İKİLİK

İKİLİK

   Seviyorsan ikiliği kaldıracaksın, sevgide ikilik yoktur, ya sen varsındır, ya da sevdiğin vardır, seven sevdiğinin önünde ölü gibi olmalıdır ki sevdiğinde dirilsin, seven hala “ben” diyorsa sevginin kemaline eremeyecektir. Bu mürid mürşid ilişkisinde de aynıdır, Allah kul arasında da aynıdır.
   Ne yazık ki seviyorum diyenler kendi benliklerinden geçip sadece sevdiğini düşünüp onu razı edip onda yok olmayı hedeflemekten uzak duruyorlar ki bu da onların sevgilerinin nefsani noktada durduğunu göstermektedir.
   Müridlerde tasavvufi manada kendi nefislerini geçemeyip sadece mürşidlerine ram olmaktan uzak durmadalar. Oysa eğer gerçekten bir üstada bağlanmışlarsa üstadın önünde asla ve asla diri durmamaları gerekir.
   İki “ben” bir yere sığmaz, ikisinden birisi ölmesi gerekir, bunu Allah kul arasındaki ilişki olarak alınırsa Allahın ölmesi düşünülemez o her daim diridir, öyleyse ölmesi gereken kuldur.  Kul Allahın önünde ölü olmalıdır, kendi aklı, nefsi, ruhu, sırrı ve özü kalmamalıdır. Yoksa Allah tecelli etmez, o kalbe ilmini akıtmaz, ledünni ilim ancak temizlenmiş, her şeyden arınmış kalplere tecelli eder.
  Mürid mürşidinin önünde de ölü olmalıdır. Mürşid zaten ölümü yaşamış ve bu sebeple dirilmiş ve insanları diriltmeye vesile olmaya yeniden geri döndürülmüştür. Artık onun ölmesi düşünülemez çünkü o da Allahın sıfatı ile sıfatlanmış “siz onlara ölü demeyiniz, onlar hay dır, yani hayattadır” vasfına nail olmuşlardır. Mürşidin de ölmesini düşünemeyiz, o sebeple yeniden dirilmeyi hedefleyenler mürşidlerinin terbiyesi önünde ölecekler ki dirilebilsinler. Mürşidlerine kendi akıllarını nefislerini dayatmaya kalkmasınlar.
  Seven sevdiğinin önünde de ölü gibi olmalıdır, sevdiğini çekip çevirmeye, ona akıllar vermeye, onu yönetmeye çalışmamalıdır, eğer seviyorsa sadece sevdiği olmalı, sadece sevdiğinin aklı kalbi ve istekleri doğrultusunda hareket etmelidir.
  Bu meseleye bu kadar kelam yeterdir inşallah.
  Selam ve dua ile kalın.        25-07-2008