NETİCEYE DEĞİL HAZRETİ HATİCE’YE BAK !

NETİCEYE DEĞİL HAZRETİ HATİCE’YE BAK !

İslam anlayışının değiştiği bir çağda yaşıyoruz. Artık yaptığımız ya da yapacağımız şeyin doğruluğunu ya gündüz kuşağı programlarından ya da ‘google’dan öğreniyoruz. Ahlak anlayışımızı magazin gazetecileri belirler oldu. Medya hangi değeri dayatıyorsa ona şahadet etmeye başlayanlarımız var. Oysa olması gereken bu mudur? Şimdilerde kaçımız açıp hadislere, Allah’ın Elçisi’nin (sav) yaşantısına bakıyor ahlakla ilgili endişelerini gidermek için? Ya da (meseleyi derinleştirmek gerekirse) kaçımız ahlakla ilgili endişeleniyor? Hangimiz  ‘Din güzel ahlaktır.’ (Deylemi) hadisini ölçü ediniyor kendine? Tamam. Belki de ben abartıyorum. Şüphesiz bizim dergâhımız ümitsizlik dergâhı değil. Misal Hazreti Hatice (yeniden okur, tanırsak) benim için umudun adıdır, kadınlarımız namına.

Günümüzde genç kızlarımıza anne babaların örnek gösterdiği şahsiyetler; çocuk da kariyer de yapmış kadınlardır. Gündüzün tamamını dışarıda geçiren, akşam eve geldiklerinde başka kadınların baktıkları çocuklarıyla yine başka kadınların pişirdiği yemeklerin (ki bu da o kadınların işleridir) olduğu sofralara oturan kadınlar… Bu sofraya oturma işini gelenekten sayan, akşam beraber dizi izlemeye de unutulmuş sünnete sarılır gibi heveslenen kadınlar... Yanlış anlaşılmak istemem, ne çalışmaya karşıyım ne de kadınların ekonomik özgürlüklerine niyetim takasta neye karşı ne aldığımızı hatırlatmak. Kızlarımız yüksek gökdelenlerde çalışan döpiyesli, kariyer sahibi kadınlardan olmak istiyor, onları örnek alıyor. ‘Andolsun ki, Resulullah, Allah'a ve ahiret gününe kavuşmayı umanlar ve Allah'ı çok zikredenler için güzel bir örnektir.’ (Ahzab,21) ayet-i kerimesini okumuyor. Fakat gökdelenler Allah’tan büyük değil, nihayetinde hepimiz yolcuyuz ve hesaba doğru yürüyoruz. Neticede başarılı iş kadını olmak gençlik zamanında nefse tatlı gelir belki… Neticede kadınlar ekonomik özgürlüklerini kazanmış oluyorlar, kendi paralarını kendileri harcıyorlar ve evlilik sözleşmeleri yapılıyor evlenmeden evvel. ‘Boşanma durumunda…’ diyerek başlıyor imzalanan metinler. Baştan bir boşanma hesap ediliyor ve gemisini kurtaran kaptan sayılıyor. Oysa âlemlere rahmet Peygamber Efendimiz (sav) evliliğini böyle mi gerçekleştirdi nam-ı diğer ‘tahire’ ile? Hazreti Hatice elinde avucunda ne varsa Peygamber Efendimiz’in yönetimine verdi, İslam davasına adadı. (ki serveti bazı kaynaklara göre 80000 deve idi ve zamanında azımsanacak gibi değildi.) Şimdi ancak markalı kazaklarımıza emanet edebiliyoruz kendimizi böyle gönül rahatlığıyla, göğsümüzde bir timsah vesaire resmi taşımanın haklı (!) gururuyla geziniyoruz. Hazreti Hatice validemiz insanlar Peygamber Efendimiz’in peygamberliğini reddederken yiğitçe O’nun arkasında duruyordu. Nitekim kendisi ilk iman eden kadındır. Hayatta bir vizyon ve misyon sahibi olmak istiyorsak, zamanın kadınları olarak, ümmetin kadınlarının en hayırlısının adımlarını takip etmeliyiz. Belki biz Allah’ın selamına muhatap olamayız ama ümit ederiz. Velhasıl kelam ümit etmek imandandır.”Gülenay Ziya”