KUTLU DOĞUM 2010

Allah gecenizi, gündüzünüzü, ayınızı, yılınızı, ömrünüzü hayırlı etsin inşallah. Dilerim ki her nefes Muhammed-i Mustafa (sallallahu aleyhi ve sellem) ile beraber olasınız. Dilerim ki gönlünüzden Muhammed (sallallahu aleyhi ve sellem) sevdası hiç eksilmesin, an be an artsın. Eğer ki canımızda Muhammed-i Mustafa’nın(sallallahu aleyhi ve sellem) canı olmasaydı, ruhumuzda O’nun hidayeti olmasaydı burada olamazdık hiçbirimiz. Allah’a hamd ediyorum ki Cenab-ı Hak bizi Muhammed-i Mustafa’nın (sallallahu aleyhi ve sellem) nuruyla nurlandırmış, hidayetiyle hidayetlendirmiş ve cümlemizi burada, O’nun huzurunda cem etmiş. Sizleri tebrik ediyor, Allah’a hamd ediyorum.Kıymetli kardeşler; uzun yıllar ümmet-i Muhammed acılar, sıkıntılar çekti. O Muhammed-i Mustafa’nın (sallallahu aleyhi ve sellem) sünnetlerini, ahlakını, ahkâmını koruyamadık. Ama Anadolu’nun iyi insanları; kadınıyla, erkeğiyle, çocuğuyla tabiri caizse yeniden diriliş gerçekleştirdi. Şimdi inanıyorum ve biliyorum ki bu yeniden dirilişle Muhammed-i Mustafa (sallallahu aleyhi ve sellem) daha huzurlu. Anadolu insanı yeniden Muhammed-i Mustafa’nın (sallallahu aleyhi ve sellem) sünnetlerine sarılmış, O’nun ahlakıyla ahlaklanmaya çalışmış, O’nun edebiyle edeplenmeye çalışmıştır. Hani sahabeden bir kadına savaştan sonra demişler ya; “Haberin var mı? Oğlun şehit oldu.” O demiş ki; “Muhammed nerede?” Başka biri gelip; “Öbür oğlun da şehit oldu.” deyince kadın tekrar sormuş; “Muhammed nerede? Muhammed’ime bir şey oldu mu?” En sonunda demişler ki; “Kocan da şehit oldu.” Demiş ki; “Muhammed’im nerede?” Kadın çocuklarını, kocasını şehit vermiş ama gözünde buram buram Muhammed-i Mustafa (sallallahu aleyhi ve sellem) tütüyor. O’nun sevdasıyla sevdalanmış, O’nun aşkıyla aşklanmış, O’nun muhabbetiyle muhabbetlenmiş. İşte biz Muhammed (sallallahu aleyhi ve sellem) sevdasını onlardan öğrendik. Bugün evladından, kocasından geçerek Muhammed-i Mustafa’nın (sallallahu aleyhi ve sellem) peşine düşenlerle beraberim. O yüzden ümitvarım, çok mutluyum, çok gururluyum. Ve inanıyorum ki bundan sonra Muhammed-i Mustafa’yı (sallallahu aleyhi ve sellem) sevenler her daim çoğalacaklar, âleme Muhammed-i Mustafa’nın (sallallahu aleyhi ve sellem) nurunu taşıyacaklar. O’nun aşkıyla aşklananlar; açlığını, tokluğunu, uykusuzluğunu, gecesini, gündüzünü bilemeyecek ve O’nun sevdasının yoluna düşecek. Ki bu sevda Muhammed (sallallahu aleyhi ve sellem) sevdası, başka bir sevda değil. Bugünkü gelip geçici sevdalardan, arzulardan değil. Âlemler bu aşkla aşklanmış. Bu aşkla toprak sebze, ağaç meyve vermekte, bulutlar yağmur indirmekte, yeryüzü her gün yeniden dirilmekte. Bu Anadolu’nun yiğit insanları Muhammed (sallallahu aleyhi ve sellem) sevdasıyla yürümüş. Ey analar, Muhammediler doğurun! Ey babalar, Muhammediler yetiştirin ki mahşerde Muhammed-i Mustafa (sallallahu aleyhi ve sellem) sizin şefaatçiniz olsun. O’nun ahlakıyla ahlaklanın. O; fakirlerin babasıydı, kimsesizlerin kimsesiydi… Yoksulların, gariplerin Muhammed-i Mustafa’sıydı (sallallahu aleyhi ve sellem). Zalimlerin karşısında metin bir kale, müminlere karşı