08 KASIM 2007 SOHBETİ BURSA

MUSTAFA ÖZBAĞ EFENDİ SOHBETLERİ

YER : GAZCILAR BİNASI
TARİH : 08 KASIM 2007

SORU : DİNİ NİKAHA İNANMAYANIN DİNİ NİKAHI OLUR MU?

CEVAP : Nikah ayet ile farz.Bir kimse nikahla,dini nikah noktasında, dini nikaha inanmazsa,o kimsenin İslam'lığı tartışılır.Daha doğrusu İslam olmaz .O yüzden İslam olmadığı için o kadında veya erkek ,eğer erkek ise, mümin bir kadını nikahlayamaz,eğer kadın ise,mümin bir erkek ilede nikahlanamaz.Dini nikah ayetle,hadis ile,imamların iştahatları ile,sabitlenmiş.Farz ibadettir.Bu namaza inanmamak gibi bir şey.


SORU :SELAMÜN ALEYKÜM.(ALEYKÜM SELAM ) BİR İNSAN HARAM YOLDAN KAZANDIĞI DÜNYALIK SERVETİ İLE İMAN ETTİKTEN SONRA TÖVBE EDİP O SERVETİ KULLANABİLİR Mİ?

CEVAP : Yani haram kazanç eğer ki tövbe edip ,ondan sonra helal kazança döndürülecek olsaydı, herkes dünyada bir müddet haram kazanç kazanır ondan sonra tövbe ederekten o kazancı temizlemeye gayret ederdi ki bu dinin özüne aykırı birşey.Bir kimse haram bir kazanç ile kazanç kazandıysa onu tasadduk edecek.Onu dağıtacak .Birde karşılığında sevap beklemeden, karşılığında bir hayır ,hasenet beklemeden.Haram kazanç normalde bir kimsenin faiz kazancı ile faiz ile hacca gidip ondan sevap beklemesi gibi birşey.Veya faiz ile bir hayır hasenet işleyipte,ondan sevap beklemek gibi birşey.Haramla bir kimse hayır hasenet kazanamaz.Haramla bir kimse bu noktada bir ibadet edemez.Haramla herhangi bir ameli ettiğinde ,o amelden birşey beklemez.Haramla bir şey müna olmaz çünkü. Kazanç haram,kazanç haramsa komple o kazançtan ondan birşey beklemezsi mümkün değil.ALLAH MUHAFAZA EĞLESİN.Öyle mübarek zatlar olmuşlar ki,sedeften,haram kazanç düşüncesi ile tasadduk etmişler neleri varsa.Hatta kendilerine miras gelen işte yani babaları veyatta annesi veyahutta kendisine bir miras gelmiş ,o mirasın şüpeli olduğuna kani olmuşlar şüpelidir diyip ona dokunmamışlar bile.Komple onu ne yapmışlar? Dağıtmışlar.Tasadduk etmişler.Ellerini dahi sürmemişler.ALLAH muhafaza eğlesin.

SORU : AKİKA KURBANI VACİP OLAN KURBAN GÖREVİ ESNASINDA YERİNE GETİRİLİRSE,YANİ YEDİ HİSSE İÇERİSİNDE BİR HİSSEYİ YERİNE GETİRMEM GEREKEN AKİKA KURBANI NİYETİNE GİRİP KESSEM OLUR MU?

CEVAP :Oda kurban ama olur mu Mehmet neredesin?Olur mu? (Olur Efendim) Olurmuş.

SORU :SELAMÜN ALEYKÜM (ALEYKÜM SELAM) NEFSİ EMMARE'NİN ÖZELLİKLERİNDEN OLAN KİBİR,HUCU GURUR,HASET,KİN GİBİ ÇİRKİN HALLERİN AYNI İNSAN NASIL OLUYORDA İHLAS ALEMETLERİNİ ÜZERİNDE BULUNDURUR.VE YUKARIDAKİ ÇİRKİN ÖZELLİKLERDEN UZAKLAŞIR YADA BANA MI ÖYLE GELİYOR ,EMMARE'DEN DİĞERLERİNE GİT GEL OLABİLİR Mİ?ARKADAŞLARA SELAM.

CEVAP : Aleyküm selam.Bu uzun mesele ona tekrar gireyim.

SORU : BİRAZ TAKVADAN BAHSEDERMİSİNİZ?TAKVA YOLCUSUNUN AZIĞI NELERDİR?NELERE DİKKAT ETMESİ LAZIMDIR?

CEVAP :Buda uzun biraz.

SORU : EFENDİMİZ BUYURDU Kİ" NE SİRAYET ,NEDE UĞURSUZLUK VARDIR."(Sorunun devamı anlaşılmaz )

CEVAP : Burayı anlayamadım.Evet uğursuzluk yoktur.Sirayet yani bir yerden kötülük ,kötülüğe sireyat etmez.Doğru.Uğursuzluğa inanmakta doğru değil.ALLAH muhafaza eğlesin. İşte kuşların uçmasından, ötmesinden, köpeklerin böğürmesinden falan siz onlardan birşey şey yapmayın diye hadisi şeriflerde var. Öyle inanmayın uğursuzluk şeylerine.ALLAH muhafaza eğlesin.

TAKVA İLE İLGİLİ SORUNUN CEVABI : Takva ile ilgili mesele yani takva dendiğinde işte insanın ALLAH 'tan korkması,ALLAH'ı sevmesi ama bunu zaten normalde şunu özellikle söyliyim.Ben genelde sohbetleri bazı hadisleri açıklarken veya bazı meseleleri açıklarken takva dairesinin içerisinde açıklamaya ve sohbet etmeye gayret ediyorum.O yüzden takva bir vehçeden ,bir meseleden bakılacak bir şey değil.Geniş bir mesele ,geniş bir daire,ama ehli tasavvuf kendisini takva ya hedeflediğinden dolayı geneldeki sohbetlerimiz o zaman takvanın üzerine.Anlayışımız da takva nın üzerine ,düşüncemizde Takva nın üzerine olduğundan bizim meselelere bakışımızda Takva üzerine.Yani Takva bir derste anlatılacak bir şey değil.Yani bütün dini hayatımızı ,dini yaşantı noktasında ve dini düşünce noktasında komple Takva nın üzerine odaklamaya çalışıyoruz.Bu bir sohbetlik mesele değil.Yani bu geniş bir mesele ,geniş bir alanda yani bir sohbetle onun içerisine dalmak,bir sohbete sığdırmak mümkün değil.

