28 MAYIS 2009 BURSA SOHBETİ

Dua nasıl yapılır? Mümin dua ederken dinden çıkabilir mi?

El cevap: Dua, Allah’tan istemektir, Allah’a yalvarmaktır, Allah ile irtibat kurmaktır. Dua, kulluğun göstergesidir. Bir kimse dua ederek kulluğunu gösterir. Duada caiz olmayan şeyler vardır,  Örneğin:‘‘İstersen ver Allah’ım, verir misin vermez misin, istersen verme…’’ Bunlar çok uygun şeyler değil, hadisi şeriflerle de sabit.Maksat Allah’a yalvarmak, Allah’tan istemek ise dua ibadettir.Dua etmek, Allah’ın en çok hoşuna giden ibadetlerden biridir. Allah bütün ibadetleri sever ama bazılarını daha fazla sever, bazı ibadetlerin faziletleri öbür ibadetlerden daha fazladır; Allah’ı zikretmek gibi… Dua etmek de bu noktada Allah’ın çok hoşuna giden ibadetlerden biridir. Allah; dua edenin, kendisinden istemesini çok sever. Sakın ha! Allah’a naz etmek, ‘’İstemiyorum Allah’ım.’’ gibi sözler söylemek, küstahça davranmak çok sakıncalıdır. Allah muhafaza eylesin.

Resulullah (sav) hep boynu bükük bir şekilde Allah’tan istedi, hep Allah’a dua etti, her ne var ise Allah’tan istedi, her ne lazımsa Allah’a söyledi, her ne derdi varsa Allah ile paylaştı. Bu, şahsın Allah ile olan ilişkisidir, bir de şahsın insanlar ile olan ilişkisi vardır. Etrafınızdaki insanlara da dua edin, duanın bir de bu yönü vardır. Mümin; kardeşlerine, eşine, çocuğuna, akrabasına dua eder. Mümin; mahallesine, şehrine, bütün ümmete dua eder. Dua edin! Dua edin ki Allah sizi sevsin. Ve dua edin ki dua ettiklerinizin yüzü suyu hürmetine siz de af ve mağfirete uğrayın. Bir kimse başka bir kimsenin affı için dua ederse, Allah onu da affeder.

Başka bir hadis-i kutside ‘’Siz temiz ağızlarla dua ediniz.’’ diyor. Sahabe de diyor ki, ‘’ Ya Resulullah, temiz ağız mı var ki?’’ Resulullah (sav) da cevaben, ‘’Evet, sizin birbirinize yaptığınız dua, temiz ağızla yapılmış duadır.’’ buyuruyor. Allah o duayı geri çevirmez, çünkü siz bir başkası için günah işlemediniz, yanlışlık yapmadınız, zulmetmediniz… Ya? Bir şey yaptıysanız, kendiniz yaptınız. Ama bir başkası için istiyorsanız, bu çok şerefli bir dua, çok asil bir dua, çok yüksek bir dua… Hatta ve hatta kendiniz için bir şey istemeye fırsat bulamazsanız, sırf etrafınızdaki insanlara dua etseniz, Allah sizin üzerinizdeki eksiklikleri, noksanlıkları tamamlar. Allah, sizin ihtiyaçlarınızı gördürür, gösterir, ayağınıza getirir, kucağınıza bırakır, elinize verir.

Dua etmek imandır. İmanın kemal noktasıdır. Dua etmek Allah’ın varlığını, birliğini, ganiliğini, zenginliğini, kudretini, kuvvetini, metinliğini kabul etmektir. Dua etmek, bir vericinin, bir kuvvet ve kudreti elinde tutucunun var olduğunu kendi kalbimizden beyan etmektir. Bu, Allah’ın çok hoşuna gider. Çünkü Allah kendisinin övülmesini, kendisinin methedilmesini, sena edilmesini, zikredilmesini, kendisinden istenilmesini ister, sever ve Cenab-ı Hak o yüzden der ayet-i kerimede;

‘’Ey Habibim! Sana kullarım benden sorarlarsa de ki, dua ederlerse dualarını kabul ederim, onların istediklerini veririm, onların ihtiyaçlarını görürüm, onları bu noktada mahcup ve mahzun eylemem. Tövbe ederlerse, onları affederim, onların günahlarını temizlerim, onların günahlarını bağışlarım, hatta daha ileri; onların günahlarını hayra çeviririm, güzelliğe, iyiliğe çeviririm.’’ O zaman kullar, Allah’a tövbe edecekler, dua edecekler, Allah’tan isteyecekler. Allah ile hemhal olacaklar. Bu noktada kulluğunuzu kemale erdirin. Hani meşhur ya, Hz. Ebubekir Efendimiz devesini çökertmiş, elinden düşen kırbacını almış yerden. Demişler ki; ‘’ Ya Emir’el Müminin, isteseydin biz sana verirdik.’’ Hz. Ebubekir cevap vermiş; ‘’Biz Resulullah (sav)’a söz verdik, hiç kimseden hiçbir şey istemeyeceğimize dair, elimizden düşen kırbacımız olsa dahi.’’

