CİNSEL KİMLİK AÇILIMI NIN ADI LİVATA

CİNSEL KİMLİK AÇILIMI NIN ADI LİVATA

“Andolsun onları mutlaka saptıracağım, olmayacak kuruntulara boğacağım. Onlara hayvanların kulaklarını kesmelerini emredeceğim. Ve yine andolsun onlara Allah'ın yarattığını değiştirmelerini emredeceğim.” Kim Allah'ı bırakır da şeytanı veli edinirse şüphesiz o, apaçık bir zarara uğramış demektir.(Nisa-119)

Bir yazar gazetedeki köşesinde “Çok Güzel Hareketler Bunlar' da hayatın içinden seçilmiş detayları izlerken, kendimizi de aynalıyoruz...

Geçtiğimiz hafta, Yılmaz Erdoğan 'Neden böyle bir konu seçtiniz?' sorusuyla, eşcinselliğe yönelik öykünün altını çizdi... İtiraf sonradan geldi 'Ben bu konuda bir skeç yazılmasını talep etmiştim. Rahatsız oldunuz mu?' diye... Salonda kopan alkış tufanı 'Cinsel Kimlik Açılımı'na da hazır olduğumuzun fotoğrafıydı sanırım... (İdil Çeliker-1.12.2009)” diye yazmış.

Bende izledim skeç’i, çok üzüldüm yıkıldım adeta. Skeçteki oyuncu “Ben GEY’im” diye avazı çıktığı kadar bağırıyor seyircilerde onu alkışlıyordu. Ne acı bir durum gençliğimiz ve topluluğumuz için. Cinsel kimlik açılımı adı altında gey, lezbiyen, homoseksüel ilişkiler ayyuka çıkarılıp alkışlanır oldu. Alkışlayanlara sormak gerek kaçınız oğlunuzun arkadan cinsel ilişkiye girmesini onaylarsınız ki, hanginiz kız evlatlarınızın erkekler tarafından arkadan cinsel ilişkiye girmesini onaylarsınız ki, hangi anne baba kızının başka bir kadını sevip onunla lezbiyen ilişkiye girmesini isterki, büyük bir çoğunluğun isteyeceğini zannetmiyorum.

Hayır! biz bu cinsel kimlik açılımına hiçbir zaman hazır olmayacağız olamayız. Ben şahsım adına, çocuklarımın ve yaşadığım toplumun böyle olmasını hiç istemem. Böyle bir sapıklığı ve sapkınlığı onaylamamız mümkün değil.

Bu meseleye bakarken birkaç konu başlığı altında bakmamız da fayda var diye düşünüyorum.

Birincisi ; Söz, hareket ve giyimlerde erkeklerin kadınlara benzemesi.

İkincisi ; Livata.(Homoseksüellik)

Livata ; Lût kavminin içine düştüğü büyük cinsel sapıklıktır. Homoseksüellik veya eşcinsellik de denir. Bu erkeğin erkekle, kadının kadınla cinsi temasta bulunmasıdır. Her ne kadar toplum içinde kadının kadınla cinsi temasını “lezbiyenlik” olarak tanımlansada buda eşcinselliktir. Eşcinselliğin tarihi sürecine girmeye gerek yoktur, meseleyi uzatmış oluruz. Kuran’ı Kerim bize bu hayasızlığın Lût kavmiyle ayyuka çıktığını bildiriyor. “Lût'u da Peygamber olarak gönderdik. Hani o kavmine şöyle demişti: "Sizden önce âlemlerden hiçbir kimsenin yapmadığı çirkin işi mi yapıyorsunuz?"(Araf-80) sonraki ayette de yaptıkları çirkin ve hayasız işi “Siz kadınları bırakıp ta şehvetle erkeklere mi yaklaşıyorsunuz? Doğrusu siz, haddi aşan bir kavimsiniz.”(Araf-81)buyurarak bu çirkin ve hayasız fiiliyatı anlatır. Allah Teâlâ Lût aleyhisselam'ı da kendi kavmine Peygamber olarak göndermiştir. Lût, Hz. İbrahim’in kardeşinin oğludur. Hz. İbrahim’e iman etmiş ve onunla beraber Şam topraklarına hicret etmiştir. Sonra Allah Teâla onu, Sodom ve Gomora halkına ve çevresine peygamber olarak göndermiştir. Lût, kavmini, Allah'a iman etmeye davet etmiş, onlara iyiliği emredip kötülükten alıkoymak için gayret göstermiş ve onların insanlık tarihinde ilk defa icat ettikleri, erkeklere yaklaşma hayasızlığından uzaklaştırmaya çalışmıştır. Fakat onlar bu çirkin ahlaklarında ısrar etmişler kendilerini ayıplayan Lût ile alay ederek oradan sürgün edilmesine karar vermişler, bunun üzerine Allah onların üzerine ateşten taşlar yağdırarak, Lût'a iman edenlerin dışında hepsini helak etmiştir.