NEFSİ EMMARE İLE İLGİLİ SORUNUN CEVABI : Şimdi evet insanların kibirleri, hucuları, hasetleri, kinleri nefsi emmare'nin hali.Ama kötü noktada kullanılırsa emmare. Peygamber (s.a.v.)Hazretleri bir hadisi şerifte "Size kibirlenene, kibirleniniz" diyor.Bakın buradaki kibir zem edilen yani kötülenen,aşağılanan kibir değil.O zaman insan da biz nefsimizde kibir var mı? Var.Biz bu kibri terbiye edeceğiz.Biz bu kibri ALLAH'a karşı kullanmıyacağız.Kibri mümin kardeşlerimize karşı kullanmıyacağız. Aile efradımıza karşı,çocuklarımıza karşı, eşlerimize karşı, sohbet ettiğimiz, muhabbet ettiğimiz, gönüldaş olduğumuz insanlara karşı kullanmıyacağız.O zaman o kibrin kullanılacağı bir yer var.Neresi?ALLAH düşmanlarına. Neresi? ALLAH bilmez, Resulallah tanımaz,din tanımazlara karşı. Kime karşı? Sana kibirlenene karşı.ALLAH'a kibirlenene karşı evet kibirleneceksiniz.Bakın bir tarafta ehli tasavvuf kibri zem ederken ,kötülerken,veyahutta din bir tarafta kibri kötülerken,öbür taraftan Peygamber(s.a.v.) Hazretleri bizleri kime karşı kibirleneceğimizi öğretiyor. O ahlakın timsali, numunesi, o yeryüzünde ki ahlakın en güzel şekli. Hem anlatım olarak ,hem yaşantı olarak.O zaman biz kulağımızı ,gönlümüzü ,gözümüzü ,kalbimizi ona yaslıyacağız.Ha o zaman bazı tasavvuf ekolleri vardır ki ,kibri tamamiyetle yok kabul ederler. Yani sıyırdık attık kibri derler.Hayır.Kibir insanın içinden sıyrılıp atılmaz.Kibir nefiste terbiye edilmiş olur.Nasıl terbiye olunur?Kimlere karşı kibirlenip ,kibirlenmiyeceğini görür insan.Ve siz kibri sıfıra indiremezsiniz.Kibri derviş kardeşlerinize karşı sıfıra indireceksiniz.Etrafınızdaki insanlara karşı sıfıra indireceksiniz.sıfıra indireceksiniz bakın eksiye değil.Eksiye indirirseniz bu sefer tersi olur o da kibir olur.Sıfıra indireceksiniz.Yani siz bir derviş kardeşinize karşı tepeden baktıysanız,birisine tepeden baktıysanız,onu bilmez,onu anlamaz,onu işte yapamaz,halledemez veya kendinizi ondan üstün gördüyseniz,kendinizi ondan faziletli ,ondan kıymetli gördüyseniz işte o zaman kibir hastalığına yakalandınız siz.Diyeceksiniz ki kibirle terbiye olmak,işte emmare'nin işi mi? Levame'de de kibir vardır.Mülhüme'de vardır, Mutmaine'de vardır, Radiye'de vardır, Mardiye'de vardır. Safiye'nin belli bir noktasına kadar da vardır.Belli bir noktadan sonra artık onun kibri terbiye olmuştur.O ancak Peygamber (s.a.v.)Hazretlerinin dediği gibi karşıdaki kimseye sadece normalde vücut gözü ile hükmetmez.Artık o kalp gözü ilede hükmetmez.O sır gözü ile hükmetmeye başlar ki,o sır gözü ile hükmeden kimse karşıdaki kimsenin hangi noktada kibirli olup ,olmadığına bakar.Sır gözü ile bakan kimse de kendisine kibirlenen kibirlenmez.ALLAH'a kibirlenene kibirlenir.Ama normalde kendisine kibirlenene kibirlenmek,Peygamber(s.a.v.)Hazretlerinin şeriati ile emrilir.Bu normalde avamın işidir.Bu normalde müminlerin işidir.Bu normalde hasul hasın işi değildir.Hasul Has olan ALLAH'a kibirlenene kibirlenir.Çünkü o kendi nefsinden geçmiştir.Kendi halinden geçmiştir.Kendi nefsinden ve halinden geçtiği için,artık o sadece ALLAH'a kibirlenenenlere kibirlenmeye başlar.ALLAH'a karşı büyüklük taslayanlara ,büyüklük taslar.ALLAH'ın karşısında gurura düşenlere karşı gurur yapar o.ALLAH'a karşı isyan edenlere ,ALLAH'ı tanımayanları o tanımaz.Bu sır gözü ile görenler için geçerlidir.Bu normal insanlar için geçerli değildir.Normalde müminler birisi kendisine kibirlendiğinde kibirlenir.Bu onun hakkıdır.Sizin hakkınızdır.Biriniz sizin dervişliğinizden dolayı,sizin bir tarikata bağlı olduğunuzdan dolayı,sizin geldiğiniz cemaatten dolayı,size tepeden bakabilir,size kibirlenebilir.Sizin hakkınız var,siz ona kibirlenebilirsiniz.Sizin hakkınız var siz de ona kibirlenebilirsiniz.Gerekli gördüğünüzde aklınız sizin ona kibirlenmeniz gerektiğini hükmedebilir.Burada yanılabilirsiniz.Burada yanılğıyı kaldırmak için,kalbi davranmanız gerekir.Yani aklınızı kalbinize dayamanız gerekir.Aklınızı kalbinizin içine koymanız gerekir.Yani akıl kalp ile bereber çalışırsa,o zaman insanın istikametini düzeltir.Aklın kalp ile çalışabilmesi için,aklın kalbin içine girmesi gerekir.Yani kalp onu ihata etmesi gerekir.Gönül onu içine alması gerekir.Ve