18 NİSAN 2009 BURSA SOHBETİ

 SUAL: ‘’İnsanlardan kimi Allah’a yalnız bir yönden kul olur. Şöyle ki kendisine bir iyilik dokunursa ona pek memnun olur. Bir de musibete uğrarsa kendisi değişir. O dünyasını da ahiretini de kaybetmiştir. İşte bu apaçık ziyanın ta kendisidir.’’ Bu ayeti nasıl anlamamız gerekir?

EL-CEVAP: Allah herkes için ayrı bir şeydir. Allah anlayışı insanların iman kemalliğine göre değişir. Kemaldeki olgunluğa göre değişir. İnsanlar vardır Allah onlar için bir iyilik meleği gibidir. Hep iyilik veren Allah’tır. Bir kötülük geldiğinde bir imtihan geldiğinde Allah’la aralarını bozarlar. İnsanlar vardır Allah evlendirir. Eğer evlendirmezse Allah’la arası bozulur. Kısacası insanlar kendi irtibatlarını kendi nefislerine göre kurarlar. Bu şahıslar arasında da aynıdır. İnsan vardır bir kimseden menfaat gördüğü müddetçe o kimseyi sever. Ondan menfaati kesildiği anda onunla irtibatını keser. Bu eş, çocuk, arkadaş, dost, anne, baba, nene, dede, amca, dayı değişmez bu. O kimse menfaatperesttir. Çevremizde çoktur, insanlığın büyük çoğunluğu bu noktaya geldi. Biz de kendimizi o sınıfın haricinde tutmayalım.

Benim meşhur repliklerim vardır. Hanımın “erkekler için geçerli”, Hanım sana yemek yapmadığında hanımı sevip sevmediğin meydana çıkar. Hanım evini temizlemediğinde senin hanımı sevip sevmediğin ortaya çıkar. Eve icra geldiğinde kadının senin sevip sevmediği çıkar ortalığa. Evin elektrikleri, suları kesilince kadının seni sevmediği çıkar meydana. Onun istediği mantoyu veya eteği almayınca kadının seni sevip sevmediği çıkar. Veya çocuğun sana bakmayınca senin çocuğu sevip sevmediğin çıkar meydana. Veya daha fazla sevdiğin başka bir çocuğun varsa öbür çocuğunla alakalı ilişkin o zaman çıkar ortalığa.

İnsanların da Allah’a olan imanları veya ibadetleri Allah’la olan ilişkileri de bu menfaat üzerine kurulu ise… İnsan vardır açar elini ‘’Ya Rabbi! İşimizi düzgün eyle.’’ der, işi düzgün olur. ‘’Eşimi düzgün eyle.’’ der, eşi düzgün olur. ‘’Çocuğumu düzgün eyle.’’ der, çocuğu düzgün olur. Ya, her şey çok güzel… Namazı huşu içinde kılıyor. O öyle iyi mümin ki, öyle güzel mümin ki etrafına mutluluk ve gülücük dağıtıyor. Ne zamana kadar? Bir hastalığa duçar oluncaya kadar… Bir hastalığa duçar oldu, ortalık yıkıldı. Hatta ona bir küçücük iğne battı, ortalık yıkıldı. Arkadaşlıklarımız da öyle değil mi? Dostluklarımız da öyle değil mi? Birisinin bir menfaatine bir dokun bakalım veya birisinden umduğun menfaati görme… O zaman ne olacak?