Bu konu eski ahit(Tevrat) ve yeni ahit(İncil) dede anlatılır. Bu bakımdan eşcinsellik mevcut olan Tevrat ve İncil’de yasaklanmış bir sapıklıktır.

Allah Kuran’ı Kerim’inde “Biz lût'a da bir hikmet ve bir ilim verdik ve onu çirkin işler yapan memleketten kurtardık. Gerçekten onlar kötü bir toplum idiler, fasık (Allah'ın emrinden çıkan kimseler) idiler.”(Enbiya-74) buyurarak Sodom ve Gomara şehrinin insanlarının ne kadar bir kötü toplum olduğunu bildirir.

Onlar meclislerinde aşikâre yellenir ve edeb yerleri açık olarak gezerlerdi. Erkekleri kadınlar gibi kırıtır, süslenirler ve daha başka çeşit pislikler de yaparlardı. İbn Abbâs (r.a.) onların on kadar çirkin âdetlerini saymıştır.

Bunlar:

Saçlarını birbiri üzerine bağlamak, el çıtlatmak, alkış tutmak.

Gömleğin yakasını açmak.

Küçük taşları atmak.

Kuş oynatmak.

Parmak çıtlatmak.

Sakız çıtlatmak.

Giydikleri vakit elbise eteklerini yerlere sürümek.

Giydikleri elbiselerin düğmelerini açmak.

Devamlı içki içmek ve

Erkeklere yaklaşmak.

Yine bu hayasız insanların kötü itiyatlarından olarak tavla oynamak, köpek dalaştırmak, koç ve horoz döğüştürmek, hamama çırılçıplak girmek, eksik ölçüp eksik tartmak gibi kötü halleri de olduğu söylenir.

Allahu Teâlâ bu kavimlere topladığı azâb çeşitlerini hiçbir millete vermemiştir. Bu âsi ve yoldan çıkmış insanların gözleri kör oldu. Yüzleri karardı. Cebrail'e, köylerini temelinden havaya kaldırıp altını üstüne getirmesini emretti. Böyle oldu ve Allahu Teâlâ onları yere batırdı. Onlara ateşte pişmiş taşları gökten yağdırdı.

Kıymetli Müslüman kardeşlerim şimdi etrafımıza, medyaya, eğlence ve fuhuş sektörüne baktığımızda ne yazık ki bu sapık kavmin fiiliyatlarını görmedeyiz. Erkekler kadınlaştırılmaya çalışılmakta, bu kadınlaştırılan erkekler fuhuş sektöründe ve eğlence dünyasında kullanılmaktadır. Ne yazık ki bu tip hayasızlarla cinsel ilişkiye giren veya bir eğlence dükkanına gidip bunlarla eğlenen şarkı ve türkü dinleyenlerde bulunmaktadır. Bunu yapanlar kadar bunlara müşteri olanlarda sorumludurlar hatta eşcinsel hükmündedirler. Çünkü bir hayasızlığı yapmak ve desteklemekle arasında bir fark yoktur.

