. Biz bu kargaşalık zamanında dilimizle, fiillerimizle “HAK” kı savunduk. Zikirlerime sohbetlerimize devam ettik. Derslerimizi iptal edip deccale yardım etmedik .Çünkü Rasülüllah (sav) “Karışıklık anarşi ve terör zamanlarında kulluk yapabilmek bana hicret etmek gibi zordur.”(Müslim-Tirmizi) demişti.

ve o gün geldi çattı tahtadan kılıç olan oylarımızla “EVET” diyerek deccala ve deccallaşmış beyinlere kılıcımızı indirdik.

Selam ve dua ile kalın..

Mustafa ÖZBAĞ 14.09.2010