8 MART 2009/MEVLİD KANDİLİ

 Bugün Peygamber (sav) Hazretleri’nin ana rahmine düştüğü gün. Peygamber (sav) Hazretleri seçilmişlerin en yücesi, en üstünü… Peygamberlerin içinde dahi öbür peygamberlerin en yücesi, yaratılmışların ilki… Bir hadis-i şerifte, “Âdem henüz yaratılmamışken ben peygamber idim.” der. Peygamberlerin sonuncusu… Ondan sonra peygamber gelmeyecek. Gelecek; yalancıları gelecek. Çünkü başka bir hadis-i şerifte de “Benden sonra kırk tane yalancı peygamber gelmedikçe kıyamet kopmaz.” der ve ilk yalancı peygamber kendi sağlığında çıkar. Ondan sonra da tarih boyunca yalancı peygamberler çıkmış, şu anda da Müslümanların içerisinde kendisini peygamber olarak ilan eden yalancılar ne yazık ki var. Allah bizi muhafaza eylesin. Bir şey kıymetli olursa onun sahtesi olur. Bu manada peygamberler kıymetlidir, kıymetli olduğu için sahteleri türemiştir. Veliler, dervişler, sufiler kıymetlidir; o yüzden taklitleri türemiştir. Peygamber (sav) Hazretleri kıymetlidir, Cenab-ı Hak “Sen olmasaydın vallahi bu kâinatı yaratmazdım” demiş, muhakkak ki Onun sahtesi çıkacaktır. Böyle kıymetlilerin kıskançlığı da fazla olur. Birileri onları kıskanır, hasislik yaparlar. Onun konumunu, durumunu, halini bozmaya çalışırlar. Onu kabullenemeyenler onunla savaşırlar. Nice peygamberler ile savaştılar.

Hani ayet-i kerimede şeytan diyor ya, “Ben onları saptıracağım, heva ve hevese daldırıp onları değişik yollara göndereceğim.” Muhakkak ki şeytan vazifesini yapacak. İnsanlar ne yazık ki sapmaya meyyaller. Şeytanın tesirinde kalarak sapkınlıklara doğru ilerleyecekler. Ümmet-i Muhammed’in içerisinde de sapkın olanlar olmuş, şu anda var ve daha sonra da olacak. Bugün size Peygamber (sav) Hazretleri’nin nasıl doğduğunu anlatacağımı düşünmeyin. Çünkü hadis-i şerifte Peygamber (sav) Hazretleri der ki; “Sözlerin en hayırlısı Allah’ın kitabıdır. Hidayetlerin en hayırlısı da Muhammed (sav)’in irşat ve hidayetidir. Dinde olmayanların en fenası sonradan uydurulan şeylerdir. Her bidat da sapıklıktır.” Demek ki hidayetlerin, irşadın en hayırlısı Muhammed-i Mustafa(sav)’in irşat ve hidayetidir.

Oysa hidayet edici Allah’tır. Cenab-ı Hak bir ayet-i kerime de der ki; “Ey Habibim, hidayet edici benim. Sen sevdiklerine hidayet edemezsin.” Allah Resulü (sav) Hazretleri hadis-i şerifte der ki; “Hidayetlerin en güzeli, Muhammedi-i Mustafa’nın hidayetidir.” Oysa Muhammed-i Mustafa’nın hidayet etme yetkisi ayet-i kerime mucibince yoktur. Ama Allah hidayet ederken Muhammed-i Mustafa’nın üzerinden hidayet eder. Buradaki incelik budur. Bu inceliği anlayamayanlar; hidayet edici Allah’tır deyip, Muhammed-i Mustafa’ya savaş açarlar. Oysa Muhammed-i Mustafasız bir hidayet mümkün değildir. Çünkü başka bir ayet-i kerimede Cenab-ı Hak der ki; “De ki; eğer Allah’ı seviyorsanız bana uyun ki Allah sizi sevsin.” Eğer ki sen Muhammed-i Mustafa’ya uymazsan, izinden gitmezsen, kabullenmezsen Allah seni sevmez. Niçin? Çünkü Cenab-ı Hak kendisine olan sevginin zahiri tecelliyatını Muhammed-i Mustafa’nın üzerinde toplamış. Yoksa bütün herkes biz Allah’ın hidayet ettiği üzereyiz derdi. Dinsiz bir kimse de ben Allah’ın hidayeti üzerineyim dese; ölçüsü yok. Ama Allah ölçüyü koymuş. Muhammed-i Mustafa’nın üzerinden koymuş. Allah Batıni olan emirlerini zahir olarak Muhammed-i Mustafa’nın üzerinden tecelli ettirmiş. Allah zat olarak batındır, emirleri olarak zahirdir, yaratması zahirdir. Cenab-ı Hak dini, peygamberleri üzerinden ve son peygamberi Muhammed-i Mustafa’nın üzerinde izhar etmiş. Demiş ki; “Ey kulların! Sizin hidayette olduğunuz Peygamber (sav) Hazretleri’nin ölçüsüyle anlaşılacak.” Muhammed-i Mustafa’ya ne kadar uyuyorsan o kadar hidayet üzerinesin. Muhammed-i Mustafa’nın peşinden ne kadar gidiyorsan o kadar Allah’ı seviyorsun demektir.

Eğer Muhammed-i Mustafa’nın peşinden gitmiyorsan ve sünnetlerine sarılmıyorsan Allah’ı seviyorum terenennisinden çık! Uyuyorsan hidayettesin, uymuyorsan hidayette değilsin. Cenab-ı Hak ayrı bir pencerede diyor ki; Bu hidayeti sağlayan, tesis ettiren, yaratan, insanın gönlünde mukim kılan benim. Bunda araç ne? Muhammed-i Mustafa. Bir kısım insanlar şu anda Muhammed-i Mustafasız bir din üretmeye çalışıyorlar. Dünya üzerinde oynanan en büyük oyunlardan biri bu! Sünnet-i Rasulullah’ı yıksalar bunu başaracaklar ama dinini koruyacak olan Allah. Allah dinini korurken yine Muhammed-i Mustafa ile koruyor. Nasıl? Diyor ki; “Muhammed-i Mustafa’nın hidayetine tabi olun.” Kalbi zikrullah ile pırpır edenler, zikrullah kalbinde tecelli edenler, zikrullah ayağıyla yürüyenler muhakkak ki kalplerinde Muhammed-i Mustafa’nın ışığını görürler. Allah bizi Muhammed-i Mustafa’nın nurunun peşine düşenlerden eylesin.

8 Mart 2009 Mevlit Kandili sohbetinden alıntıdır.