Bu hayasızlık insanlık alemi için bir tehlikedir. Küçümsenecek bir bozukluk değildir. İnsanlığın topyekün ilgilenmesi gereken bir cinsi sapıklıktır. Kuran kıyamete kadar hükmü sürecek olan bir hikmet kitabıdır. Anlatılan eski meseleler ileriye yönelik birer ders alınması gereken öğütlerdir. Günümüz itabariyle bütün dünya insanlığını tehdit eden AİDS afetinin asıl sebeblerinden birisidir eşcinsellik.

İnsanlık eşcinsellikle mücadele etmeye mecburdur. Eşcinseller için birer tedavi merkezleri kurulmalı, bunların tedavileri zorunlu hale getirilmelidir. Hatta küçük merkezler kurularak tedavileri sürecinde oralarda bulundurulmaları zorunludur. Şayet fuhuşa devam etmekte ısrar ederlerse peygamberimiz Muhammedi Mustafa’nın (sav) koymuş olduğu ölçüye uyulmalıdır.

Bu ölçüde şudur. Hadislerde buyrulmuşturki ;

İbnu Abbâs (radıyallâhu anhümâ) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdu ki: "Kimin Lût kavminin sapık işini yaptığını görürseniz, fâili de mef'ûlü de öldürün." [Tirmizî,Ebû Dâvud]

Tirmizî, Ebû Hüreyre'nin de böyle bir rivâyette bulunduğunu belirtir.

Ebû Dâvud'da İbnu Abbâs (radıyallâhu anhümâ)'tan yapılan bir rivâyette: "Livata yaparken yakalanan bekâr (yani muhsan olmayan kişi) de recmedilir" denmiştir. Münzirî'nin et-Tergib ve't-Terhib'de yazdığına göre, halifelerden dört tanesi livata yapanı yakmıştır: Hz. Ebû Bekir, Hz.Ali, Abdullah İbnu'z-Zübeyr ve Hişâm İbnu Abdilmelik.

İbnu Ebî'd-Dünya ve Beyhakî'nin rivâyetlerine göre, Halid İbnu'l-Velîd, Hz. Ebû Bekir (radıyallâhu anhümâ)'e yazar ki, bir Arap karyesinde kadın gibi nikâhlanan bir erkeğe rastlamıştır. Hz. Ebû Bekir, bu haber üzerine Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)'ın ashabını toplayıp ne yapmak gerektiği hususunda fikirlerini alır. Hz. Ali (radıyallâhu anh): "Bu günahı tarihte tek bir ümmet işlemiştir. Bildiğiniz gibi Allah da o kavmi helâk etmiştir, ben bu adamın yakılmasını uygun görüyorum" der. Bunun üzerine bütün Ashab'ın re'yi onun yakılması hususunda icma etti. Hz. Ebû Bekir de (Halid İbnu Velid'e yazarak) adamın yakılmasını emretti."

Kıymetli kardeşler bu fetvalar nefsinize ağır gelmesin, eğer iman etmiş iseniz. Bu fetvalardan rahatsız olanlar eşcinsel kafalı olanlardır. Müşrik beyinli ve kalpli olanlardır. Yine İbnu Abbâs (radıyallâhu anhümâ)'ın rivâyetine göre, Hz. Ali, livata yapan çifti yaktırmıştır. Hz. Ebû Bekir (radıyallâhu anh) üzerlerine bir duvarı yıktırmıştır. Çünkü bu insanlık için büyük bir sapıklık ve tehlikedir.

AİDS hastalığının açtığı yaralar ve geldiği tehlikeli nokta düşünülmeli, cinsî sapıklar yüzünden bütün insanlığı ve medeniyeti tehdit eder bir hal alışı karşısında insafa gelmeli, peygamberimizin ve sevgili halifelerinin koyduğu fetvanın hakkı teslim edilmelidir.

Selam ve dua ile kalınız.

Mustafa Özbağ  08.12.2009