Bunların hepside gerçek sevgiden ve imandan uzak şeyler. Bir kimse hastalığın içerisinde kıvranırken dahi ‘’Allah’’ diyebiliyorsa borcun içinde kıvranırken dahi namazını kılıp ‘’Allah’’ diyebiliyorsa her türlü bela ve musibetlerin içerisinde dahi ‘’Allah bana yeter.’’ deyip dinini, imanını muhafaza edebiliyorsa; o, olgunlaşmış bir mümindir. Onun imanı kemale ermiştir. Yani o, sadece iyi gün mümini değildir. Sadece iş, aş, eşi, etrafı düzgün gittiğinde namaz kılan biri değildir. Ben öyle kimse tanıyorum, namazını kılıyordu namazı bırakmış. Dedim namazı bırakmışsın. Dedi ben O’na namaz kılıyordum ama O bana yardım etmedi. Güldüm. Neden güldün dedi bana. Dedim sana yardım edinceye kadarmış senin kulluğun.Yardımdan beklediğin ne, yardımdan amacın ne? Aslında sana bir dert, sana bir çile, sana bir musibet vermiş olması bile sana yardım. Sana bir sıkıntı vermesi dahi sana bir yardım. Eğer sen onu doğru şekilde anlar isen, o sana yardım. Ona kesinlikle sen yardım değil diye bakma. Ama insanlar her şeyin böyle kendince nefsine uygun olanı istediğinden, eğer nefsine uygun bir şey olmaz ise o zaman Allah’la olan irtibatı bozuluyor.

Meşhur repliklerimden birini daha söyleyeyim muhabbeti kapatalım. Hepimiz nefsimize uygun bir Allah, nefsimize uygun bir Rasulallah, nefsimize uygun bir imam, nefsimize uygun bir üstad, nefsimize uygun bir kadın, nefsimize uygun bir erkek, nefsimize uygun çocuk, nefsimize uygun bir anne baba, nefsimize uygun bir arkadaş istiyoruz. Eğer bunlar nefsimize uygun değilse hepside ‘tu kaka’ oluyor, atıyoruz kenara. Allah bizi affetsin.Bu Allah olsa dahi… Allah’ın emri var mı? -Var! Farz mı? -Farz! Biz o farzı nefsimize göre değiştirmeğe çalışıyoruz. Elimizden gelirse yapmıyoruz. Namaz; farz mı, farz. Bütün inananlara var mı, var. Türkiye’deki bütün insanlar dünya üzerindeki bütün Müslümanlar namaz kılsa ne cami yeter ne mescit yeter. Ve bütün Müslümanlar hayatlarını namaza göre ayarlasınlar, yemin ediyorum dünyanın düzeni yeniden yıkılır, yeniden kurulur. Fabrikalar namaza göre açılır kapanır. Mesai saatleri namaza göre ayarlanır. İman mı ettik, gelin imanınızı sınayın. Ne kadar iman ettiğinizi sınayın. Nereye kadar iman ettiğinizi sınayın. Ne kadar ve nereye kadar? Çok basit. Hani hadis-i kutside diyor ya; “Allah’ın sizi ne kadar sevdiğini öğrenmek istiyorsanız, sizin Allah’ı ne kadar sevdiğinize bakın.”

