30 NİSAN 2011 / BURSA SOHBETİ

SUAL: Bir insanın kalbinin mühürlü olmasının alametleri nelerdir?

EL CEVAP: Bunun üzerine çok alamet konuşulabilir. Ama üzerinde böyle alametler bulunan bir kimse için dahi “kalbi mühürlüdür” hükmünü vermek bizim işimiz değildir. İslamda bir kimse için kalbi mühürlüdür demek o kimsenin küfrüne işarettir. Eğer o şahıs küfür ehli değilse onun üzerine küfür damgasını vuran kimse küfür ehli olur. Müslüman bir kimse başka bir Müslüman’ın günah, kusur yahut hatalarından dolayı küfür ehli olduğuna hükmediyor, burası çok tehlikeli. Hadis-i şerif şöyle: “Ehl-i kıbleyi tekfir etmeyiniz.” İmam-ı Azam bu hadis-i şerifin üzerinden hareket ederek ehl-i kıbleyi tekfir etmenin küfür olduğuna hükmetmiştir. Çünkü başka bir hadis-i şerifte de

“Kim, birini kâfir olmadığı halde küfürle itham ederse kendisi küfre düşer.” buyruluyor. Müslümanlar bu noktada dillerine sahip değiller. Birisinin bir hatasını, kusurunu, günahını görüyor; sen küfür ehlisin deyip onun küfrüne fetva veriyor veya bir cemaatin tamamını küfür ehli yapıyor. Be kardeşim bu insanların içerisinde hiç mi iman ehli yok? Velev ki birisinin dili sürçtü, hata yaptı, yanlış yahut eksik içtihatta bulundu! Bunlar bütün Müslümanlar için geçerli olan şeyler, bütün Müslümanlar için bunların kapısı aralıdır. Bir kimse bir meselede içtihatta bulunsa; isabet etmezse (kasıtlı olmadığı müddetçe) bir sevap alır, içtihadı isabet etse on sevap alır. Bir lider veyahut da bir imam içtihatla alakalı bir meselede isabet ettiremeyebilir. O kimsenin içtihadı isabetli değilse veya biz onun içtihadını beğenmediysek onu küfürle itham etme hakkına sahip değiliz. Birisi la ilahe illallah Muhammedün Rasulullah diyor, namaz kılıyor, oruç tutuyor, zekât veriyor, Kur’an ve sünnet dairesinde hizmet etmeye çalışıyor; x şahıs veya x cemaat hiç önemli değil, birileri de kalkıp küfür ehli diyor. Veya birisi onların hepsinin kalbi mühürlü diyor. Yahu adamla aynı camide namaz kıldın, nasıl tekfir ediyorsun? Bir kimsenin kalbinin mühürlü olduğunu nereden biliyorsun? Meşhurdur ya sahabeden biri savaşta kılıcın altında kelime-i tevhit getiren birini katleder. Bunu Peygamber Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem) Hazretlerine söylerler, “Niçin onu katlettin?” der. O da der ki; “Korkudan Müslüman oldu Ya Rasulullah.” Allah Resulü (sallallahu aleyhi ve sellem) Hazretleri o sahabeden yüzünü döndürür, büyük bir üzüntü içerisinde üç sefer “Kalbini mi yardın baktın?” der. Biz bir rahmet peygamberinin ümmetiyiz. Topyekûn birilerini küfürle itham etmek, birilerinin kalbinin mühürlü olduğunu iddia etmek tehlikelidir. Şunları söyleyebilirsiniz: Bir kimse iman etmediyse, dinde helali haram ettiyse, haramı helal ettiyse, dinde olmayan bir şeyi dindenmiş gibi gösterirse, dinde var olan bir şeyi yok kabul ederse küfür ehlidir. Bunlar ölçüdür. Ölçü her yerde konuşulur. Şunu diyebilirsin; kadınlar için başı açık gezmek günah-ı kebairdir. Bir kadın kalkar da örtünme yok derse küfür ehli olur. Peki dinin hükmünü bilmediği zaman ona ne diyeceğiz? İnce bir perde var. Dar’ul harbin hukuku ile Dar’ul İslam’ın hukuku farklıdır. İmamlar içtihat etmiş; bir kimse Dar’ul harpte içki içmenin haram olduğunu bilmese ve orada içki içse o kimseye günah yazılmaz. O kimse Dar’ul İslam’a gelse; içki içmenin haram olduğunu bilmediği için Dar’ul İslam’da da içkiye devam etse o kimseye had cezası uygulanmaz. Neden? Çünkü o bilmiyor. Dinin ince perdelerini bilmeyen insanların, insanlar arasında hükmetmeleri kadar heva ve heves olamaz. Ne yazık ki bizim toplumumuzda karnım ağrıyor de, herkes doktordur orada. Dinen bu caiz mi değil mi de, anında herkes din âlimi olsun. Herkes dini meselede ahkâm kesiyor. Televizyonda dini meselede ahkâm kesiyor. Kim? Siyasetçi, iktisat profesörü, tıp doktoru... Siyasetçisi, ticaretçisi, tıpçısı herkes dini çok iyi biliyor, dini bir tek din âlimleri bilmiyor. Birilerinin topyekûn küfür ehli olduğuna hükmediliyor. Bunlar tehlikeli şeyler. İnsanların son nefeslerinde ne olacakları belli değil. Birisinin fahişeliğine yahut gayri İslami yaşadığına hükmediliyor. O şey o kişinin üzerinde olmazsa o sizin üzerinizde tecelli etmeden ölmezsiniz. Birisinin kalbinin mühürlü olduğunu iddia ettin. O kimsenin kalbi mühürlü değil ise o senin üzerinde tecelli etmeden ölmezsin. Sözlerinize dikkat edin. Müslüman devamlı kendini kontrol edendir. Allah bizi onlardan eylesin.

30 Nisan 2011 tarihli Karabaş-i Veli Kültür Merkezi’nde gerçekleştirilen sohbetten derlenmiştir.