o akıl kalbi bir akıl olur.Kalbi bir akıl olursa, kalp hata etme oranı azalır.Aslında HAK yolcusunun yolu orada durmak.Bir kısmı burayı yolun sonu görür.Sohbet içerisinden sohbet çıkıyor hakkınızı helal edin.Yani aklı kalbin içine girdiğinde ,o akıl kalbileştiğinde yolun sonu gibi gelir insanlara.Ehli tasavvufun yanıldığı noktalardan birisidir bu.Bu orada kalmıyacak. O kalp ruha tecelli etmeye başlayacak.Yani o kimse artık daha doğrusu ruhtan kastım sırra tecelli edecek.Sırra tecelli ederse,sırrın içerisine girerse komple,akıl kalbin içine ,kalp sırrın içerisine girerse o zaman o kimsenin hatası kusuru iyice aşağıya iner.Hatta daha ileride belkide onun günah işleme noktası,kapısı açıktır ama günah işleme noktası sıfıra inebilir.ALLAH muhafaza eğlesin.Bu onun masum olduğunu göstermez.Geçen ki sohbeti unutmayın.Bu onun hatasız kusursuz olduğunu göstermez.Öyle bir yanılgıyada düşmeyin.Ama onun bu noktada bakışı bu noktadaki feraseti,bu noktadaki anlayışı ve düşüncesi safileşmeye başlar.Ve safileşmeye başlayınca artık o baktığı insanlara sadece vücut gözü ile değil,kalp gözü ilede değil,o artık sır gözü ile bakmaya başlar ki bu eşyanın hakikatine vakıf olmak gibi birşeydir.İnsanın gönlünden geçene vakıf olmak gibi birşeydir.İnsanın gönlünden hatta geçmişini dahi geçmişte düşüncelerine dahi,vakıf olmak gibi birşeydir.Bu insanın geçmişteki düşüncelerine dahi vukufiyet arz eder.O kimse artık ona baktığında onun kalbine nazar eder,onun ruhuna nazar eder,ve o ruh neler yaşadıysa,neler düşündüyse onları dahi bu noktada CENABIHAK bir keşf açar,CENABIHAK bir ilham kapısı açar,onları dahi ne yapmış olur ,anlamış olur.Öğrenmiş olur.Bu farklı bir alandır.O yüzden normalde nefsi emmarenin hali gibi görünen kibir,hucu,haset,safiye makamına kadar bütün dervişhanda görülür,bütün herkeste görülür.Adam nefsi mutmainliğe gelir nefsi mutmainliğede bile kibir görülür onda.O an gelir bir kardeşine kibirlenebilir.Hal gören insanlar,rüya gören insanlar an gelir bu noktalara düşebilirler.Bunun ilacı ,bunun bu noktada en keskin,en keskin ilacı o kimsenin devamlı kendisini günahkar görmesi.Devamlı kendisini ALLAH'tan korkma noktasında görmesi.Devamlı kendisini tövbe noktasında görmesi.Devamlı kendisini oradaki topluluktan,topluluğun en aşağısı görmesi.O topluluğun en gühankarı,o topluluğun en hatalısı,o topluluğun en mücrim insanı görmesi gerekir.Ve ehli tasavvuh ne zaman ki kendini bu noktada bu görme noktasından yukarı aldı, o zaman hata eder,kusur işler.O zaman nefsine uyar.Bu hangi noktaya gelirsen gel,ister Levame'de ol,ister Mülhüme 'de ,ister Mutmaine'de ol,ister Radiye'ye gel,istersen Mardiye'ye gel,istersen Safiye'ye gel.O esnada sen eğer ki birisine tepeden baktı isen,sen hata ettin ,sen kusur işledin.Eğer ki sen birisine bu noktada sır gözü açılmadığı halde,sır gözü açılmış gibi insanlara kibirli davranıyorsan,sır gözün açılmış gibi insanlara tepeden bakıyorsan,sır gözün açılmış gibi insanları red ediyorsan, sen daha olgunlaşmamışsın,kemale ermemişsin.Oysa sır noktasına gelen kimseye ALLAH der ki :"Dön insanların arasına yine" O kimse insanların arasına dönmek zorundadır.Niçin? Osevgilisini anlatacak.O sevgilisini insanlara nakledecek.O sevgilisinin emirlerini söyliyecek.O zaman yine insanlara kibirlenme hakkı kalktı ortadan.Kibirlenen bir üstadın kim peşinden gider?Kibirlenen bir ALLAH dostunun kim peşinden gider?Kibirlenen bir kimse insanlara birşey anlatabilir mi ,birşey verebilir mi?Veya insanlardan kendisini üstün gören ,insanlardan kendisini üstün bir varlıkmış gibi,yüksekte gören bir kimsenin insanlara anlatabileceği birşeysi olablir mi?Olamaz ! O zaman kibir,hucup,gurur,insanlardan kendini yüksekte görmek,yükselmiş görme,insanlardan kendini farklı görme,insanlarla aranda ki diyolog da araya başka şeyler koyma ,hep ALLAH'tan uzaklaşma halleridir.ALLAH ile kendi arasına perde koymuştur o kimse.Aslında an ve an gün ve gün,dakika ve dakika ALLAH'tan uzaklaşıyordur o kimse.O zaman şöyle birşey çıkar önümüze.Evet insanlara kibirlenme hakkı orada durur ve insanlara kibirlenme bazı veliyullahta sır gözü açık olan veliyullah ALLAH adına kibirlenir.ALLAH adına gurur eder.ALLAH adına o kimseyi