Siz imanınızın kemalliğini ölçmek istiyorsanız, önünüze koyun farzları. Hangisini yapıyorsunuz? Önünüze koyun haramları, hangisini işliyorsunuz? Çok basit. İçki haram mı? Haram. Kıymetli kardeşlerim; Avrupa’dan fazla var şu anda içki tüketimi Türkiye’de. Nüfus oranına göre Avrupa’dan fazla içki tüketiyoruz. Nüfus oranına göre Avrupa’dan fazla fuhşun içindeyiz. Nüfus oranına göre Avrupa’dan fazla anarşi ve terör var. Hani? Namaz farz mı farz hadi gelin bütün iman edenler Allah-u Ekber deyince bulundukları yerde zangadak durup namazlarını kılsınlar. Nerede olursa olsun. Benimki bir ütopya… Hani içki haram edilmiş ya, içki haram edilince Medine sokaklarında şarap içki ne varsa ırmak halinde akmış. Neden kırmışlar küpleri, içkilerin hepsini dökmüşler? Satmayı düşünmemişler. Kırmışlar! Fıçılar kırılınca Medine sokaklarından şarap akmış. Öyle iman etmişler. Ve şimdi iki üç tane aklı kısa oturmuş sahabeye dil uzatacağım diye uğraşıyor. Hadi gelin öyle iman edelim. Örtü emri gelmiş, bir anda Medine’de bütün sokaklarda kadınlar başörtülü dolaşmaya başlamışlar. Hadi gelin öyle iman edelim! Adam sakallı hacı, kızı açık… Kadın başörtülü, ya kızı açık... Ne?! ‘’Okuyor, vali çıkacak.’’ Adam hacı, oğlu meyhaneden geliyor. Ya! ‘’İşinin gereği içiyor.’’ Hepimizin vardır. Bunu söylüyorum, sizi suçlamak için değil. Hepimizin eksiklikleri ve yanlışlıkları vardır. Hiç unutmuyorum: Bir yaz günü Reyhan Mahallesinde abdest alıp namaz kılacağım, yaşlı bir adam genç bir çocuğun çıplak kollarına vuruyor. ‘’Haram, haram! Ört!’’ diyor. Tuttum yaşlıyı, dedim; ‘’Ne vuruyorsun çocuğun koluna?’’ ‘’Haram.’’ dedi. ‘’Hani nerde ayet hadis? Çocuğun kolunun haram olduğuna dair.’’ Sustu. ‘’Örtmesi lazım.’’ dedi. ‘’Yemin ediyorum, görmeden bilmeden senin çocukların namaz kılmıyordur.’’ dedim. Böyle baktı gözümün içine. ‘’Sen, çocuklarına böyle davrandıysan senin çocukların namaz kılmıyordur. Davranmamış olmasan dahi senin çocuğun namaz kılmıyordur. Gencecik çocuk namaza gelmiş. Onun koluna vuracağım diye uğraşıyorsun.’’ dedim. Hepimizin yanlışlıkları eksikleri vardır. Hadi gelin namaz farz, herkes namazını kılsın. Hadi gelin oruç tutmak farz, herkes orucunu tutsun. Hadi gelin içki içmek haram, hepimiz içkiyi atalım. Hadi gelin lutilik haram mı, livata yapmayalım. Hadi dinlemeyelim sanatçıları. Sanatçıyız diyor ya onlar, adını sanat koymuşlar. Allah bizi affetsin.

İmanı; varlıkta, yoklukta, hastalıkta, sağlıkta, dertte, dermanda, güzellikte, çirkinlikte, iyilikte, kötülükte... Hayatımızın her alanında imanımız kemale ersin. Bunun için karşıdan ne geliyorsa geldi, bizim ona olan imanımızı, ona olan sevgimizi, bizim ona olan bağlılığımızı eksiltmesin, daha artırsın.Ne gelirse geldi! İflas edince Allah’a isyan et, parayı bulunca Allah’a şükret. Çok affedersiniz köpeklerin imanı o. Köpeklere verirsen bir parça ekmek, kuyruğunu sallarlar sana. Vermezsen ısırır. Yırtıcı hayvanların imanı o. Sen yırtıcı hayvan gibisin, iyilik bulaşırsa sana imanın imanmış gibi görünüyor. Münafıklık alameti. İman kemale ermemiş. Namaz kılmıyorsan iman kemale ermedi. Oruç tutmuyorsan iman kemal ermedi. Eğer ki yapılan kötülüklere karşılık iyilik yapmıyorsan, iman kemale ermedi. Etrafınla iyi geçinmiyorsan imanın kemale ermedi. İnsanlara zarar veriyorsan göz göre göre, bile bile imanın kemale ermedi. Göz göre göre sahte çek sunuyor adam... Göz göre göre ödenmeyecek çek sürüyor piyasaya… İman kemale ermedi! Modern hırsızlık. Kravatlı hırsızlık. İman kemale ermedi. O zaman bakıyoruz kendi kendimize. Senle beraber namaza duruyor adam, senle beraber dergâha geliyor, orda Allah diyor. Senle beraber... Gözünün içine baka baka... Senden önce camiye koşuyor, gözünün içine baka baka...

Allah bizi muhafaza eylesin. İmanımızı, dostluğumuzu, arkadaşlığımızı, kardeşliğimizi, evlatlığımızı, eşliğimizi menfaate dayandırmayalım. Eğer menfaate dayandırıyorsak çok gideceğimiz yol var. Allah bizi affetsin.

                     18 NİSAN 2009 KARABAŞ-İ VELİ KÜLTÜR MERKEZİ