Onlar her şeylerini Allah’tan istemişler, her şeylerini… Ve büyük, yüksek veliler her şeylerini Allah’tan istemişlerdir, her şeylerini… Meşhur ya, iğnesi düşmüş, sandalın da yama yaparken. Kim? İbrahim Ethem… Demiş; ‘’Ya Rabbi! İğnem düştü, söküğümü dikiyordum.’’ Binlerce balık eşliğinde iğnesi gelmiş ama nasıl gelmiş? Altın olarak… Siz bir şeyi Allah’tan isterseniz o size altın olarak gelir. İstediğiniz şey gümüştür, bakırdır, tenekedir… Allah katında hiçbir değeri yoktur. Ama onu Allah’tan isterseniz, o size altın olarak geri döner.

O, ganidir, zengindir, O zenginlerden daha zengindir. O, yeryüzü sultanlarından, gökyüzü sultanlarından daha büyük sultandır. O, sizin de benim de hesap edemeyeceğimiz kadar zengindir. O, hiç kimsenin zenginlik boyutunu hesaplaması, yetişmesi, idrak etmesi mümkün olmayandır. Hiçbir kimsenin O’nun kudret ve kuvvetini hesap etmesi, boyutunu hesap etmesi mümkün değildir. O, öyle bir Allah’tır. O yüzden, O’ndan göğsünüzü dayaya dayaya, ciğerinizi yara yara bir şey isterseniz, O’nun çok hoşuna gider. Sırf O’nun hoşuna gitsin diye isteyin. Bir şeye ihtiyacınız olsun olmasın, bir şeyle müşkülatınız olsun olmasın… Yeter ki O sevsin… Yeter ki O sevinsin… Yeter ki O’nun istediğini yapalım, O’nun istediği bir halde duralım. O yüzden, Allah’ı sevindirmek için Allah’tan isteyin. Kendinizi sevindirmek için değil, merak etmeyin O sizi sevindirir, Ondan gelen her şey sizi sevindirir, Ondan gelen küçücük bir zerre dahi sizi sarhoş eder. O yüzden O’nun hoşuna gitsin, O’na dua edin bol bol.

Ya Rabbi! Beni kazadan koru. Ya Rabbi! Benim dilimi kuvvetlendir. Ya Rabbi! Benim gözümü kuvvetlendir. Ya Rabbi! Benim ilmimi arttır. Ya Rabbi! Bana afiyet ver, kardeşlerimize afiyet ver. Ümmeti Muhammed’e yardım eyle… İsteyin O’ndan! Dua edin! O’nun hoşuna gidecek. Sıhhat isteyin, afiyet isteyin… Evet! İsteyin! Gönül genişliği, gönül derinliği isteyin. İsteyin! Her şeyinizi Ondan isteyin! Her şeyinizi!

Birinin çenesinin kapanmasını mı istiyorsun, ‘’Kapat Ya Rabbi!’’ de, sen adama deme çeneni kapat diye. Ne yapacaksın? O çene, Onun elinde. Sen birisine deme ‘’Dilini tut!’’ diye. Sen O’na de, ‘’Ya Rabbi, bunun dilini tut.’’ diye. Sen adama elini kaldırma. Sen, ‘’Ya Rabbi!’’ de! Senin bir şey söylemene gerek yok, bir şey şikâyet etmene gerek yok, bir şeyi ‘’Neden yaptın?’’ demene gerek yok bir şeyi ‘’Neden ettin?’’ demene gerek yok. Allah var! Allah… Kimin elinde ne var ki? Herkesin elindeki Allah’ın… Herkesin eli de Allah’ın… Herkesin gönlü de Allah’ın… Allah var! Allah… İnsanlar bir an aldatırlar, bir an kandırırlar, bir an kibirlenirler, böbürlenirler, bir an dönerler laf söylerler… Siz Allah’a yaslanın. Allah var!

Diyeceksiniz ki; ‘’Sen bize zor yolu söylüyorsun.’’ Ben size zor olanı söyleyeyim. Dövmek, sövmek, laf söylemek, lafa laf taşımak kolay… Bırakın! Allah var! Size gelenden şikâyet etmeyin. Şikâyet etseniz dahi, o da şeriat noktasında doğrudur, eksik değildir. Allah var! Allah bizi affetsin inşallah.

28 MAYIS 2009 TASAVVUF VAKFI SOHBETİNDEN ALINTIDIR