öğretmek için,o kimseyi terbiye etmek için,o kimseyi ikaz etmek için,irşad etmek için,o kimsenin içerisinde ki ALLAH inancını,ALLAH 'ın büyüklüğünü, kuvvetini ,kudretini,içinde ki var olan duyguyu ,o düşünceyi harekete geçirmek için,belkide onlara böyle davranabilir.O kimselerin aslında kibirlenene kibirlenmek dahi kibirli olan kimseye rahmettir.Bir vehçeden bakılırsa.Kibirlenene gururlanana, gurur yapmak,kendini beğenen bir kimseye kendini beğenme yapmak,bu sır gözü ile bakanlar,bunu yaparlar karşıya ilaç olsun diye.Merhem olsun diye.Niçin ? O kibirlenen kimse bakar ki ; "Kibirlenmek buymuş,kibrin karşısında durmak buymuş" der,kendi halini belkide görür,kendi halini göstermek için,evliyallah ,veliyullah,peygamberler,resuller kibirlenmişlerdir.ALLAH'a kibirlenenlerin hallerini kendilerine göstermek için.Aslında bu kibir onun üzerinde var olan kibir değildir.Bu kibir karşıda ki kimsenin içinde var olan kibirdir ki,karşıya vurur ve kendisine döner.Karşıya vurur o kibir,kendisine döner.Eğer ki bir kimse,kendisine Mutmaime makamına geldiyse,hiç kibirlenmesine gerek yoktur.Çünkü karşıdaki kibirlenen kimse ona vurduğu zaman kendisine geri döner.CENABIHAK Ayeti Kerime de der ki:"Sizin önünüze yaptıklarınız gelir" O zaman kibirlenen bir kimseye bir kibir gelir isabet eder.O gelen isabet eden kibir,aslında kibirlenenin kibridir.Karşıdakinin kibri değildir.O yüzden Muhammedi Mustafa (s.a.v.) Hazretleri "Kibirlenene kibirleniniz " derken kibirlenenenlere ilaç olarak söyledi merhem olarak söyledi.Yoksa kibirlenenlere karşı sizde büyüklük yapın manasında değil.Ona ilaç olsun ,ona merhem olsun,ona mafiret olsun,o anlasın o meseleyi ,ne yaptığını anlasın.Bir kimse zalimdir,zalimliğini anlıyamıyordur.O zalimin karşısına başka bir zalim çıkar,o zalimden intikam alır,zalim o zaman zalimliğini anlıyabilir.O yüzden zalimin karşısında zalim bir kimsenin durması zalime merhem gibidir,ilaç gibidir.Kafir kafirliğini ishar ediyordur.Kafir kendi şeditliğini ,kendi ALLAH korkusuzluğunu,ALLAH muhabbetsizliğini ishar ediyordur,onu durduran hiç kimse yoktur.Ama onun karşısına mümin bir kimse çıkar ve onun o şeditliği kendisine geri teper ve o zaman işte aşığın kılıcının,Muhammedi Mustafa'nın kılıcının Aliyel Haydari'nin kılıcının anlamı meydana çıkar.Aslında onlar kılıçlarını sallallarken kılıçlarında merhamet vardı,merhamet vardı,hidayet vardı.Onların kılıçlarında karşıya af vardı,tövbe vardı ve diyorlardı ki:"Gelin ! ALLAH'ın birliğine ,Muhammedi Mustafa'nın peygamberliğine ve kitaba iman edin ! " Evet kılıç korkusu vardır ,insanları ALLAH ' a doğru yönlendirir.O zaman kılıç korkusu burda bir merhamet oldu,rahmet oldu,ilaç oldu,merhem oldu.Bazen korku merhemdir insanlara ,ilaçtır.Biz korkuyu normalde şedit bir şey ,işte eksi bir veya negatif bir enerjiymiş gibi ,negatif bir oluşummuş gibi gelir bize.Ama bazen korku o negatifliğinin içerisinden pozitifliği çıkarır.Onun içerisinden bir nur meydana getirir.Ama nuru algılayamayanlar,anlayamayanlar korkuyu öcü gibi gösterirler.ALLAH muhafaza eğlesin.O zaman meseleyi dağıtmadan toparlıyayım.Kibirlenene kibirlenmek,gururlanana gururlanmak veya artık işte bu noktada nefsi emmare nin haliymiş gibi görünen şeyler evet emmarenin halidir.Ama bunlar hiçbir zaman insanın üzerinde bitmez.Ve bundan bir taraftan bakılırsa,bazen insanlara rahmet olur,merhamet olur,ilaç olur.O zaman gelin tövbe edelim,üzerimizde ki bu emmare'nin hallerini atalım.Ve muhakkak kendi dairemizde hatalat kusurlar işlemişizdir.Muhakkak kendi dairemizde böyle yanlışlıklar yapmışızdır.ALLAH bizleri muhafaza eğlesin ,korusun inşallah.Bunlar bütün din kitaplarında veyahutta tasavvufun yazıldığı eserlerde sırf emmarenin halleri gibi görülür.Emmareye atfedilmişdir bunlar,bu tip haller.Ama unutmayın ! Bu haller bütün nefis meratiplerinde ,son noktaya kadar bütün herkestede görülebilir.ALLAH muhafaza eğlesin.Ve her nefis meratibinde görüldüğü menfez aynı değildir.Levvame'de kibir başka türlü tecelli eder,Mülhüme'de başka türlü tecelli eder,Mutmaine' de başka türlü tecelli eder.Ama bu noktada sizin kendi daireniz algılayacağınız bir tek birşey olucak.Biz hiçkimseye kibirlenmeyin , büyüklenmeyin.

