25 ŞUBAT 2010 / MEVLİD KANDİLİ SOHBETİ

 25 Şubat 2010 Mevlid Kandil sohbeti

İnsanlar zaman zaman Allah’ı tanımada, bilmede, idrak etmede, tesbih etmede, tenzih etmede hatalara ve yanılgılara düştüklerinde Cenab-ı Hak; onlara uyarıcı, müjdeleyici, korkutucu bir peygamber gönderir. Bu Allah’ın adetullahıdır. Cenab-ı Hak Muhammed-i Mustafa (sav) Hazretlerini uyarıcı, müjdeleyici ve korkutucu olarak gönderdi. O zaman Allah bize bir peygamber gönderdi. Peki, bu peygamber bize ne getirdi, bizi ne ile öğütledi, ne ile müjdeledi, ne ile korkuttu? Evet, bu peygamber bizi korkuttu. Korkutmanın değişik yönleri vardır. Birinci korku cehennem korkusu, ikinci korku azarlanma korkusu, üçüncüsü ayrılık korkusudur. Peygamber bize bir müjde ile geldi. Müjde ne idi? Cennetti, cennette cemalullahtı, Allah’a vuslattı. İşte bu peygamber kendi diliyle size iki şey bırakıyorum dedi, biri Kur’an diğeri de sünneti.

Size nasıl doğduğunu, doğduğunda putların nasıl yıkıldığını anlatmayacağım. O doğduğunda putlar yıkıldı ve kendisi sonra kemal noktasına insanları getirdi de putları tekrar yıktırdı fakat o yıkılan ve yıktırılan putları biz yeniden inşa ettik. Biz o Muhammed-i Mustafa’nın (sav) ve Kuran’ın ve getirdiği yasakların hangisindeyiz? Bize tesettürü emretti, hangimiz tesettür noktasında durduk? Bize içkiyi yasakladı, hangimiz içki içmemek noktasında durduk? Bize kumarı yasakladı, hangimiz o noktada durduk? Bize kadınlarınızı çocuklarınızı dövmeyiniz zulmetmeyiniz dedi, hangimiz o noktada durduk? İnsanlara zarar vermeyin dedi hangi noktada durduk? İnsanlara zarar verdik. “Sizin en hayırlınız etrafına hiç zarar vermeyeninizdir.” dedi. Biz önce etrafımıza zarar verdik. İflas ederken, iş yaparken, evimizde, dergâhta, sokakta zarar verdik. Biz o Muhammed-i Mustafa’nın (sav) getirdiklerini kendimize ne kadar ölçü yapabildik? İşte bu kutlu doğum gününde kendimce sorguladığım şeyler bunlar. Biz O’nun yasaklarının nesini yapabildik? Bakın, ibadetleri sorgulamıyorum, yasakları sorguluyorum. Çünkü yasaklar, toplumu ilgilendiriyor. Hırsızlık, zina etmek, kadınların gençlerin erkeklerin tuzağa düşürülmesi, çocukların kaçırılıp satılması, fuhuş pazarına satılması, köle gibi pazarlanması, hırsızlığa dilenciliğe pazarlanması hepimizi ilgilendiriyor. Bunlar Muhammedî bir toplumda olmayacak şeyler. Muhammedî bir toplulukta bir kimsenin evinde kilit olmaması gerekir. Muhammedî bir toplulukta bir kadın İstanbul’dan Mekke’ye yaya gidebilmeli, tek başına. Ve giderken o kadının örtüsünün üzerinde bir toz lekesi dahi olmamalı. Biz haramların içerisinde yüzüyoruz kıymetli kardeşlerim. Haramın içerisinde Muhammed-i Mustafa’nın (sav) nefesini ümit ediyoruz. Bataklığın içerisinde bir el ümit ediyoruz. O el Muhammed-i Mustafa’nın eli olsun istiyoruz. Ama bataklığın içindeyiz. Ben diyorum ki hiç olmazsa bataklığın içinde olduğunu gör, sıçramaya çalış; bataklıktan, o karanlıktan, cehaletten kurtulmak için. Bir adım at! Gel, Muhammed-i Mustafa’nın doğum gününde yeniden doğmuş gibi ol.

De ki; ben bu gece haramlarla ilgimi ve alakamı keseceğim. Bu gece Muhammed-i Mustafa (sav) benim gönlüme doğdu. Ve eğer O bir gönle doğduysa putları yıktı. Gel bu gece sen de gönlündeki putları yık. Bütün putlar şirktir ve bütün putlaşmış hareketler günah-ı kebairdir. İnşallah bunlardan uzak bir hayat, gönlünüze O’nun doğduğu gün olacak. Onun doğduğu gün belli. Biz O’nun doğduğu günü her gün kutlamış olsak ve amellerimiz, düşüncelerimiz, fiiliyatımız değişmemiş olsa bir anlamı yok. Muhammed-i Mustafa (sav) sizin gönlünüze, hayatınıza doğmalı. Yoksa Muhammed-i Mustafa doğmuş, sen O’nun ahlakından bihabersen O’nun doğuşunun senin üzerinde bir etkisi yok. Muhammed-i Mustafa ahlakıyla mukim, O’nun ahlakıyla ahlaklan!

Bugün doğum günü O’nun… Hissetmeliyiz, görmeliyiz, yaşamalıyız O’nunla beraber. Kalbimiz O’nun kalbiyle olmalı, içimiz dışımız O’nunla dolmalı. O’nu hissederken yalan söyleyebilir, zina edebilir, kumar oynayabilir, içki içebilir misiniz? İnsanların namusuna dil uzatabilir misiniz? Kıymetli kardeşler; Allah’ı zikredin, Resulullah (sav) Hazretleri’nin o tertemiz sünnetine bağlı kalın. Ve birileri Peygamber (sav) Hazretlerine, O’nun sünnetine bir şey söylüyorsa sapık o, uzak durun. Muhammed-i Mustafa’yı sevin. O’nun sünnetlerine tabi olun. O’nun hayat felsefesini kendinize hayat felsefesi yapın. Allah bizi muhafaza edip, inşallah O’na yakın eylesin.