yumuşak ve şefkatliydi. O cömertti, âşıktı, eşlerine karşı müşfik, arkadaşlarına karşı dosttu. O bir vefa örneğiydi, hiç kimseyi terk etmemişti, hainlik yapmamıştı, yalan söylememişti. Hiç kimseden hiç bir şey istememişti. O Muhammed-i Mustafa (sallallahu aleyhi ve sellem) idi. Hiç kimseye kibirlenmemişti. “Yanık paçaya da davet edilsem icabet ederim.” dedi. Ertesi güne evinde hiçbir lokma yemek bırakmazdı. Herkes bir hayvan ölüsünden yüzünü çevirdiğinde O bakıp; “Ne güzel dişleri var.” diyecek kadar fazilet sahibiydi. Kıymetli kardeşler; Muhammed-i Mustafa’yı (sallallahu aleyhi ve sellem) kendimize mürşit edinelim. Mürşit Muhammed-i Mustafa’dır (sallallahu aleyhi ve sellem). Geri kalan mürşitler O’nun izinden giderler. O’nun mürşidi de Allah’tır. O zaman mürşit Allah’tır. Öğretici, bilginin sahibi, kudret ve kuvvetin sahibi Allah’tır. Ve Allah Muhammed-i Mustafa’yı (sallallahu aleyhi ve sellem) terbiye etti. Allah Resulü’nün (sallallahu aleyhi ve sellem) diliyle; “Ne güzel terbiye etti.” Sizin terbiyeniz de Muhammed-i Mustafa’nın (sallallahu aleyhi ve sellem) terbiyesinden ise siz de Allah’ın terbiyesi ile terbiyelendiniz. Muhammed-i Mustafa (sallallahu aleyhi ve sellem) tövbe etmeden yatmazdı, namaz kılmadan gününü ve gecesini geçirmezdi, oruç tutmadığı bir ay yoktu, otuz ramazan Allah’a oruç tutardı ve Allah’ı çokça zikrederdi. Allah’ı çokça zikredin. Allah’ı sevin, Allah’a dua edin, Allah’tan isteyin. Allah… Her şeyin sahibi ve maliki… Kıymetli kardeşler sakın ikiliğe düşmeyin. Muhammed-i Mustafa’nın (sallallahu aleyhi ve sellem) sevgisiyle Allah sevgisi ayrı değil. Muhammed-i Mustafa’ya (sallallahu aleyhi ve sellem) itaat ile Allah’a itaat ayrı değil. Sakın Muhammed-i Mustafa’ya (sallallahu aleyhi ve sellem) laf söyleyenlerin arkasından gitmeyin. Sünnetini inkâr edenlerle beraber olmayın. Kur’an ve sünnet-i seniyeye sımsıkı yapışanlarla beraber olun. Din Kur’an ve sünnet… Kurtuluş Kur’an ve sünnette. Sakın ha unutmayın O, Yahudi komşusuna dahi ikram eden bir peygamber… Muhammediler! Komşularınızla, eşlerinizle, çocuklarınızla iyi geçinin. Ne dedi Veda Hutbesi’nde? “Ey insanlar! Siz Âdem’den geldiniz, kardeşsiniz. Birbirlerinize zulmetmeyin.” Muhammediler; birbirinizi incitmeyin, aldatmayın, hançerlemeyin, birbirinizin arkasından konuşmayın. Tek vücut olun. Allah deyin, Allah sizinle, Allah muininiz, Allah kerim. Yürüyün! Dünya sizi bekliyor. Yürürken sevdanızı, aşkınızı, ahlakınızı, hamiyetperverliğinizi, insan sevgisini, doğa sevgisini, yüreğinizi götürün. Sakın insanlara kem gözle bakmayın. Açık, kapalı, sakallı, sakalsız, şu cemaatten bu cemaatten diyerek ayırmayın. Hepimiz Muhammediyiz, hepimiz Kur’an’ın etrafındayız. Hepimiz Allah dedik, Allah’ın yoluna düştük. O yüzden ayrılık gayrilik yok. Bütün “La ilahe illallah Muhammedun Rasulullah” diyenler kardeşimiz, demeyenler ise kardeş adayımız. Biz ona Muhammedi bir ahlakla, sevdayla yaklaşırsak; onun yüreğine dokunursak, o da diyecek. Allah cümlemizi O’nun nuruyla nurlandırsın. Hepinizi candan kucaklıyorum.

2010 Bursa Atatürk kapalı spor salonu kutlu doğum program konuşmasından derlenmiştir.