Asıl kibir nedir biliyormusunuz? Asıl kibir ALLAH 'a büyüklenmektir.ALLAH 'a tepeden bakmaktır.Bundan sakının ! İnsanlar farkında olmadan ALLAH ' a kibirlilik yapıyorlar,bilmiyorlar veya biliyorlar.İnsanlar farkında olmadan ALLAH 'a karşı gururlanıyorlar.Farkında olmadan ALLAH 'a karşı büyükleniyorlar.Farkında değiller.Çünkü körler."Hepiniz körsünüz " diyor ya ! Öldüğünüzde uyanırsınız.Öldüğünüzde gözünüz açılır.Bu acı birşeydir.İnsanlar farkında değildir ALLAH ' a kibirlendiklerinin ve bakarız biz ,hep kibirlenen insanlara buğuz ederiz."Bize kibirli davrandı ,bize tepeden baktı.Bizi beğenmedi.Bizi yanlış gördü,bizi eksik gördü.Bize şöyle baktı ,bize şöyle dedi "deriz. Kendimizin ALLAH 'a karşı olan kibrimizi görmeyiz hiç.Gelin ! ALLAH'a dönün tövbe edin ! Eğer ki bir kimse bile bile bir günahı işliyorsa o ALLAH' a kibir değildir de ne dir ki ? Bir hatayı bile bile ,bir kusuru bile bile ,bir yanlışı bile bile yapıyorsa o ALLAH 'a meydan okumak değilmidir? O ALLAH'a bile bile isyan etmek değilmidir?ALLAH'ın bir şeye kızacağını bile bile bir kimse bir şey yapıyor sa; o ALLAH'a karşı sekeşlik değilmidir ki? Biliyorsunuz ki ALLAH ona kızacak.Biliyorsunuz ki ALLAH onu kötülemiş.Biliyorsunuz ki ALLAH onu men etmiş.Men ettiği ,kötülediği bir şeyi bile bile yapmak ,bile bile onu işlemek veyahut yapabileceğiniz bir şeyibile bile yapmamak.Zikrullah var gitmemek,ders var çekmemek,sabah namazını bile bile terk etmek,namazı bile bile terk etmek,orucu bile bile terk etmek.Bu kibir değil de ,gurur değil de nedir ki? ALLAH'ın rahmet halakasını ,rahmet deryasını bile bile terk etmek.Balık kendinibile bile dışarı atarsa öleceğini bile bile dışarı atarsa ahmak değilmidir? Ahmaktır öyle değil mi?Bile bile kendini dışarı atarsa ve bile bile kendisini öldürürse onun eti dahi yenmez.Eti yenir mi ? Yenmez! Butün şeriat Hanifi'ler demişler ki:"Denizden ölü balık yenmez" öyle değil mi?Neden ? Ölmüş.Kendiliğinden ölmüş.Bile bile kendini deryadan dışarı attı.Bile bile insan ALLAH 'ın rahmetinin dışına atarsa; hali ne olur ki acaba?Eti yenir mi onun? Eti yenmez,eti acılaşır onun.Onun bakışı acılaşır,düşüncesi acılaşır ,lezzeti tadı kalmaz.O yüzden rahnet deryasından dışarı kendinizi atmayın.Tövbe kapısına iyi tutunun.ALLAH bizi onlardan eğlesin.

