7 EKİM 2010/BURSA SOHBETİ

SORU     : Kalben buğz ne demektir?

EL CEVAP : “Siz bir kötülük gördüğünüzde elinizle mümkün ise elinizle, elinizle mümkün değil ise dilinizle, dilinizle mümkün değil ise kalben buğz ederek önlemeye çalışınız.” Buğz kötülüğe karşıdır. Kötüye ise hidayet bulması için dua edilir. İyilikler de kötülükler de birer varlık gibidir, ben öyle görürüm. Sen insansın. Allah seni yeryüzüne halife olarak yarattı, Âdem’in çocuğusun. O yüzden sen kötü yaratılmadın. Bakın kötülük yaratıldı, iyilik de yaratıldı ama kötülük de iyilik de varlık gibidir, aramızda dolaşır. Biz sol elimizle kötülüğü alırız, sağ elimizle iyiliği alırız. Kötülüğü biz talep ederiz. O yüzden bizim buğzumuz kötülüğedir, kötüye değil. Mesela bizim buğzumuz içkiyedir, içki içene değil. İçkiyi içen insan o esnada kötüdür, içki onun üzerinden giderse o iyi insandır. Kötülüğü işleyen insan o esnada kötüdür, kötülüğü terk ettiği zaman iyidir. O yüzden Rasulullah (sav) dedi ki; “tövbe eden hiç günah işlememiş gibidir.” Çünkü kötülük bir varlıktı ve o tövbe ederek o varlıktan kurtuldu. Kötülük cinni taifesi gibidir, varlıktır, o kimseye musallat olur. Bir kimse devamlı gıybet ediyor ise kötülük onda devamlı vardır. O Allah ile dostluk peyda edeceğine, kötülükle dost olmuş. Aslında, özünde iyidir ama o çamura bulanmıştır.

Hayatımızda ne sıkıntı var ise kendi elimizle alırız. Evet, perdenin gerisinde kader-i ilahidir, bunlarla alakalı değil söylediğimiz. Mesela bir kimse hırsa bürünür, batar. Sebebi kendisidir. Biz kötülüğü kendi elimizle alırız; cüzi irademiz, aklımız var. Tasavvuf anlayışımız bu manada aklı reddetmek değildir. Akıl sahipleri Allah’ı bulur, vuslat olurlar.

“Elhamdülillahi Rabbil âlemin” Sana hamd ederim ya Rabbi. Sen âlemlerin rabbisin. Akıldır bu! Akıl âlemlerin Rabbi olan Allah’a hamd etmeyi gerektirir. Akılsız olanlar âlemlerin Rabbi olan Allah’a hamd etmezler ve Onu tanımazlar. “Errahmanirrahim maliki yevmiddin” Akıldır! Sen hem rahmansın hem rahimsin hem din gününün sahibisin. “İyyake na’büdü ve iyyake nestain” Ancak sana ibadet ederiz. Ancak senden yardım dileriz. Aklın tam ortası, tam merkezi! Sakın ehli tasavvufuz deyip bu aklı saymayanlardan olmayın, zındıkaya düşersiniz. Bizim inkâr ettiğimiz akıl bundan sonrakidir. “Sıratellezine enamte aleyhim” Akıl yok burada. Ya Rabbi bizi sıratı müstakimde eyle. Bu, bizim aklımız değil; Allah’ın lütfu, ikramı. “Gayrılmağdubi aleyhim veladdallin” Âmin.

O deccaliyete, şeytaniyete düşenler var ya, bizi onlardan eyleme. Biz bir yere kadar geldik ve orada O’na teslim olduk. Biz seni zikrederiz, sen kaçıncı göğe çıkarırsan çıkarırsın. Bakın, zikredinceye kadar akıl bize ait. Hani var ya Ankebut Suresi 45. ayet. “Namaz sizi kötülüklerden alıkoyar.” Namaza kötülük yaklaşmıyor, kötülük bir varlık. Sen bir namazdan bir namaza gözünü dikersen kötülük sana yaklaşmayacak. Namazın nuraniyeti, maneviyatı kötülüğü kovalayacak. Ayet-i kerime devam ediyor: “Allah’ı zikir en büyük iştir.” Allah’ı zikret. Ama daha sonra da ben en büyük işi yaptım diyerek gururlanma. Senin Allah’ı zikretmenden daha büyük bir iş var. O ne? Allah’ın seni zikretmesidir. “Beni zikredin ben de sizi zikredeyim” demiş. Bakın, emir! Kime? Akıl sahiplerine. Hani “bir adım atana on adım atarız.” var ya! Akıl! O adımı sen atacaksın. Bu aklı reddetmemiz mümkün değil. Bir kimse kötülüğe kendi iradesiyle el uzatabilir, kötülük işleyebilir. O kimse döner oradan, tövbe eder, affolur. O ne kadar büyük günah işlerse işlesin; “Ya Rabbi beni affeyle.” der, affolur. Onu sen kötülükle nitelendirme. Kötülüğe buğz et. Kötüye dua et. Allah bizi affetsin.

7 EKİM 2010 TARİHLİ SOHBETTEN ALINTIDIR.