Atabinyesa'dan rivayet edildiğine göre :"Resulallah (s.a.v.)Hazretleri Muaz Bin Cebeli Yemen'e göndermiş.Muaz'ı biliyorsunuz ,Yemen'e vali tayin etmişti Peygamber(s.a.v.)Hazretleri.Meşhurdur ya "Ya Muaz ! Neyle amel edeceksin?" dedi."Kur'an 'la ya Resulallah" dedi."Bulamazsan ya Muaz ?" dedi."Senin sünnetinle ya Resulallah" dedi."Bulamazsan ya Muaz? " dedi."Kıyas ederim fıkh ederim ya Resulallah" dedi.ALLAH Resulü (s.a.v.)Hazretleri tebessüm etti.Dişleri göründü tebessüm ederken.Onun hoşuna gitti onun zekası.Çünkü o , Peygamber (s.a.v.) Hazretlerinin halakasında yetişmiş zatlardan birisi idi.Ashabı Süpha'dandır.Biliyorsunuz Ashabı Süpha ticaret yapmazdı.Mal alıp satmazlardı.Sığırı kuyruklarından tutmazlardı.Onların hurma bahçelikleri de yoktu.Ya ! Zıraat yok,hammalcılık yok,ticaret yok,Ashabı Süphe sadece cihat ederdi.Ve orada ilim teczizat ederlerdi. İslamı öğrenirlerdi. Ve bir yere vali, bir yere nakip,bir yere nükabba,bir tarafa nücebba tayin edilecek ise, Muhammedi Mustafa(s.a.v) Hazretleri onların içerisinden tayin ederdi.İşte onların içlerinden birisi olarak Muaz Bin Cebel.Onuda Yemen'e vali tayin etti.Ve Peygamber (s.a.v.)Hazretleri böyle ona sorduktan sonra ona dedi ki:"Ya Resulallah ! Bana tavsiyelerde bulun "Bana tavsiyede bulun."Ey ALLAH'ın Resulü bana ne tavsiye edersin?"diye sormuştu.Bana bir tavsiyede bulun.Dikkat edin ! Resulallah'ta (s.a.v.)Hazretleri :"Gücün yettiği kadar ALLAH'tan kork."Gücün yettiği kadar ALLAH'tan kork."Her nerede olursan ol,ALLAH'ı hatırla " Yani ALLAH 'ı zikret."Bir kötülük işlediğin zaman ,hemen ardından tövbe et,gizli günahlarına,gizli,aşikar olanlarına da açıktan tövbe et" tavsiyesinde bulundu. Bunu daha önce Tergip'ten okumuştum size bu Hadisi Şerifi.Her nerede olursanız olun, gücünüzün yettiğince birinci derece ALLAH'tan korkun. ALLAH'tan korkmak ! ALLAH'tan korkmak bakın.Burada enterasan bir mesaj var. Enteresan bir nokta var.ALLAH'tan korkmak. ALLAH'tan ! ALLAH'ın cehenneminin azabından değil, cehenneminden değil, ALLAH'ın kullarından değil, ALLAH'ın dağondan, ovasından, ırmağından denizinden, gök gürlemesinden değil. Tabiat afetlerinden değil. Depremden değil, yangından değil. Sel felaketinden değil. ALLAH 'tan korkmak ! İnsanlardan değil. İnsanlardan değil. İnsanların koyduğu hükümlerden değil. İnsanların koyduğu düzenlerden değil. İnsanların hayat standartlarından değil. Yaşam standartlarından, bakışlarından,fikriyatlarından değil. İnsanların sana bakışlarından, senin hakkındaki düşüncelerinden, senin hakkındaki kararlarından değil. ALLAH 'tan kork! Gücünün yettiğince ! Demekki ALLAH'tan korkmaya güç yetirmek var. ALLAH'tan korkmanın belli bir dereceleri var.Belli bir sınırları var, belli menfezleri var.Belli bir yüksekliği var.Gücünün yettiğince ! Yani gücünün yetmediği yerler olucak ALLAH 'tan korkma noktasında. Sen gücünün yettiğinden sorumlusun. Gücünün yetmediğinden sorumlu değilsin. O zaman ALLAH'tan korkmaya takat getirmek,güç getirmek var. ALLAH'tan korkmak var.ALLAH'tan korkmak ! Bütün peygamberler ümmetlerini ALLAH'a davet etmişlerdir. Peygamberlerin hiçbirisi de "Benden korkun "dememiştir. Peygamberlerin hiç birisi kitaptan korkun demiştir. Peygamberlerden sonra gelen peygamberlerin havarileri olsun,velileri olsun, evliyaları olsun,onların salihleri olsun,ve onlardan sonra gelen salihlerin salihleri olsun; hiçbir zaman şunu dememilerdir:"Bizden korkun,benden korkun" Hiç bir zaman dememişlerdir:"Peygamberden korktum " diyen olmamıştır hiç. Ümmeti Muhammedin içerisinden bir ferd dahi şunu dememiştir, "Peygamberden korkun " dememiştir.Veya hiçbir kimse" şu veli zattan ,şu evliyadan kokun " demez.Derse; aptaldır,salaktır,cahildir.Ya ALLAH'tan korkun ! ALLAH'tan cehennem için korkulmaz.Yani cehennem olmamış olsaydı ALLAH'tan korkulmıyacakmıydı?Cennet olmamış olsaydı ALLAH'tan ümid edilmiyecekmiydi? Cennet olduğu için mi ALLAH'ı sevcez ibadet edeceğiz? Cennet varsa mı namaz kılacağız?Cennet varsa mı ALLAH'ı zikredeceğiz? Cennet varsa mı hayır hasenet te bulunacağız? Cennet varsa mı tövbe edeceğiz? Cennet varsa mı iman edip ALLAH'ın peşinede koşacağız? Veya cehennem olduğu için mi ALLAH'a iman edeceğiz? Cehennem olduğu için mi namaz kılacağız,oruç tutacağız, hayır hasanet yapacağız? Cehennem olduğu için mi ALLAH'ı zikredeceğiz? H A Y I R ! ALLAH bunu istemiyor bizden ! Biz ALLAH için İslam olacağız.Biz ALLAH için mümin olacağız. Biz ALLAH için Müslüman olacağız.Biz ALLAH için ALLAH'ı zikredeceğiz.Biz ALLAH için ALLAH 'tan korkacağız.Biz onu sevdiğimiz için ondan korkacağız.Ve ondan korkumuz insanların korkusu gibi öcüleşmekten değil,ondan korkumuz onunla ayrı düşmekten.Ondan korkumuz onunla aramıza perde koymaktan.Ondan ona olan korkumuz onun bizi cehenneme atar noktasında değil.Bizi sıratten geçirmez de baş aşağı bizi cehennem çukuruna atar diye değil.Ondan korkumuz bizi mahşere çıkarıpta ,mahşer halkı önünde utandırır diye değil.ALLAH için onu sevdiğimizden ! ALLAH için ibadet ! ALLAH için tövbe etmek,ALLAH için korkmak o ! İnsanlar vardır cennet için ibadet ederler, insanlar vardır cehennem korkusuyla kendilerini haramdan sakındırırlar.Hayır ! Ehli Tasavvufun işi bu değil.Bizim işimiz bu değil.Bizim anlıyamayabilirler,algılayamayabilirler,bizim fikirlerimiz bu noktada insanlara uçuk gelebilir.Hayır ! Biz cehennem korkusu için ALLAH 'tan korkmıyacağız. Hayatım boyunca cehennem korkusu ile ALLAH'tan korkmadım hiç. O birgün benimle görüşmezse, o bir gün ben onu hatırlayamazsam,onu bir gün ben zikredemezsem,birgün onun zikri gönlümde yerleşmezse,ondan korktum.Bakın ashabın korkusu ne kadar güzel.Ağlıyor hüngür hüngür,"neden ağlıyorsun,neden harap ediyorsun kendini"O şefkat timsali ,o merhamet timsali Muhammedi Mustafa soruyor:"Korkuyorum Ya Resulallah ! " "Neden korkuyorsun? " "Ya Resulallah cennete girerim de,cennete giremem diye korkum yok,cennette seninle beraber olamamaktan korkuyorum ya Resulallah" Korkuya bakın ! O sevgililer sevgilisi ile beraber olamamaktan korkuyor.Onu orada görememekten korkuyor."Olurda sen yukarlarda olursun " diyor "Ben aşağılarda dururum da seni göremem diye korkuyorum ya Resulallah " diyor.Korkuya bakın ! Sevgiliyi görememe korkusu.Hücrelerine işlemiş ,damarlarına işlemiş,kalbine işlemiş,ruhuna işlemiş,feryat feryat üstüne gidiyor,sırrına işlemiş.Onun sırrına vakıf olan Muhammedi Mustafa soruyor :"Neden korkuyorsun ?"Çünkü korktuğundan emin,müjdesini verecek.Korktuğundan emin olmanın yolunu gösterecek.Korkunun dışına çıkarmanın menfezini gösterecek ona.O korkudan kurtaracak.O korkudan öbür tarafa geçirecek onu."Neden korkuyorsun?"Ya Resulallah seni görememekten korkuyorum"Sevgiliyi görememek.Onu sabaha kadar ağlatmış.Kimbilir kaç gece ağlattı onu.Kimbilir kaç gündüz hüzünle dolaştı.Kimbilir kaç gecelerini feryat feryadına ekledi.Kim bilir kaç gece öyle ahuzar etti ki gök sallandı,Arşı Ala ırgalandı.Melekler,bütün melekler feryat feryat üzerine eklediler "Ya Rabbi ! Bu kulunun feryadına bak " diye.Ve Muhammedi Mustafa ile karşılaştırdı ALLAH ! Dedi ki:"Neden korkuyorsun ? " "Seni görememekten ya Resulallah,seni duyamamaktan,seni işitememekten,senin o nur cemalini seyredememekten.Çünkü senin cemalinde ALLAH var.Senin sesinde ALLAH var,senin gülüşünde ALLAH var,senin duyuşunda ALLAH var,senin sözünde ALLAH var,senin kalbinde ALLAH var,senin cemalinde ALLAH var.Eğer seni bir an göremezsem,ALLAH'ı görmüyormuşum gibi olurum.Eğer seni bir an duymuyorsam ALLAH ile aramda irtibatın kesildiğini anlarım,o yüzden diyorum ki ya Resulallah seni bir an görememekten korkuyorum.Bir an sesini duyamamaktan korkuyorum.Bir an gönlümden senin uçup gideceğinin korkusu var,kuş gibi kafesten uçar gidersen ,ben ne yaparım ya Resulallah ! Bir an önüme gelmezsen,suretini göstermezsen,hayalini göstermezsen,sesini duyurmazsan ben ne yaparım ya Resulallah ! Elimden tutmazsan,beni karanlık dehlizlerden çıkarmazsan ben ben ne yaparım Ya Resulallah ! Benim elimden kim tutar,gözüme kim bakar,dilimden kim konuşturur,yüreğime kim dokunur benim ya Resulallah ! " ALLAH Resulü dönüp bakıyor ,nazar ediyor,kalbine ,ruhuna ,sırrına nazar ediyor.Ve sırrına bakıyor ki: kalbinde ALLAH sevgisi ,sırrına bakıyor ki kalbinde Muhammed sevgisi iç içe !
"Kişi sevdiği iledir,kişi sevdiği iledir,kişi sevdiği iledir" diyor.Kişi sevdiği iledir kalbe nazar ediyor.Kişi sevdiği iledir bu kalbin ilacıdır.O bu kalbin halidir.Birinci değişi.
Kişi sevdiği iledir .Evet Bu ruhun ilacıdır.Kişi sevdiği iledir.Bu sırrın ilacıdır.Kişi sevdiği iledir.O zaman sevdiği ileyse,sevgiliden ayrılma korkusu vardır ondan.Sevdiği ileyse sevdiğinin kuş misali uçup gitme korkusu vardır.Sevdiği ileyse ,o zaman gözünü bir daha görememe,hayalini bir daha görememe korkusu vardır.Sevdiği ileyse bir an onun elini tutamama korkusu vardır.Onun izine basamama,onun kokusunu duyamama,onun sesini işitememe korkusu vardır.Evet ! Korkmak ilaçtır,merhemdir.Sevene merhemdir o.Sevene merhamettir.Sevene şefkattir korkmak.Evet .Seven korktukça sevilenin ona karşı muhabbeti artar.Seven korktukça,sevdiğimden ayılırım diye sevdiğinin daha çok hoşuna gider.Sevilen merhametle bakar,şefkatle bakar,muhabbetle bakar ona.Ve başını okşar onun "Korkma ! Ben senin yanındayım " der.Ama o her seferinde o korku deryasından,başka bir korku deryasına atar.Başka bir hasret deryasına atar.Hasretle korkutur çünkü.İnsanlar hasret çekmekten dahi korkarlar.Neden ?Onların içlerinde hasretten bir ilaç yoktur.Hasretten bir numune yoktur.Hasret büyük korkunun büyük yolu.Hasret çekersin,"Bir gün göremezsem ne yaparım "diye.Hasret çekersin "Seni zikredemezsem ne yaparım " diye.Hasret çekersin,"Namaz kılamazsam ne yaparım" diye.Hasret çekersin namazda mı geleceksin?Hasret çekersin,oruçta mı geleceksin?Hasret çekersin ,duada mı geleceksin?Hasret çekersin tövbede mi geleceksin?Hasret çekersin ,zikrullah halakasında mı geleceksin?Hasret çekersin ,gecenin yarısında mı geleceksin,sabahın köründe mi geleceksin?Yoksa en zifiri noktada ,karanlığın en iç noktasında mı geleceksin? Hasret çekersin...O hasret hep yanında korkuyu getirir.O hasret yanında korkuyu hep kolunda getiri.Bakarsın ki hasret yapayanlız gelmemiş,korku yanında.Bakarsın ki sevda yapayanlız gelmemiş,sevdanın bir kolunda da korku var.Korkmayan sevmiyodur.Korkmayan aşık değildir.Korkun korkmayandan! Ağlamayan aşık değildir.Gözünün ağlaması önemli değildir, kalbin ağlaması önemlidir.Kalbin ağlaması da önemli değildir.Ruhun ,sırrın ağlaması önemlidir. Korkmayan ağlamaz.Kalbi taşlaşmıştır, yüreği taşlaşmıştır,ruhu taşlaşmıştır onun. Sarmıştır bütün kötülükler.Sarmıştır bütün karanlıklar onu ruhunu. İnsanlar giderler Ganj Nehri'ne girerler. Kötülüklerden yıkanmak için. Oysa kötülüklerden yıkanmak, iylik yapmaktır, tövbe etmektir. Kötülüklerden yıkanmak ,birdaha geri dönmemecesine tövbe etmektir. Kötülüklerden yıkanmak ALLAH'a vuslat olmaktır.Ruhu temizlemektir.Ruhun üzerinde ki kiri pası atmaktır. Yıkanmanın amacı odur.Tövbe ile yıkanın, göz yaşı ile yıkanın.Aşkın suyu ile yıkanın.Aşkın suyu ile yıkanamazsanız ,tövbeniz tövbe olmamıştır.Sevda suyuna girmeyenler,sevda nehrine girmeyenler,sevda deryasında yüzmeyenler oraya dalmayanlar sevemezler asla.Tövbeleri dilde,muhabbetleri dilde,sevgileri dilde,ağlamaları dilde,zikrullahları dilde,amelleri,ihlasları herşeyleri dildedir.Aşıksan sevda gölüne gir ! Aşık isen ,sevda nehrine dal.Aşık isen,sevda okyanusuna dal.O zaman yıkanman yıkanma olacaktır.Tövben tövbe olucaktır. O zaman zikrullahın zikrullah olucak.Neyi niçin zikrettiğini anlayacaksın.Aslında zikredenin senden kim olduğunu göreceksin.O zaman zikrin deryasına gireceksin. ALLAH..! dediğinde o zaman kalbinde ALLAH ve mı yok mu göreceksin. Dil kalbe gelecek, kalpten ruha, sırra erecek zikrullah. Sırrınla ALLAH diyeceksin. Ruhunla ALLAH diyeceksin. Kalbinle ALLAH diyeceksin.O zaman işte o kalbi ALLAH muhafaza edecek.O zaman diyecek ki şeytana : "Ey şeytan ! Sen benim gerçek kullarıma hiçbirşey yapamazsın ! " "Niçin " "O benim gerçek kulum ! Sen ona tecelli edemezsin ! Sen onu emrine alamazsın,sen ona herhangi birşey yapamazsın" vuracak tokatı .Kim ? ALLAH VURACAK ALLAH...!

Şeytandan muhafaza edecek olan o.Ama bizi muhafaza noktasına götürecek olan,ALLAH'a olan aşkımız,ALLAH'a olan sevgimiz. ALLAH'a olan muhabbetimiz. ALLAH'a olan davranışımız, yaklaşmamız. Gelin! ALLAH'tan hakkıyla korkun. CEBABIHAK diyor ya "O hakkıyla iman edenler varya ,gerçekten ALLAH'tan da hakkıyla korkanlar onlardır" ALLAH'ın gerçek kulları ALLAH 'tan hakkıyla korkarlar.O zaman gelin kardeşler yeniden hayatımıza çeki düzen verelim. Yeniden düşüncelerimize, aşkımıza, muhabbetimize, sevdalarımıza bakalım. Gönlünde ALLAH sevdası olanın ,gönlünde başka bir sevda olmaz.Gönlünde ALLAH korkusu olanın başka korkusu olmaz. Şeyhinden korkuyor ,zavallı.Üstadından korkuyor zavallı.İnsanlardan korkuyor, zavallı.Üstadın elinde ne var,şeyhin elinde ne var?Sen ALLAH'tan kork ! O da ALLAH'tan korkuyor.Sen ALLAH'a yaslan ,o da ALLAH'a yaslanıyor."İYYAKANABÜDÜ VE İYYA KENESTAİN" "Biz şeyhimizden korkarız " dedi geçenlerde dervişin birisi üzüldüm. "Şeyhin biliyor mu bunu ? " dedim ben."Biliyor" dedi."O bize tavsiye etti" "Dedi ki "dedi." Üstadınızdan korkulur" Hayır üstaddan korkulmaz. Üstaddan ayrı kalmaktan korkulur.Evet o halakadan ayrı durmaktan,salihlerden ayrı olmaktan korkulur.Çünkü ALLAH emretmiş.Demiş ki Fatiha'da "Yarabbi o salihlerle bizleri beraber eğle " Biz beraber olmamaktan korkarız.Biz onlarla kolkola girememekten korkarız. Şahı Geylani kolumuzu bırakır diye korkarız. Şahı Üftade elimizi bırakır diye korkarız. Şahı Mevlana kapıda durmaz,bizi durdurmaz diye korkarız.Başımızı gelip okşamaz diye korkarız.Bize tebessüm etmezler diye korkarız. Korkarız...! Onların izinden gidememekten korkarız. Onların yolundan gidememekten korkarız. Korkarız..! Yoksa onların cehennemi yok. Onların cenneti de yok.Bizim korkumuz ondandır,başka birşeyden değildir.Biz ALLAH'ın sevdiklerinden, ALLAH'ın sevenlerinden uzak durmaktan korkarız. ALLAH'ın merhamet ettiklerinden, ALLAH'ın affa uğrattıklarından, emin kıldıklarından uzak dururuz diye korkarız.O yüzden dua ederiz hergün :"Yarabbi ! Bizi salihlerle beraber eğle" Bizim gücümüz yetmez ,kuvvetimiz yetmez,kudretimiz yetmez,ilmimiz yetmez,aşkımız yetmez,sen bizi beraber eğlersen biz beraber oluruz.Sen bize lutfedersen biz zikrederiz.Sen bize lütfedersen biz namaz kılarız.Sen bize lütfedersen seni anlarız.Sen bize lütfettiğin kadar biz sana inanırız.Sen bize lütfettiğin kadar seni zikrederiz. Sen bize lütfettiğin kadar bizim gözümüz açılır,gönlümüz açılır.Sen bize lütfettiğin kadarıyla biz sır gözü ile bakarız.Sen bize lütfettiğin kadar biz ruh gözü ile bakarız.Sen bize lütfetmezsen bir hiçbirşey bakamayız. Hiçbirşey göremeyiz.Bizde körlerden oluruz.Ahirette dahi uyanamayız belkide. ALLAH'tan korkarsın evet...! Ama ondan ayrı düşmemek için korkarız.Ondan uzaklaşmamak için korkarız.ALLAH bizi affetsin inşallah. Haklarınızı helal edin.Üç İhlas ,bir Fatiha. AMİN
 
ÇEVİREN : İstek çalışkan - Bu e-Posta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir